Toplantıya Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Üyesi, 20. ve 21. Dönem Konya Milletvekili Lütfi Yalman, Genel Başkan Yardımcıları Hüseyin Saydam, Musa Öztürk, Genel İdare Kurulu Üyesi Adem Sağlam, İl Sorumlusu Ali Mücevher, İlçe Başkanları ve çok sayıda partili katıldı. Toplantının basına açık kısmında konuşan Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Demirel Ülke ve Konya gündemine dair açıklamalarda bulundu.
‘FONDAN TÜRKİYE’NİN KAYBETMİŞ OLDUĞU PARA 110 MİLYAR DOLAR’
İşte Demirel’in açıklamaları:
“Baktığımız zaman ülkemizde hiçbir gün geçmiyor ki, hiçbir hafta geçmiyor ki olumsuz bir şeyler olmasın. Hepiniz takip ediyorsunuz, son günlerde fonla alakalı ülkemizde çok büyük bir yolsuzluğa şahit oluyoruz. Tabii ki ilk konuşmalarımızda diyoruz ki: "Fondan 20 milyar dolar gitmiş, 10 milyar dolar gitmiş..." Aslında bunların hepsi gün geçtikçe derinliği daha çok algılanabilecek yapıya bürünecek. Şu andaki fondan Türkiye’nin kaybetmiş olduğu para 110 milyar dolar. Düşünebiliyor musunuz, 110 milyar dolar!
Biliyorsunuz bu faiz hesabında da Kur Korumalı Mevduat hesabında da Türkiye 60 milyar dolar para kaybetmişti. Biliyorsunuz İzmir’de bir papaz çıkmıştı, Brunson diye bir papaz. Ülkemizin Cumhurbaşkanımızda demişti ki: "Bu beden burada olduğu müddetçe bunu bizden alamazsınız." demişti, 60 milyar dolar gitmişti. Bunu nereden anlıyoruz? Trump bunu demişti, demişti ki: "Bana Türkiye bunu vermedi, ben de Türkiye’nin ekonomisine burku verdim." demişti. O burgu vurmak demek Türkiye’nin 60 milyar dolar para kaybetmesi demekti.

Ne olursa olsun yaptığımız her işte, her alanda, her adımda ahlak ve maneviyatı biz ölçülemezsek aynı hatalara herkes düşer. Görüyorsunuz bu fon yolsuzluğundaki olayların birinci derecede müsebbibi baktığımız zaman hep AK Partili yöneticiler, Cumhurbaşkanı başdanışmanı olarak atanmış hanımefendinin bir tanesi, Cumhurbaşkanı imzasıyla atanmış görevlere insanlar... Ama sonucunda bakıyoruz ki ülkenin vatandaşının dolandırılması ile alakalı birçok olayları meydana getirmişler ve halkı mil yarlarca lira zarara sokmuşlar.
Milyarlarca zarara sokmanın önemini de bir yana bırakalım, ülkemiz dünya ülkeleri arasında ciddi bir itibar kaybına uğramıştır. Düşünebiliyor musunuz, yabancı yatırımcı geliyor sizin fonunuza paralar yatırıyor ama maalesef buranın kontrol edilmediği, buranın gerekli şekilde denetlenmediği, hatta denetlenmediğini de bırakın, sizin atamış olduğunuz SPK başkanı ya da bu kurumlarla alakalı atamış olduğunuz insanların hepsi maalesef bu sıkıntının içerisinde başrol oynamışlar.”
TÜRKİYE YÜZYILIN’DAN KASITLARI: 23.500 TL’YE MAHKÛM EDİLEN EMEKLİNİN BU ŞARTLARDA GEÇİNMESİ
“Ahlak ve maneviyatla olmayan hiçbir işte asla başarı elde edilemez, asla sonuç elde edilemez, halkın menfaatine asla bir şey yapılamaz. Görüyorsunuz milyarlarca lira gidiyor ama ülkemiz adına "Türkiye Yüzyılı" denilen... Biz daha "Türkiye Yüzyılı" demenin ne demek olduğunu bilmiyoruz, ne demek sanırım... Ama biz şunu anlıyoruz "Türkiye Yüzyılın’dan kasıtları: 23.500 TL’ye mahkûm edilen emeklinin bu şartlarda geçinmesi, 30.000 TL’ye, 28.140 TL’ye mahkûm edilen asgari ücretlilerin bu şartlarda geçinmesi... Ahlakın, edebin, hayanın ortadan kaldırıldığı bir yüzyılı mı kastediyorsunuz diye bunu söylemekten de maalesef kendimizi alamıyoruz tabii ki.”
VATANDAŞA VERECEK PARASI YOK, EMEKLİYE VERECEK PARASI YOK AMA MAALESEF BASINA VERECEK KAYNAK DA ÇOK, PARA DA ÇOK
“Kamunun sahibi olmuş olduğu reklamlar basınlara veriliyor değil mi? Televizyonlarda, basımlarda kamunun vermiş olduğu reklamları seyrediyorsunuz. Yani bu reklamlara baksanız ismini söylememizde de hiçbir mahsur ben görmüyorum; bir Ziraat Bankası, Vakıf Bank, Halkbank reklamı, Turkcell, Telekom, efendim Türk Hava Yollarına ait bunların reklamları... Bunların reklamları kamuya ait. Yani sizlerin parasıyla, bizlerin parasıyla oluşturulan kurumlar bunlar. Bunların reklam bütçelerinden reklamlar veriliyor. Nereye veriliyor bu reklamlar? Televizyon ve basın kurumlarına.”
“Basın kurumlarına baktığınız zaman hükümetin aleyhinde bir tane haber yaptığını göremezsiniz siz, hükümetin aleyhinde bir tane yanlış bir yapılan olayın aksettirildiğini göremezsiniz. Muhalefetin de lehine bir haber yaptığına şahit olamazsınız siz Bu kanallara bakınız; burada şimdi Türkiye’de vatandaşın doğru haber alma kaynakları nasıl ele geçiriliyor, düşünün. Biz sizi, diyor, besleriz ama bizim lehimize haber yaptığınız müddetçe besleriz, diyor ve besleniyor.
Bu vesileyle Türkiye’deki basına baktığımız zaman ulusal basını kastediyorum bundan doymak bilmiyor. Tüm kamunun reklamlarını televizyona vermişsiniz ama hâlâ doymuyor. Hükümet daha fazla kaynak aktarımına gidiyor. Vatandaşa verecek parası yok, emekliye verecek parası yok ama maalesef basına verecek kaynak da çok, para da çok. Baktığımız zaman basın tekelleştirilmiş.
Maalesef biz bu basımla ilgili konunun aynısını Konya’mızda da yaşıyoruz, Anadolu’da da yaşıyoruz. Basın öyle bir duruma getirildi ki hükümetten ya da belediyeden kaynak aktarımı yapılmayan basının ayakta kalması mümkün değil ve bu basın mensupları da aynı kategoride işleniyor. Deniyor ki: "Bizim belediyemizin, partimizin aleyhinde asla haber yapamazsınız. Muhalefetin lehine haber yaparsanız bunu yapmayın."
Biz bunun sağlamasını yaptık kıymetli kardeşim. Bakın biz bunun sağlamasını Konya’da geçtiğimiz hafta Bilal Erdoğan’ın Konya ziyareti vardı. Konya ziyaretinde geldi buraya, birkaç tane ziyaret yaptı. Bir baktık ki ilimizin valisi, ilimizin belediye başkanı, ilimizin efendim milletvekilleri ve bürokratları hepsi hazır ol vaziyetinde. Özne Bilal Erdoğan, dolgu maddeleri Devlet Erkânı. Böyle bir durumu biz haberleştirdik. Dedik ki bir ölçelim, Konya basınından kaç tanesi bunu yazacak, kaç tanesi yazmayacak? Oysa bizim bu konuşmuş olduğumuz konu Konya’mızın geleceği ile alakalı, ülkemizin geleceği ile alakalı bir konu. Ama maalesef iki basın dışında hiçbir basın buna yer vermedi. Yer vermesini de beklemiyorduk.
Ama biz buradan basımla, televizyonla ilgilenen kardeşlerimize, arkadaşlarımıza ya da bu işi yürüten insanlara şunu söylüyoruz: Asla besleme basını olmayın, asla parayla satın alınmayın! Besleme basın gün gelir besin kaynakları kesildiği zaman ortadan kaybolur. Bırakın bunu, halka haktan bahsedin, hakkaniyetten bahsedin. Siz hükümetin yanlışlarını söyleyin ki hükümet doğru yapsın.
TRT televizyonu bizimle ilgili hiçbir haberi yapmıyor. Ancak biz elektrik faturalarını öderken ya da vergileri öderken, sanayicilerimiz ihracat yaparken dahi "TRT payı" diye bir pay kesiliyor. Milyarlarca lira TRT’nin kasasına para giriyor. TRT reklamlardan da para kazanıyor. Ancak ne hikmetse TRT de aynı şekilde hükümetin lehine haber yapıyor, muhalefetin aleyhine haber yapıyor. Asla "Şu konuda eksiğimiz var, ülkemiz şu konuda eksik." demiyor. Onun için de milletin haber alma kaynaklarının mutlaka doğru, hakkaniyet ölçülerinde yer alması gerektiğine inanıyoruz. Böyle de olmalı, yoksa bu ülke asla kalkınamaz. Onun için kıymetli kardeşlerim, haberleri izlerken de bunlara inşallah dikkat etmiş olalım.”
MÜSLÜMAN ÜLKELERİ YEMEN’E SALDIRI KONUSUNDA BİR ARAYA GELİYOR
“Gazze kanayan yaramız... Baktığımız zaman kıymetli kardeşlerim, Gazze’de şu ana kadar hiçbir şey yapılmadı. Konuşmaya gelince herkes konuşuyor, söylemlere gelince herkes söylüyor. Bakıyorsunuz hükümet yetkilileri açıklama yapıyor, çok güzel açıklamalar yapıyorlar ama hiçbir şey yapmıyorlar. Baktığımız zaman Amerika’nın atamış olduğu garantörler kendilerini Gazze’nin, Filistin’in garantörü olarak görüyorlar. Bir kere bu garantörlük sistemi... Amerika, Filistin’le ilgili nasıl bir garantör olarak atama yapabilir ki? Mısır, Katar, Türkiye değil mi? Maalesef biz de garantörlerden bir tanesiyiz ama konuşmanın dışında maalesef Gazze ile ilgili hiçbir şey yapmadık.
Bakıyorsunuz bazı köşe yazarları, "İşte Türkiye diyor şu hareketi yaptı, İsrail’in diyor şu şeyleri çıkmaza düştü, bunlar çıkmaza düştü..." Tüm haberleri bırakın, sadece bir soruyu sorun kendinize: Şu ana kadar Gazze’ye bizim hükümetimiz ne yaptı? Bir çuval fazla unu sokabildi mi? Savaşı durdurabildi mi? Bırakın siz bunu, petrol vanalarını bile kesemedi. Biz neden bahsediyoruz? Bu utanç bize yeter. Yani birilerinin yönlendirmesiyle değil...
Ancak aynı tavrı bir başka konuda bakıyoruz, şimdi bir anlaşma yapıyorlar. Anlaşmanın ismine "Mekke Anlaşması" diyorlar. Ya Mekke bizim kutsal şehrimiz kardeşim, böyle bir anlaşmaya siz Mekke ismini nasıl verirsiniz? Şimdi de "Bedir" isimli yeni bir anlaşma daha geliyor. Maalesef Gazze konusunda bir araya gelemeyen Müslüman ülkeleri Yemen’e saldırı konusunda bir araya geliyor. Yemen, Gazze’ye destek olan iki ülkeden bir tanesi. Bunu asla unutmayın. Doğrudur, yanlışı var mıdır? Olabilir. Bizim yanlışımız yok mu? Bunlar İslam ülkeleri arasında oturulur, konuşulur, sonuca bağlanır. Ama Amerika’nın işbirlikçisi olan ülkeler tabii ki Yemen’e karşı olur, bunu asla unutmayın. Onun için de burada da maalesef böyle bir hata içerisinde, böyle bir algı oluşturulmuş durumda.
İnşallah bu vesileyle de Gazze’de görüyorsunuz, son hafta tünellerde Kassam Tugaylarındaki kardeşlerimizin açlıktan şehit olduğunu gördük. Bu ayıp bize yeter bize! Yani insan olarak çocuklarımızın yüzüne nasıl bakıyoruz? Alnımız ak, alnımız yukarıda nasıl geziyoruz bu halkın içerisinde? Bu ayıp bize yeter. Ülke olarak da doğru, bizim sorumluluğumuz belki dua etmektir, bunu gündeme getirmektir. Ama ülkenin yöneticileri için ne diyeceğiz, icraat sahibi olan insanlar için ne diyeceğiz? Buna inan ki söyleyecek hiçbir kelime yok. Bu utanç onlara ömür boyu yeter. Nasıl Irak’taki insanların katledilmesi ile alakalı İncirlik Üssü'nü açıp da Irak’ta insanlar katledildiyse burada Gazze için sessiz kalmak bu insanlara utanç olarak yeter diye düşünüyoruz. Bu vesileyle de Gazzeli kardeşlerimizin Allah yardımcısı olsun. İnşallah bir an önce orası kendi öz benliğine kavuşsun. Gazze, Filistin topraklarıdır; doğrusu, batısı, kuzeyi, güneyi olmaz. İnşallah yeniden orası Filistinli kardeşlerimizin kontrolüne geçecektir diye de düşünüyoruz.”
ÇİN’DEN ALMIŞ OLDUĞUNUZ FAİZLİ KREDİYLE TRAMVAY HATTI YAPIYORSUNUZ
“Konya tabii ki, sağ olsun Konya belediyemiz, Konya’ya çok güzel bir hizmet kazandırıyor kıymetli kardeşlerim. 21 kilometre boyunda bir tramvay hattı düzenliyor. Bu tramvay hattı Konya’nın trafiğini bir nebze rahatlatır mı rahatlatmaz mı zaman içerisinde inşallah bunu görmüş olacağız. Bu 21 kilometre tramvay hattına belediyenin ihalesine baktığımız zaman 10.500.000.000 TL’ye belediye bu ihaleyi tamamlayacak, Konya’ya tramvay kazandıracak. Bir hat Şehir Hastanesinden başlayacak, efendim otogar, eski otogarın oradaki stadyum tarafına doğru gidecek bir hat.
Tabii bu hattı neyle yaptı diye biz ister istemez Millî Görüşçü olarak sorguluyoruz. Tabii ki baktığımız zaman maalesef bu konuda herhâlde sadece Saadet Partisinin bir hassasiyeti var, başka partilerde bir hassasiyet görmüyoruz. Çin’den kredi alınıyor faizle. Çin’den almış olduğunuz faizli krediyle tramvay hattı yapıyorsunuz. Bakınız, oysa şöyle bir daha problem var: Konya Büyükşehir Belediyesi 2027 yılında 7 milyarın üzerinde faizli borç ödeyecek. 7 milyar! Yani bir buçuk yıl faizli borç ödemese belediye demek ki Konya bir uçtan bir uca her tarafı tramvay hattı olacak yani bu güce sahip Konya. Ama ben inanıyorum ki bu yöneticilerimizde bu basiret yok, bu bakış açısı yok. Bu yöneticilerimiz hep borçlanıyorlar. Satmaya gelince de hep satıyorlar. Ama maalesef burada dönüp baktığımız zaman olan yine Konyalıya oluyor, yine trafik keşmekeşliği, yine trafikle ilgili problemler meydana gelmiş oluyor.
Tabii ki kıymetli kardeşlerim, biz bir muhalefet partisiyiz. Hakka hak, doğruya doğru, yanlışa da yanlış deriz. Biz bunları size niye anlatıyoruz? Bunları basının huzurunda niye açıklama gereği hissediyoruz kıymetli kardeşlerim? Biz bulunduğumuz yerin evlasından da eşkiyasından da sorumluyuz, iyiliğinden de kötülüğe vesile olan olaylarından da sorumluyuz. Biz şuurlu insanlar olmak zorundayız. Halkımızın, fakir fukaranın, yetim yetemanın vermiş olduğu paraların nereye harcandığını bilmek zorundayız. Buna göre hareket etmemiz gerekir.
Onun için de bu anlattığımız konularla ilgili bizlerin çalışma yapması gerekiyor. Bizlerin ilçelerimizde var olması gerekiyor, güçlü olmamız gerekiyor. İlçelerimizde herkese anlatmamız gerekiyor, herkese de kucağımızı açmamız gerekiyor. Ben inanıyorum ki yapılacak ilk seçimde buradaki kadrolar, bu ilçelerdeki teşkilat mensuplarına ve halkımıza davamızı en iyi anlatarak Saadet Partisinin en iyi yerlere getirileceğinden, geleceğinden hiç şüphemiz olmadığını bildiriyorum.”



