Orta Doğu'da tansiyonu yükselten yeni bir diplomatik gelişme, İslam dünyasının önde gelen ülkelerini ortak bir paydada buluşturdu. Gazze Şeridi'ne insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan ancak İsrail güvenlik güçleri tarafından deniz ortasında durdurularak alıkonulan Küresel Sumud Filosu'ndaki aktivistlerin maruz kaldığı muamele, uluslararası arenada infial yarattı. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu sekiz ülkenin dışişleri bakanları, insani yardım gönüllülerine yönelik sergilenen tutuma karşı diplomatik bir cephe oluşturdu. İsrail Kabinesi'nin radikal çıkışlarıyla tanınan aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in talimatları ve uygulamaları doğrultusunda gerçekleşen hadiseler, yayımlanan sert bir bildiriyle dünya kamuoyunun gündemine taşındı.

İslam dünyasının lider diplomatlarından Tel Aviv'e sert kınama

Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları, imzaladıkları ortak yazılı metinle İsrail hükümetine karşı net bir duruş sergiledi. Ankara ve diğer bölge başkentlerinden eş zamanlı olarak duyurulan açıklamada, akreditasyonu ve insani amacı belli olan bir filonun katılımcılarına yönelik gözaltı sürecinde yaşananlar masaya yatırıldı. Bakanlar, gözaltı merkezlerinde tutulan aktivistlere karşı bizzat Itamar Ben-Gvir’in gözetiminde veya talimatıyla gerçekleştirilen uygulamaları dehşet verici, onur kırıcı ve hiçbir surette kabul edilemez olarak nitelendirerek en ağır ifadelerle protesto etti. Küresel kamuoyunun gözü önünde yaşanan bu krizin, diplomatik teamülleri altüst ettiği belirtildi.

Uluslararası hukukun ihlali ve insan onuruna yönelik saldırılar

Yayımlanan ortak deklerasyonda, aşırı sağcı bakanın alıkonulan sivil aktivistleri kameralar önünde ve toplum nezdinde bilinçli bir biçimde hedef göstermesi, aşağılaması ve psikolojik baskıya maruz bırakması sert sözlerle eleştirildi. Diplomatlar, bu tarz bir yaklaşımın evrensel insan onuruna yönelik utanç verici bir suistimal olduğunu kaydetti. Yaşananların sadece bireysel bir hak ihlaliyle sınırlı kalmadığı, İsrail'in imzacısı olduğu uluslararası insancıl hukuk sözleşmeleri ile küresel insan hakları mevzuatından doğan yükümlülüklerini açıkça çiğnediği aktarıldı. Bununla birlikte, işgal altındaki Filistin topraklarında sivil halka yönelik sistematik hale gelen kışkırtma eylemlerinin ve yasa dışı müdahalelerin de aynı barbarca zihniyetin bir ürünü olduğu ifade edildi.

Gazze Aa 2122684

Devletten vefa borcu: 571 şehit yakını ve gazi kamuda göreve başlıyor!
Devletten vefa borcu: 571 şehit yakını ve gazi kamuda göreve başlıyor!
İçeriği Görüntüle

İki devletli çözüm umutlarını baltalayan tehlikeli provokasyonlar

Bölgesel barış arayışlarının önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen radikal söylemler, sekiz ülkenin dışişleri bakanının ortak metninde geniş yer buldu. Bakanlar, Tel Aviv yönetiminin aşırılıkçı kanadını temsil eden Ben-Gvir'in hayata geçirdiği fevri ve provokatif hamlelerin, coğrafyadaki nefret iklimini ve radikalizmi körüklemekten başka bir amaca hizmet etmediği uyarısında bulundu. Bu tür saldırgan politikaların, uluslararası toplumun üzerinde mutabık kaldığı iki devletli çözüm vizyonunu tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediği ve adil, kalıcı bir barış ortamının tesis edilmesine yönelik diplomatik çabaları baltaladığı net bir dille beyan edildi.

Uluslararası topluma çağrı: Hesap verilebilirlik sağlanmalı

Ortak bildirinin son bölümünde, uluslararası mekanizmaların ve küresel aktörlerin daha fazla vakit kaybetmeden devreye girmesi gerektiği savunuldu. Bakanlar, başta Itamar Ben-Gvir olmak üzere yasa dışı uygulamalara imza atan tüm İsrailli yetkililerin adalet önünde hesap vermesini sağlayacak adımların atılmasını talep etti. Benzer provokasyonların ve insan hakları ihlallerinin bir daha tekrarlanmaması adına uluslararası toplumun somut yaptırımları ve önleyici tedbirleri devreye sokması gerektiği bildirildi. Gazze ve Batı Şeria başta olmak üzere, işgal altındaki tüm topraklarda hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi, alıkonulan tüm bireylerin insani şartlarda muamele görmesi ve evrensel bildirgelerin eksiksiz uygulanması noktasında diplomatik baskının artırılarak sürdürüleceği kararlılıkla vurgulandı.

Kaynak: İHA