Türkiye otomotiv piyasası ekim döneminde son dönemin en belirgin daralma dalgalarından biriyle karşı karşıya kaldı. Sektör temsilcilerinin aktardığı resmi veriler, otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarının geçen yılın aynı dönemine oranla %30,84 seviyesinde küçüldüğünü ortaya koyuyor. Toplamda 80.334 adet araç teslimatının gerçekleştiği bu ayda, otomobil satışları %28,40 oranında gerileyerek 64.939 adede düştü. Hafif ticari araç kanadında ise daralma çok daha derin bir ivme kazanarak %39,52 düşüşle 15.395 seviyesine kadar geriledi.
Sektör analiz uzmanları, söz konusu düşüşün temel nedenleri arasında sıkılaşan kredi politikalarını ve yükselen taşıt kredisi faiz oranlarını gösteriyor. Yılın son çeyreğine girerken yaşanan bu hacim kaybı, bayi stoklarında ciddi bir birikme riskini de beraberinde getiriyor. Tüketicilerin alım gücünde gözlemlenen aşınma ve taşıt kredilerine erişimdeki zorluklar, finansman kaynaklı tıkanıklıkların pazarı doğrudan olumsuz etkilediğini açıkça kanıtlıyor.
Düşük Vergili Segmentler Satışların Merkezine Yerleşti
Pazardaki genel daralmaya rağmen tüketicilerin araç tercihlerinde ekonomik boyut ve vergi avantajı ön plana çıkmaya devam ediyor. Alıcıların çok büyük bir bölümü Özel Tüketim Vergisi yükü daha hafif olan A, B ve C segmentlerindeki modellere yöneldi. Söz konusu bu üç temel grup, toplam pazar payının %84,6 gibi oldukça yüksek bir kısmını tek başına üstlendi. Orta sınıfın ilk tercihi konumundaki C segmenti araçlar 390.290 adetlik satış rakamına ulaşarak %56,3 pay almayı başardı.
Ekonomik ve şehir içi kullanıma uygun B segmenti modeller ise 194.132 adetlik satış hacmiyle pazardan %28 pay kapmayı başardı. Tüketicilerin vergi dilimleri ve yüksek maliyetler karşısında daha mütevazı motor ve donanım seçeneklerine yönelmesi, araç sahipliği maliyetini dengede tutma arayışından kaynaklanıyor. Pazarın üst segmentlerinde yaşanan yüksek kayıplar da bu ekonomik yönelimin doğal bir sonucu olarak kayıtlara geçiyor.
Sürücülerin Yerleşik Tercihi SUV Gövde Tipi Oldu
Tüketici eğilimleri incelendiğinde SUV kasaya sahip araçların pazardaki baskın liderliğini kararlılıkla sürdürdüğü görülüyor. Toplam otomobil satışlarının %66,6 gibi devasa bir oranını kapsayan bu gövde tipi, 461.200 adetlik satışla rakiplerine açık ara fark attı. Geniş iç hacim, yüksek sürüş pozisyonu ve güvenlik hissi sunan SUV modelleri, Türk sürücülerinin ilk seçeneği olma özelliğini koruyor.
Geçmiş yılların gözdesi olan sedan otomobiller ise %19,6 pay ve 135.981 adetlik satış rakamıyla ikinci sırada kendine yer bulabildi. Şehir içi pratikliğiyle bilinen hatchback modeller ise %13,2 pay oranı ve 91.234 adetlik teslimat sayısı ile listenin üçüncü basamağına yerleşti. SUV sınıfının yükselişi geleneksel kasa tiplerinin pazardaki ağırlığını her geçen gün biraz daha azaltıyor.
Alternatif Yakıtlı Araçların Satış Oranları Dikkat Çekiyor
Yakıt türlerine göre dağılım incelendiğinde benzinli otomobiller 281.753 adetlik satışla pazarın %40,7 bölümünü domine etmeyi sürdürdü. Benzinli araçları 229.247 adet ve %33,1 pay ile hibrit modeller yakından takip etti. Son yıllarda büyük bir ivme kazanan tamamen elektrikli otomobiller ise 135.979 adetlik teslimat sayısına ulaşarak toplam pazardan %19,6 oranında pay aldı. Dizel araçlar %5,1 ve otogazlı araçlar ise %1,5 pay oranlarıyla alt sıralarda kaldı.
Elektrikli otomobil kategorisindeki detaylar incelendiğinde vergi avantajına sahip 160 kW altındaki motor gücüne sahip modellerin satışı %6 oranında artış göstererek pazarın %17,3 kısmını oluşturdu. Buna karşın yüksek vergi dilimine giren 160 kW üzerindeki güçlü elektrikli araçların satışı %54,2 oranında sert bir düşüş kaydetti ve pazar payı %2,3 seviyesinde kaldı. Bu durum vergi düzenlemelerinin dönüşüm sürecindeki belirleyici etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Küçük Motorlu Araçlarda Kayıp Büyürken Otomatik Vites Liderliğini Koruyor
Motor hacimlerine göre yapılan analizler küçük hacimli motorlara sahip araçlarda ciddi bir talep gerilemesi yaşandığını doğruluyor. 1400 cc altındaki motor hacmine sahip otomobillerin satışları %33,2 oranında azalarak pazardaki payını %26,7 seviyesine indirdi. En çok tercih edilen 1400 ile 1600 cc aralığındaki araçlar da %21 oranında kayıp yaşayarak %19,7 paya geriledi. Buna karşın 1600 ile 2000 cc arasındaki araçlar %3,6 artışla %0,7 pay alırken, 2000 cc üstü motor seçeneğine sahip lüks otomobiller %17,7 düşüşle pazarın ancak %0,2 kısmına sahip olabildi.
Şanzıman tarafında ise manuel vitesin silinme noktasına geldiği açıkça gözleniyor. Otomatik şanzımanlı araçlar 674.338 adetlik devasa bir satış sayısına ulaşarak pazarın %97,3 gibi ezici bir çoğunluğunu ele geçirdi. Manuel vitesli araçlar ise sadece 18.578 adette kalarak %2,7 oranında sembolik bir payla yetindi. Ticari tarafta ise van tipi araçlar %76,1 pay ve 145.169 adetle liderliği elinde tutarken, kamyonetler %9,6 pay ve 18.347 satışla ikinci sırayı aldı.
Alıcılar İçin Yıl Sonu Döneminde Fırsatlar Ve Riskler Bir Arada
Daralan satış hacimleri otomotiv markalarını yılın son döneminde hedef tutturabilmek amacıyla indirim ve finansman kampanyalarına yönlendiriyor. Yüksek faiz oranları nedeniyle durma noktasına gelen pazar dinamiklerini canlandırmak isteyen firmalar, nakit indirimleri ve düşük faizli kredi imkanlarını devreye sokmaya başladı. Stok maliyetlerini düşürmek isteyen bayilerin de müşteri odaklı pazarlık marjlarını genişlettiği gözlemleniyor.
Buna karşılık yaklaşan yeni yıl dönemiyle birlikte harçlar, vergiler ve operasyonel giderlerde beklenen artışlar araç sahibi olmanın maliyetini artıracak temel riskler olarak duruyor. Yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar da hesaba katıldığında, araç almayı düşünen tüketicilerin sadece satın alma bedelini değil, uzun vadeli kullanım masraflarını da detaylıca hesaplaması hayati bir önem taşıyor. Sektör temsilcileri uygun finansman fırsatı yakalayan alıcıların yıl sonunu değerlendirmesinin faydalı olabileceğini vurguluyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım





