Afyonkarahisar ile Konya sınırları arasında yer alan ve tamamen kuruduğu için haritalardan silinme tehlikesiyle karşı karşıya kalan 350 kilometrekarelik devasa göl yatağı, yeniden su tutmaya başladı. Çevre felaketinin sembolü haline gelen o eski görüntüler yerini adeta görsel bir şölene bırakırken, bölgede yaşanan bu hidrografik mucize hem yerel halkı hem de çevre bilimcileri heyecana boğdu.
Mevsimsel döngülerin değişmesi ve havzaya düşen can suyu niteliğindeki yağışlar, adeta bir ekosistemin yeniden doğuşunu başlattı. Göldeki su yüzeyinin şimdiden toplam alanın dörtte birini kapladığı ve su derinliğinin havzanın farklı noktalarında yer yer 1 metre seviyesine ulaştığı bildirildi.
NASREDDİN HOCA’NIN MAYA ÇALDIĞI GÖLDE MOTOSİKLET SÜRÜLÜYORDU
Kültürel hafızamızda çok önemli bir yere sahip olan, Türk dünyasının bilge ismi Nasreddin Hoca’nın "Ya tutarsa" diyerek umudu aşıladığı ve yoğurt mayaladığı Akşehir Gölü, yakın geçmişte kuraklığın en acı yüzünü yansıtan karelerle hafızalara kazınmıştı. Suların tamamen çekilmesiyle birlikte tabanda mil ve çamura saplanıp kalan terk edilmiş balıkçı tekneleri, küresel iklim krizinin sembol fotoğrafları haline gelmişti. Gölün durumunun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne sermek isteyen enduro sporcuları, göl tabanında bir yakadan diğer yakaya motosikletleriyle hiçbir engelle karşılaşmadan geçerek toplumsal farkındalık oluşturmaya çalışmıştı.
Gölü tamamen yok olmanın eşiğinden döndüren ve can veren temel gelişme ise bu sezon Konya ve çevresinde kaydedilen olağanüstü iklim hareketliliği oldu. Konya genelinde kış ve bahar aylarında düşen yağış miktarının mevsim normallerinin tam iki katına çıkması, yer altı su kaynaklarını ve besleyici nehirleri harekete geçirdi. Bunun yanı sıra bölgenin su deposu konumundaki Sultan Dağları’na yağan yoğun kar kütlelerinin havaların ısınmasıyla birlikte hızla erimesi, yüzey akışına geçerek doğrudan göl yatağını doldurmaya başladı.
YABAN KAZLARI VE ENDEMİK KUŞ TÜRLERİ ESKİ YUVALARINA GERİ DÖNÜYOR
Kurak geçen upuzun ve hüzünlü yılların ardından göl aynasında yeniden parıldayan geniş su tabakalarının oluşması, sadece görsel bir değişim yaratmadı; aynı zamanda bölgenin uykuya dalmış olan biyolojik çeşitliliğini de anında tetikledi. Suyun varlığıyla birlikte havzadaki flora ve fauna hızla canlanırken, uzun süredir göç yollarını değiştiren ve bu civarda hiç görülmeyen yaban kazları ile bölgeye özgü endemik kuş türleri yeniden eski yuvalarına, sazlık alanlara dönmeye başladı. Doğaseverler, kuş gözlemcileri ve bölge halkı, göldeki bu muazzam ekolojik canlanmayı göl kenarında bulunan gözetleme kulesinden büyük bir sevinç ve gözyaşlarıyla takip ediyor.
BÖLGE SAKİNLERİ ANLATTI: 20 YILDIR BURAYI BÖYLE GÖRMEMİŞTİK
Gölün kıyısında yer alan yerleşim yerlerinden Gölçayır’ın eski belediye başkanı Hüseyin Cavit Kılınç, yaşanan bu doğa mucizesinin bölge ekonomisi ve sosyal yaşamı için ne anlam ifade ettiğini aktardı. Yağışların bereketiyle gölün çok ciddi oranda su topladığını ifade eden Kılınç, uzun bir aradan sonra çocukluklarındaki o eski günlerin kokusunu almaya başladıklarını dile getirdi. Son 20 yıllık periyoda bakıldığında mevcut durumun çok umut verici olduğunu belirten eski başkan, 2000’li yılların hemen başında bu gölün çevre köylerdeki binlerce insanın en önemli geçim kaynağı olduğunu hatırlattı. Şu anda su seviyesinin bazı bölgelerde 1 ila 2 metre arasında değiştiğini ifade eden Kılınç, son yirmi yılda havzanın hiç bu kadar güçlü dolmadığını, geçmişte yaşanan geçici su birikmelerinin yaz sıcağında hemen buharlaştığını ancak bu yıl biriken su hacminin yaz döneminde de yok olmayacak kadar muazzam bir boyuta ulaştığını müjdeledi.
Gölçayır Mahallesi sakinlerinden 66 yaşındaki Şenol Çelik de çocukluğunun geçtiği Akşehir Gölü’nün yeniden canlanmasının köy halkına büyük bir moral ve mutluluk kaynağı olduğunu söyledi. Geçmiş yıllarda suların tamamen çekilmesiyle içlerinin sızladığını belirten Çelik, eskiden dünyanın en güzel göllerinden birine sahip olduklarını, şimdilerde ise suyun geri gelmesiyle o ihtişamlı günlerin sinyallerini aldıklarını vurguladı. Su seviyesinin hızla yükseldiğini gören herkesin mutlu olduğunu ifade eden Çelik, tüm bölge halkı olarak bu eşsiz manzaraya çok uzun zamandır hasret kaldıklarını sözlerine ekledi.
Yıllar önce bölgeden ayrılan ve göldeki bu tarihi anlara tanıklık etmek için sıla-i rahim yapan gurbetçi Ali Özgül de Akşehir’e gelir gelmez ilk işinin göl kıyısına koşmak olduğunu belirtti. Göle en son 1978 yılında geldiğini ve o dönemlerde derinliğin 4-5 metreyi bulduğunu anlatan Özgül, şu an karşılaştığı tabiatın ve su dolan havzanın kendisini inanılmaz derecede duygulandırdığını, bölgenin yeniden hayat bulmasının tüm Türkiye için büyük bir şans olduğunu ifade etti.