Kentin fikir hayatına yön veren organizasyonların başında gelen topluluk, uzun yıllardır kesintisiz şekilde sürdürdüğü etkinliklerle biliniyor. Ancak değişen kitle iletişim araçları, bilgiye erişim hızının artması ve yeni neslin kültürel tüketim alışkanlıklarının farklılaşması, köklü yapıların da kendilerini yenilemesini zorunlu kılıyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen değerlendirmeler, geçmişin birikimini korurken yarının dünyasına nasıl hitap edilmesi gerektiğine dair önemli ipuçları barındırıyor.
DR. MUSTAFA GÜÇLÜ TARİHİ SÜRECİ VE KAPATILAN DERNEKLERİ ANLATTI
Geleneksel olarak düzenlenen Selçuklu Salı Sohbetleri kapsamında kürsüye çıkan Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, organizasyonun 40. kuruluş yılı vesilesiyle oldukça kapsamlı bir tarihsel projeksiyon sundu. Sivil toplum faaliyetlerinin tarihsel arka planına değinen Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Osmanlı’nın son dönemlerinde Enver Paşa liderliğinde hayata geçirilen cemiyetlerden Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki kurumsal yapılanmalara kadar geniş bir kronolojiyi paylaştı. Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışının ardından uzun süre İstanbul’a gitmediğini ve daha sonra parti kongresi için şehre döndüğünde Nutuk adlı tarihi vesikayı altı gün boyunca toplam altmış altı saatte okuduğunu anımsatan konuşmacı, o dönemde belirlenen vizyonun ülkenin şekillenmesinde temel rol oynadığını ifade etti.
Tarihsel süreçte 1931 yılına gelindiğinde Türk Ocağı ve Milli Türk Talebe Birliği gibi yapılara ortak çalışma davetleri yapıldığını ancak dönemin resmi ideolojisi ve Batılılaşma eksenli toplumsal inşa süreçlerine uyum sağlanamaması gerekçesiyle bu kurumların faaliyetlerine son verildiğini aktaran Dr. Mustafa Güçlü, söz konusu derneklerin 1946 yılına kadar kapalı kaldığını dile getirdi. Son üç asırdır aydınlar ile halk arasındaki mesafenin giderek açıldığına dikkat çeken konuşmacı, toplumun kendisini yerli, Müslüman, Hanefi ve Maturidi kodlarla tanımlamasına karşın, entelektüel çevrelerin Batı hayranlığı içinde bir yabancılaşma yaşadığını vurguladı. Adnan Menderes dönemindeki serbestleşmeyle birlikte İmam Hatip Okulları ve İslam Enstitüleri’nin açıldığını, bu süreçte 54 milliyetçi ve mukaddesatçı aydının halkla kopan bağları yeniden kurmak adına Aydın Fikirler Kulüpleri çatısı altında bir araya geldiğini belirtti.
BAĞIMSIZ YAPILANMA MODELİ VE KONYA’DAKİ KURUCU KADRO
Adalet Partisi iktidarı ve Süleyman Demirel’in Başbakanlığı döneminde, milliyetçi entelektüellerin Türkiye Aydınlar Ocağı’nı kurmak için resmi makamlara başvurduğunu ifade eden Dr. Mustafa Güçlü, ismindeki milli vurgular nedeniyle bu talebin Bakanlar Kurulu onayına takıldığını aktardı. Girişimlerin 1960’lı yıllarda başlamasına rağmen, yasal engeller nedeniyle derneğin ancak 1970 yılında, isminde Türkiye ibaresi yer almadan resmiyet kazanabildiğini söyledi. Bu yapının diğer sivil toplum örgütlerinden en büyük farkının merkez-şube ilişkisi barındırmaması olduğunu, her şehirdeki organizasyonun tamamen bağımsız tüzel kişilikler olarak kurulduğunu ve aradaki bağın tamamen gönül esasına dayandığını sözlerine ekledi.
Konya ölçeğindeki kurumsallaşmanın 1986 yılında filizlendiğini kaydeden Dr. Mustafa Güçlü, Selçuk Üniversitesi bünyesinde görev yapan akademisyenlerin bu süreçte lokomotif rol üstlendiğini belirtti. Kentteki yapının 8 Kasım 1986 tarihinde Abdülkadir Akçin, Mehmet Kara, Mehmet Arslan, Ali Sinan, Akif Akkuş, Ahmet Bilge, Abdurrahman Kutlu ve genel sekreterlik görevini yürüten Orhan Aydın olmak üzere dokuz kişilik bir heyet tarafından kurulduğunu açıklayan konuşmacı, kurumsal hafızaya dair önemli isimleri andı. İlk dönemlerde Prof. Dr. Abdülkadir Akçin’in üstlendiği liderliğin ardından, 22 Kasım 1986 tarihindeki ilk genel kurulda Prof. Dr. Şaban Karataş’ın dümene geçtiğini, 1988 yılında ise Prof. Dr. Abdurrahman Kutlu başkanlığında yeni bir yönetim oluştuğunu hatırlattı. Ardından Opr. Dr. Mustafa Akın’ın görevi devraldığını, bu sık nöbet değişimlerinin temel sebebinin kurucuların yoğun akademik ve mesleki takvimleri olduğunu ifade eden konuşmacı, 1989 ile 2002 yılları arasında 13 yıl boyunca başkanlık yapan Av. Mehmet Ali Uz’un camia için birleştirici, ağırlığı olan ve unutulmaz bir kılavuz niteliği taşıdığını vurguladı.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM SİNYALİ VE YENİ NESLE HİTAP EDECEK YOLLAR
Kendisinin yönetim kurulu liderliği sürecine nasıl dahil olduğunu da samimi bir dille paylaşan Dr. Mustafa Güçlü, Av. Mehmet Ali Uz’un görevi bırakma kararı almasının ardından, dönemin yönetimindeki çalışma arkadaşlarının ısrarı ve mutabakatı neticesinde, herhangi bir kişisel talebi olmaksızın 2002 yılında başkanlık sorumluluğunu üstlendiğini aktardı. Göreve geldikleri andan itibaren kurumun kuruluş felsefesine ve varoluş gayesine sadık kaldıklarını belirten konuşmacı, temelleri tam 30 yıl önce, yani 1996 yılında atılan Selçuklu Salı Sohbetleri’ni hiçbir kesintiye uğratmadan bugüne kadar taşımayı başardıklarını ifade etti. Konya Aydınlar Ocağı’nın günümüz itibarıyla resmi ömründe 41. yılına, geleneksel sohbet toplantılarında ise 31. yılına adım attığını beyan eden konuşmacı, sosyolojik bir değişimin de altını çizdi.
Artık geleneksel salon toplantılarının ve kapalı alan konferanslarının eski kitleleri cezbetmediğini, toplumsal ilginin bu formatlardan uzaklaştığını açık yüreklilikle ifade eden Dr. Mustafa Güçlü, önlerinde genel kurula kadar bir yıllık bir zaman dilimi bulunduğunu söyledi. Bu süreci geniş katılımlı istişarelerle, geleceği planlayarak geçireceklerini belirten konuşmacı, teknolojinin ve dijital dünyanın getirdiği yeni paradigmalar doğrultusunda, genç kuşakların ilgisini çekecek, onların dilinden konuşacak modern yöntemler ve yeni tebliğ kanalları geliştirmelerinin kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.