DÜNYA

Pasifik’te sırra kadem basan uçağın ardındaki karanlık hikaye: 90 yıl sonra gelen kan donduran gerçek!

Dünya turuna çıkan ilk kadın pilot olarak tarihe geçen ve tam 89 yıl önce bugün Pasifik Okyanusu’nda sırra kadem basan Amelia Earhart’ın trajik sonuna dair ortaya atılan yeni kanıtlar, uçağın denize çakılmadığını, ünlü pilotun ıssız bir adada günlerce hayatta kalma mücadelesi verdiğini gösteriyor.

Abone Ol

Havacılık dünyasının en büyüleyici ve en çok araştırılan gizemlerinden biri olan Amelia Earhart olayı, üzerinden neredeyse bir asır geçmesine rağmen tazeliğini koruyor. Atlas Okyanusu'nu uçakla tek başına geçen ilk kadın pilot unvanına sahip olan Earhart, 1937 yılında ABD'li meslektaşı Fred Noonan ile çift motorlu Lockheed Model 10 Electra uçağıyla dünya turuna çıkmıştı. Yolculuğunun üçte ikisini başarıyla tamamlayan ikili, 2 Temmuz 1937’de Pasifik Okyanusu'nun ortasında aniden ortadan kayboldu ve o günden sonra her iki pilottan da bir daha haber alınamadı. Yıllarca uçağın yakıtının biterek denize çakıldığı teorisi kabul görse de, ortaya çıkan yeni bulgular bambaşka ve çok daha çarpıcı bir senaryoya işaret ediyor.

NİKUMARORO ADASI VE ESRARENGİZ İSKELETİN KEŞFİ

Uluslararası Tarihsel Uçak Kurtarma Grubu (TIGHAR) tarafından yürütülen araştırmalar, Earhart ve Noonan'ın trajik sonunun bir deniz kazası değil, modern bir Robinson Crusoe hikayesi olabileceğini ortaya koyuyor. Teoriye göre ikili, nihai hedefleri olan Howland Adası'nı bulamayınca yaklaşık 640 kilometre güneydoğudaki Nikumaroro Adası'na acil iniş yaptı. Batı Pasifik'te bulunan ve genişliği sadece 6 kilometreyi bulan bu insansız mercanadasında, 1940 yılında bir İngiliz ekibi tarafından bir insan iskeleti keşfedildi. O dönem erkek bir denizciye ait olduğu düşünülen bu kalıntılar, 1998 yılında adli antropologlar Karen Burns ve Richard Jantz tarafından modern teknolojilerle yeniden incelendiğinde, kemik morfolojisinin tam olarak Amelia Earhart’ın boyu, etnik kökeni ve hatta sıra dışı ön kol uzunluğuyla kusursuz şekilde eşleştiği anlaşıldı.

ISSIZ ADADA HAYATTA KALMA MÜCADELESİNİN İZLERİ

TIGHAR üyelerinin adada gerçekleştirdiği titiz kazı çalışmaları, iki pilotun adada bir süre mahsur kaldığı teorisini destekleyen çok sayıda somut kanıtı gün yüzüne çıkardı. Adada bulunan 1930'lu yılların standartlarına ait kozmetik ve cilt bakım ürünü parçaları, katlanabilir bir cep çakısı kalıntıları ve kamp ateşi izleri, burada su ve yiyecek sıkıntısı çeken birilerinin yaşam savaşı verdiğini gösteriyor. Ayrıca adada bulunan alüminyum bir uçak parçası parçasının, Earhart’ın uçağının yola çıkmadan hemen önce çekilen fotoğraflarındaki bir onarım bölgesiyle birebir eşleşmesi, uçağın adaya ulaştığının en büyük kanıtlarından biri olarak kabul ediliyor.

OKYANUSTAN YÜKSELEN ÇARESİZ TELSİZ ÇAĞRILARI

Uçağın denize çakılma ihtimalini neredeyse tamamen ortadan kaldıran en büyük veri ise kaybolma tarihini takip eden günlerde kaydedilen gizemli imdat çağrıları oldu. Earhart'ın kaybolduğu 2 Temmuz ile 6 Temmuz tarihleri arasında Batı Pasifik bölgesinden 100’e yakın acil durum telsiz sinyali alındığı belirlendi. TIGHAR yöneticisi Ric Gillespie, bu ilk imdat çağrılarından yola çıkarak uçağın karaya güvenli indiğini, ancak yardımcı pilot Fred Noonan’ın iniş sırasında yaralanarak kısa süre içinde hayatını kaybettiğini tahmin ettiklerini belirtiyor. Dalgaların zamanla okyanusa sürüklediği uçağın diğer parçaları ve Noonan’ın izleri hiçbir zaman bulunamazken, bu senaryo doğruysa Amelia Earhart'ın hayatının son haftalarını Pasifik'in ortasında, katlanılmaz bir yalnızlık ve çaresizlik içinde geçirdiği gerçeğiyle yüzleşiyoruz.