Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, şeker pancarı üretimi, iklimsel etkileri, ekonomik değeri ve sektörün karşı karşıya olduğu tehditlere ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Şeker pancarının sadece basit bir tatlandırıcı olmadığını vurgulayan Çalış, ürünün toprağa tohumun düştüğü ilk andan fabrikadaki işleme süreçlerine kadar sunduğu katma değerle Türkiye'nin stratejik gıda ve ekonomi kalesi konumunda olduğunu belirtti.
ORMANLARDAN 3 KAT FAZLA OKSİJEN ÜRETEN BİYOLOJİK FABRİKA
Şeker pancarının ekolojik dengeye olan katkılarına dikkat çeken Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, bitkinin iklim dostu bir yeşil akciğer görevi gördüğünü ifade etti. Çalış, "Bir dekar şeker pancarı tarlası, vejetasyon süresi boyunca gerçekleştirdiği yüksek fotosentez aktivitesiyle 6 kişinin yıllık oksijen ihtiyacını tek başına karşılamaktadır. Birim alanda sağladığı gaz alışverişi ve fotosentez performansı sayesinde, aynı büyüklükteki bir orman alanından 3 kat daha fazla oksijen üretmektedir. Atmosferdeki serbest karbondioksiti hızla bağlayarak toprak organik maddesine dönüştüren bu bitki, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede son derece etkili doğal bir karbon yutak alanı işlevi görmektedir" dedi.
TOPRAĞIN GİZLİ GÜCÜ: KENDİNDEN SONRAKİ BUĞDAY VERİMİNİ YÜZDE 20 ARTIRIYOR
Şeker pancarı tarımının toprağı havalandıran ve disipline eden agronomik bir güce sahip olduğunu dile getiren Çalış, ekim nöbetinin önemine değindi. Pancar sökümü sonrasında toprakta kalan zengin kök artıklarının gelecekteki üretim için güçlü bir taban oluşturduğunu aktaran Celil Çalış, "Saha araştırmaları ve yapılan analizler, şeker pancarı ekim nöbetini takip eden dönemde aynı tarlaya ekilen buğdayda rekoltenin yüzde 20’ye varan oranlarda arttığını kanıtlamaktadır. Bu sistemik çarpan etkisiyle şeker pancarı, toprak yapısını koruyan bir tarımsal sigorta ve sürdürülebilir tarımın ana omurgasıdır" değerlendirmesinde bulundu.
3 BUÇUK MİLYAR DOLAR SANAYİ DEĞERİ VE BÜTÜNCÜL EKONOMİ
Şeker pancarının oluşturduğu ekonomik büyüklüğü paylayan Çalış, sanayi katma değerinin yaklaşık 3 buçuk milyar doları bulduğunu belirtti. Üreticilere ödenen toplam miktarın yaklaşık 1 buçuk milyar dolar seviyesinde olduğunu kaydeden Çalış, doğrudan 500 milyon dolarlık bir net çiftçi refahı oluştuğunu bildirdi. Tarımdaki teknolojik dönüşüme de değinen Çalış, "2000 yılında 18,75 milyon ton olan pancar üretimi; 2020’de 23 milyon tona, 2023’te 25,2 milyon tonluk rekor seviyeye ulaşmıştır. Bu süreçte hektar başına verim 45,9 tondan 68,5 tona yükselmiş olup, 2026 üretim döneminde ise yaklaşık 22,5 milyon ton şeker pancarı üretimi beklenmektedir" açıklamasında bulundu.

ŞEKER PANCARI FİYAT POLİTİKASI
Fiyat politikaları ve maliyet kalemleri hakkında açıklama yapan Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, "2025 yılı şeker pancarı alım fiyatı kota tamamlama bedeli dahil 3 bin 100 lira/ton olarak işlem görmüş; 2026 yılı şeker pancarı alım fiyatı ise kota tamamlama bedeli dahil 3 bin 720 lira/ton, her polar artışı ile 223,5 lira/ton artı değer ile işlem görecektir. Açıklanan fiyatlar üreticinin beklentisinin altında kalsa da 2026 yılında da şeker pancarı tarımı tarla bitkileri üreticisinin en kazançlı üretim yaptığı ürün olmuştur. Ancak gübre, tohum, mazot, zirai ilaç ve elektrik fiyatlarındaki artışlar üreticinin maliyet yükünü yükseltmiştir" ifadelerini kullandı.
KONYA’NIN ÖRTÜLÜ SU İHRACATI VE LOJİSTİK TEHDİT
Konya Ovası'nın Türkiye pancar üretiminin yüzde 35’ini, şeker üretiminin ise yüzde 40’ını tek başına karşıladığını hatırlatan Çalış, bölgede yaşanan su transferi riskine dikkat çekti. Konya’da üretilen pancarların il dışındaki fabrikalara taşınmasının lojistik maliyetler doğurduğunu ve su krizini derinleştirdiğini vurgulayan Çalış, "Ağır bir hidrolojik kriz yaşayan Konya Havzası’nın kıt yeraltı sularıyla yetiştirilen pancarın il dışına taşınması, teknik olarak bölgenin suyunun sanal ve örtülü su ihracatı şeklinde transfer edilmesidir. Su krizi yaşayan bir havzanın öz kaynaklarını bu şekilde dışarıya aktarmak büyük bir stratejik planlama hatasıdır" uyarısında bulundu.
MASUM GÖRÜNEN TEHLİKE: BİN 400 TON KAÇAK TATLANDIRICI 70 BİN TON ŞEKERİ SİLİYOR
Piyasadaki tatlandırıcı tehdidine ve kaçak ürünlere değinen Celil Çalış, yasadışı yollarla ülkeye sokulan sentetik tatlandırıcıların yerli üreticiye zarar verdiğini ifade etti. Çalış, "Yurt dışından kaçak yollarla giren yaklaşık bin 400 ton sentetik tatlandırıcının tatlandırma gücü doğal pancar şekerine göre 50 kat daha yüksektir. Bu bin 400 tonluk kaçak kimyasal, gerçekte 70 bin tonluk pancar şekerini piyasadan tamamen silmektedir. Ucuz olduğu için tercih edilen bu tatlandırıcılar halk sağlığında ağır tahribatlar yaratırken, yerli imalatçının stoklarını şişirmekte ve çiftçinin kota güvenliğini baltalamaktadır." dedi.
SADECE TARIM DEĞİL, 5 BAKANLIĞI İLGİLENDİREN MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ
Gıda güvenliğinin milli güvenlik kadar stratejik bir konu olduğunu vurgulayan Çalış, şeker pancarı yönetişiminin Tarım ve Orman, Sanayi ve Teknoloji, Ticaret, Sağlık ve Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere 5 temel bakanlığın ortak sorumluluğunda yürütülmesi gerektiğini belirtti.
AĞZIMIZIN TADI KAÇMASIN
Sürdürülebilir üretimi vurgulayan tamamlayan Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, "Tüketiciyi korumanın yegâne yolu, önce üreticiyi ve sanayiciyi korumaktan, onların kârlı ve sürdürülebilir bir gelir-gider dengesine sahip olmasını sağlamaktan geçmektedir. Üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, sanayicinin finansal sürdürülebilirliğinin korunduğu ve plansız ithalat tehditlerinin bertaraf edildiği bir sistem, ulusal gıda bağımsızlığımızın en büyük teminatıdır." dedi.





