Kalbinde doğuştan var olan ancak yıllar sonra belirti gösteren 12 milimetrelik açıklık, kasık bölgesinden girilerek gerçekleştirilen kapalı anjiyo tekniğiyle kapatıldı. Göğüs kafesi kesilmeden yapılan operasyonun ardından hastanın ertesi gün taburcu edilerek günlük hayatına dönmesi, kardiyoloji alanındaki teknolojik gelişmelerin ulaştığı noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.

TEŞHİS VE SEVK SÜRECİ: AĞIZDAN YAPILAN TEE İNCELEMESİ KALPTEKİ AÇIKLIĞI ORTAYA ÇIKARDI
Son dönemde özellikle merdiven çıkarken zorlanan, göğsünde yoğun yanma hisseden ve günlük ibadetlerini yerine getirirken dahi göğsünü kontrol etme ihtiyacı duyan 37 yaşındaki Hürriyet Asan, ilk olarak Numune Hastanesi'ne başvurdu. Burada Dr. Osman Karaman tarafından yapılan detaylı ilk muayene ve değerlendirmelerin ardından hasta, ileri tetkik, tanı ve tedavi süreçleri için Konya Beyhekim Eğitim Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği'ne sevk edildi. Konya Beyhekim Eğitim Araştırma Hastanesi’nde görevli Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Azmi Eyiol ve ekibi tarafından hastaya Transözofageal Ekokardiyografi (TEE) yani halk arasında ağızdan hortum sallanarak yapılan detaylı ultrasonografi incelemesi uygulandı. Kalbin detaylı anatomik haritasını çıkaran bu işlem sonucunda, sağ ve sol kulakçıklar arasındaki bölmede bulunması gereken bariyer üzerinde 12 milimetrelik açıklık (ASD) tespit edildi.
NEDEN YILLAR SONRA BELİRTİ VERİYOR? KALP BOŞLUKLARINDAKİ BASINÇ ARTIŞINA DİKKATE ALINMALI
Kalpteki bu tür yapısal açıklıkların klinik seyri hakkında bilgi veren Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Azmi Eyiol, hastalığın her yaş grubunda farklı tablolarla ortaya çıkabileceğine dikkat çekti. Kalbin anatomik olarak iki kulakçık ve iki karıncık olmak üzere dört odacıktan oluştuğunu ifade eden Eyiol, üst kısımdaki sağ ve sol kulakçıkları ayıran duvarın normal şartlarda tamamen kapalı olması gerektiğini vurguladı. Doğuştan gelen bu deliklerin bazı bireylerde henüz çocukluk döneminde belirgin bulgular verdiğini belirten Doç. Dr. Azmi Eyiol, deliğin boyutunun küçük veya orta düzeyde kaldığı vakalarda ise durumun yetişkinlik yıllarına kadar gizli kalabileceğini söyledi. Genellikle 40’lı ve 50’li yaşlara gelindiğinde temiz kanın soldan sağ kulakçığa geçiş miktarının artmasıyla birlikte sağ kalp boşluklarının büyümeye başladığını aktaran Eyiol, akciğer damarlarındaki kan basıncının yükselmesi sonucunda hastalarda kronik nefes darlığı, kalpte çarpıntı hissi ve efor kapasitesinde belirgin düşüş yaşandığını kaydetti.
AÇIK KALP AMELİYATI YERİNE KASIKTAN ÇİFT YÖNLÜ ŞEMSİYE YÖNTEMİ
Geleneksel tıp uygulamalarında bu tip atriumlar arası defektlerin göğüs kafesinin açıldığı ağır cerrahi operasyonlarla tedavi edildiğini hatırlatan Doç. Dr. Azmi Eyiol, günümüz kardiyolojisinde hasta konforunu ön plana çıkaran kapalı anjiyografik yöntemlerin tercih edildiğini belirtti. Hastanın yapılan incelemelerinde anjiyografik kapatmaya uygun olduğunun anlaşılması üzerine göğüs açılmadan kapalı ameliyat kararı alındı. Uygulanan teknik detayları paylaşan Doç. Dr. Eyiol, sağ kasık bölgesindeki toplar damardan kateter yardımıyla girilerek kalbe ulaşıldığını ve çift yönlü şemsiye kapatma cihazı kullanılarak 12 milimetrelik deliğin tamamen örtüldüğünü açıkladı. Operasyon sonrasında gerçekleştirilen ekokardiyografi kontrollerinde kapatılan alanda hiçbir kan kaçağı kalmadığının doğrulandığını ifade eden Eyiol, açık cerrahiye maruz kalmayan hastanın doku iyileşme sürecini çok hızlı tamamlayarak operasyondan sadece 24 saat sonra sağlıklı bir şekilde evine uğurlandığını aktardı.
UZMANLAR UYARIYOR: PERKÜTAN YÖNTEM ENFEKSİYON VE ÖLÜM RİSKİNİ MİNİMUMA İNDİRİYOR
Operasyona ilişkin teknik değerlendirmelerde bulunan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Ziyrek ise perkütan yani kasık yoluyla gerçekleştirilen müdahalelerin hasta güvenliği açısından sunduğu büyük avantajlara değindi. Kulakçıklar arasındaki delik vakalarının yaklaşık yüzde 60 ile 70'inin kasıktan kapatma yöntemine uygun anatomik yapıya sahip olduğunu belirten Ziyrek, doğru hasta seçiminin önemini vurguladı. Kapalı yöntemin hastanede kalış süresini radikal bir şekilde kısalttığına işaret eden Doç. Dr. Murat Ziyrek, bu durumun hastane kaynaklı enfeksiyon risklerini en aza indirdiğini kaydetti. Cerrahi kesi olmaması nedeniyle ameliyata bağlı gelişebilecek mortalite (ölüm) ve morbidite (hastalık) oranlarının ciddi seviyede düştüğünü ifade eden Ziyrek, hastaların kısa sürede günlük aktivitelerine dönebilmesinin ve klinik sonuçların yüksek başarı oranına sahip olmasının tıp dünyası açısından son derece sevindirici olduğunu dile getirdi.
HASTANIN GÖRÜŞLERİ: "AĞRISIZ VE SIZISIZ BİR OPERASYONLA ERTESİ GÜN EVİME DÖNDÜM"
Yaşadığı tedavi sürecini ve operasyon sonrası hissettiklerini paylaşan 37 yaşındaki Hürriyet Asan, kalp ameliyatı fikrinin başlangıçta kendisinde büyük bir endişe ve stres yarattığını dile getirdi. Tedavi öncesindeki 4 aylık dönemde göğsünde yoğun yanma ve merdiven çıkmakta büyük zorluk yaşadığını belirten Asan, tüm ön tetkiklerin ve kan testlerinin en ince ayrıntısına kadar titizlikle incelenmesinin kendisine güven verdiğini ifade etti. Ameliyatın düşündüğünün aksine son derece konforlu geçtiğini vurgulayan Asan, hiçbir ağrı ve sızı hissetmeden süreci atlattığını kaydetti. Açık ameliyat olmadan, kesisiz bir şekilde sağlığına kavuşmanın ve sadece bir gün sonra evine dönebilmenin mutluluğunu yaşadığını söyleyen 4 çocuk annesi hasta; operasyon sonrasında göğsündeki yanma hissinin tamamen kaybolduğunu, rahatça ibadet edebildiğini ve rutin yaşamına sorunsuz bir şekilde devam ettiğini belirterek doktorlarına ve hastane personeline teşekkürlerini iletti.





