Konya’da kendilerini emniyet mensubu olarak tanıtıp kurbanlarını ağlarına düşüren şüphelilerin yargılandığı davada, adalet mekanizması ezber bozan bir viraja girdi. Akşehir ilçesinde yıllar önce gerçekleşen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran büyük arazi dolandırıcılığı davası, üst mahkemenin müdahalesiyle tamamen yeni bir boyut kazandı. Yerel mahkemenin verdiği ilk kararları yetersiz bulan istinaf mahkemesi, yargılama sürecini baştan aşağı değiştirerek sanıkların cezalarında gözle görülür bir artışa gitti. Telefon dolandırıcılığı ve unvan gasbı yöntemleriyle bir vatandaşın mal varlığını hedef alan şebeke üyeleri, adalet önünde kaçış yolu bulamadı.
Sahte Polis Kabusu İstinaf Duvarına Çarptı
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi, hukuk tarihine geçecek nitelikte bir duruşmaya ev sahipliği yaptı. İlk derece mahkemesinin verdiği hükümleri hukuka aykırı bularak bozan üst mahkeme, kamu görevlilerinin adını kullanarak haksız kazanç sağlayan sanıkları yeniden hakim karşısına çıkardı. Geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştirilen son duruşmada, tutuklu bulunan ana failler ile tutuksuz yargılanan diğer şüpheliler hazır bulundu. Mağdur tarafın ailesinin ve avukatlarının da eksiksiz katıldığı salonda, heyet dosyayı baştan sona inceleyerek nitelikli dolandırıcılık suçunun cezasız kalmayacağının altını çizdi.
Sanıklara Verilen Hapis Cezaları Katlandı
Mahkeme heyetinin detaylı incelemeleri ve sunulan deliller ışığında, sanıklara yönelik daha önce verilen cezaların yetersiz olduğu kanaatine varıldı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, suçun işleniş biçimi ve mağdur üzerinde yarattığı maddi zararın büyüklüğü göz önünde bulundurularak cezalar ciddi oranda artırıldı. Bu doğrultuda, organize suçun odağında yer alan Ferhat S. isimli sanık, ağırlaştırılmış nitelikli dolandırıcılık suçundan tam 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Suç ortaklığı tespit edilen Burhan Ç. hakkında ise mahkeme 3 yıl 4 ay hapis cezası verilmesine hükmetti. Kararın açıklanmasıyla birlikte tutuklu sanıkların parmaklıklar arkasındaki kalış süreleri de uzatılmış oldu.

Beraat Eden İsimler Mağdur Aileyi İsyan Ettirdi
Davanın en çok tartışılan ve adliye koridorlarında tansiyonun yükselmesine neden olan kısmı ise tutuksuz yargılanan diğer sanıklar hakkındaki kararlar oldu. Mahkeme heyeti, ilk davada olduğu gibi bu yargılamada da serbest durumda bulunan M.T. ve S.O. hakkında somut delil yetersizliği gerekçesiyle yeniden beraat hükmü kurdu. Yıllardır adalet mücadelesi veren toprak sahibi Bekir Çetin, salondan çıkan bu karara çok sert tepki gösterdi. Mağdur vatandaş, suç örgütünün tüm üyelerinin aynı şekilde cezalandırılması gerektiğini savunarak adaletin bu yönüyle eksik kaldığını dile getirdi.

Hukuk Mücadelesi En Üst Sınıra Taşınıyor
Duruşmanın ardından adliye binası önünde basına önemli açıklamalarda bulunan mağdur avukatı Özgül Akın Aydınöz, sürecin peşini bırakmayacaklarını vurguladı. Deneyimli hukukçu, yerel mahkemenin eksik değerlendirmesini istinaf aşamasında bozmayı başardıklarını ancak beraat eden iki sanık yönünden kararın hala tatmin edici olmadığını belirtti. Suçun organize bir şekilde işlendiğine inandıklarını ifade eden Aydınöz, dosyayı bir üst kademeye taşıyacaklarını ve tüm olağanüstü kanun yollarını sonuna kadar tüketeceklerini ilan etti. Ailenin avukatı, adaletin tam anlamıyla tecelli etmesi için Yargıtay nezdinde de gerekli tüm girişimleri başlatacaklarını sözlerine ekledi.
Yıllar Önce Başlayan Arazi Vurgununun Geçmişi
Kamuoyunu derinden sarsan bu büyük vurgunun temelleri, 2 Ekim 2018 tarihinde Konya’nın Akşehir ilçesinde atılmıştı. Kendilerini polis olarak tanıtarak güven veren bir şebeke, bölgenin tanınmış arazi sahiplerinden Bekir Çetin’i hedef seçmişti. Devlet otoritesinin adını kullanarak mağduru baskı altına alan ve ciddi miktarda maddi kazanç elde eden zanlılar, emniyet güçlerinin başarılı operasyonuyla yakalanarak cezaevine gönderilmişti. İlk yargılamada Burhan Ç. hakkında 4 yıl 6 ay, Ferhat S. hakkında ise 8 yıl 9 ay hapis cezası öngörülmüştü. Ancak istinaf mahkemesinin bu son müdahalesi, suçlulara verilen cezaların kapsamını genişleterek dolandırıcılara karşı yargının tavizsiz duruşunu bir kez daha ortaya koydu.




