ÇEVRE

Konya'da yılların açığı kapanmadı: Uzmanlar, 'asıl sebep bu' dedi!

Küresel iklim krizinin etkileri her geçen gün daha derinden hissedilirken, Türkiye genelinde son dönemde etkili olan yağışlar baraj doluluk oranlarını artırsa da uzmanlar madalyonun diğer yüzüne dikkat çekiyor

Abone Ol

Yağmurlu günlerin peş peşe gelmesi kamuoyunda kuraklık riskinin tamamen ortadan kalktığı algısını oluştursa da bilim dünyasından gelen son analizler durumun hiç de iç açıcı olmadığını gösteriyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi bünyesinde iklim ve meteoroloji alanında önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, anlık hava olaylarının derinlerde yatan su krizini maskeleyemeyeceğini vurgulayarak çok ciddi bir durum tespiti yaptı.

HARİTALARIN SÖYLEDİĞİ GERÇEK: SON HAFTALARDAKİ YAĞMURLAR ALDATICI OLABİLİR

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün güncel Standartlaştırılmış Yağış İndeksi verilerini masaya yatıran Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, kamuoyunda doğru bilinen yanlışlara açıklık getirdi. Kuraklık analizlerinin sadece son birkaç günde ya da haftada düşen yağmur miktarına göre yapılmasının büyük bir hata olduğunu belirten Kadıoğlu, bilimsel haritaların çok daha geniş ve birikimli zaman dilimlerini esas aldığını ifade etti. Bir bölgeye son günlerde yoğun yağış düşmüş olabileceğini fakat bu durumun geçmiş aylardan sarkan devasa su açığını kapatmaya yetmeyeceğini dile getiren ünlü bilim insanı, uzun vadeli hidrolojik dengenin henüz kurulamadığını ve kuraklığın sinsice etkisini sürdürdüğünü aktardı. Türkiye’nin genel haritasında bazı iyileşmeler gözlense de belirli lokal alanların adeta alarm verdiğini sözlerine ekledi.

TRAKYA’NIN TARIM AMBARI TESLİM OLMADI: TEKİRDAĞ TOPARLANAMIYOR

Raporda en çok dikkat çeken ve acil önlem alınması gereken yerlerin başında Trakya bölgesi geliyor. Ülkenin dört bir yanında yağışlarla birlikte doğa canlanıp yeşile bürünürken, Tekirdağ ve çevresinin bu olumlu tablonun tamamen dışında kaldığı vurgulandı. Prof. Dr. Kadıoğlu, Tekirdağ’ın kısa vadeli izleme süreçlerinde bile kurak yapısını kıramadığına işaret ederek, bölgenin iklimsel anlamda bir türlü toparlanamadığının altını çizdi. Tarımsal üretim potansiyeliyle ülkenin gıda arzında stratejik bir role sahip olan Trakya’daki bu durumun, önümüzdeki dönemde tarımsal rekolteyi doğrudan etkileyebileceğinden endişe ediliyor.

KONYA KAPALI HAVZASI’NDA ASIL TEHLİKE GÖKTEN DEĞİL YER ALTINDAN GELİYOR

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen İç Anadolu’da da manzara pek farklı değil. Konya Kapalı Havzası’nın su yönetimi açısından ülkenin en kırılgan ve en hassas coğrafyası olma özelliğini koruduğunu anlatan Kadıoğlu, bölgedeki asıl krizin atmosferik yağışlardan ziyade insani faktörlerden kaynaklandığını belirtti. Son yağışların toprak yüzeyinde kısmi bir rahatlama sağlasa da altı aylık derin analizlerde hafif kuraklık izlerinin net biçimde okunduğunu ifade eden profesör, buradaki can alıcı meselenin kontrolsüz ve aşırı yer altı suyu tüketimi olduğunu vurguladı. Tarımsal sulama için yer altı su kaynaklarının acımasızca harcanmasının su bütçesini çökerttiğini söyleyen Kadıoğlu, birkaç aylık yağmurun yılların birikimi olan bu derin su kaybını telafi edemeyeceğini açıkladı.

İÇ BATI ANADOLU DA LİSTEDE: ESKİŞEHİR UZUN VADELİ RİSK ALTINDA

İklim bilimcilerin mercek altına aldığı bir diğer endişe verici bölge ise İç Batı Anadolu hattı oldu. Özellikle Eskişehir ve çevresinin, uzun vadeli kuraklık haritalarında negatif anlamda adeta parladığı belirtildi. Bu bölgede kronikleşen bir yağış azlığı probleminin yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, yerel idarelerin, çiftçilerin ve planlamacıların bu acı gerçeği görerek hareket etmesi gerektiğini hatırlattı. Su kaynaklarının mevcut durumuna göre radikal tarım politikalarının geliştirilmesi ve su tüketimi yüksek ürün desenlerinden vazgeçilmesi, ülkenin gelecekteki su güvenliği için en kritik çıkış yolu olarak gösteriliyor.