TARİHİN VE GELECEĞİN KESİŞME NOKTASI: DÜNYANIN MERKEZİ

Konya Aydınlar Ocağı’nın mutat Selçuklu Salı Sohbetleri kapsamında, Kadim Medeniyet Merkezinde kavimlerin serüveni masaya yatırıldı. Konevi Derneği salonunda gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü yaptı. Haftalık program akışına dair dinleyicilere bilgiler veren Dr. Güçlü, coğrafyanın hayati önemine değinerek, “Batılıların Ortadoğu adını verdikleri ve bizim de içinde bulunduğumuz coğrafya insanlık tarihi için olduğu kadar geleceği için de çok önemlidir” dedi. Dr. Güçlü'nün ardından kürsüye gelen eğitimci Mustafa Dündar, dünyanın merkezi kabul edilen bu bölgenin kadim kavimlerini ve birbirleriyle olan çarpıcı münasebetlerini derinlemesine anlattı.

TÜRKİSTAN COĞRAFYASINDAN HORASAN’A UZANAN BÜYÜK GÖÇ

Konuşmasının ilk bölümünde Türklerin ana yurdu olan Asya ortalarının coğrafi yapısı ve iklim şartları hakkında bilgiler veren Mustafa Dündar, bozkır hayatının toplulukları nasıl şekillendirdiğini aktardı. Coğrafyanın tarıma elverişli olmamasının göçleri tetiklediğini belirten Dündar, “Asya bozkırları toprak yapısı itibariyle düzensiz yağışları olan, geçirimli bir toprak yapısına sahiptir, bu nedenle bölgede otlaklar geniş yer kaplar. Ziraat yapma ihtimali genellikle zayıftır. O toklarda yaşayan Türkler, Moğollar ve diğer kavimler hayvancılık yapma ihtiyacını duyarlar, dolayısıyla hayatları ota bağlıdır. Otun tükendiği yeri terk edip yeni yerler arama ihtiyacı duyarlar. Bütün kavimler ve obalar da aynı ihtiyacı hissederler” şeklinde konuştu. Türklerin tarih sahnesindeki ilerleyişinde 1040 Dandanakan Savaşı ile Sultan Alparslan'ın Malazgirt zaferinin en önemli iki dönüm noktası olduğunu ifade eden Dündar, Bilge Kağan ile Kültigin arasındaki yerleşik hayata geçiş tartışmasına da değinerek, Kültigin'in haklı itirazı üzerine şehir hayatından vazgeçildiğini anlattı.

Manşet (34)-1

HAZAR HAKANLIĞI VE KARAİMLERİN NAMAZA BENZEYEN İBADETİ

Tarihsel süreçte Türk-Arap münasebetlerinin kurumsal olarak 751 Talas Savaşı ile başladığını ve Çin'e karşı birlikte kazanılan zaferin büyük bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Dündar, Hazar Denizi'nin kuzeyinde kurulan Hazar Hakanlığı bünyesinde üç semavi din bulunsa da hakim unsurun eski Türk inanışı olduğunu söyledi. Museviliği seçen Türk gruplarına değinen Dündar, “Museviliğe intisab eden Nogaylar, Karadenizin kuzeyinden Kırım ve Kuzey Avrupa da varlıklarını el’an sürdürüyor. Bunlara günümüzde Karaimler diyoruz. İstanbul'da Karaköy'e adını vermişlerdir. İnanç olarak diğer Yahudi gruplarından farklı olarak Knesetta adını verdikleri havralarında namaza benzer bir ibadet şekilleri vardır. Knesset, mel'un İsrail devletinin parlamentosunun da adıdır. Diğer Yahudi gurupları da Eşkinazi, Sefarat Mizrahi’dir” ifadelerini kullandı.

SELÇUKLU’NUN SONUNU GETİREN GİZLİ İTTİFAK

Dünyanın merkezindeki güç savaşlarında Büyük Selçuklu Devleti'nin taht kavgaları ve iç karışıklıklarla nasıl yıprandığına dikkat çeken Mustafa Dündar, imparatorluğun yıkılış sürecindeki karanlık ittifakları gözler önüne serdi. Özellikle İbrahim Yınal'ın devleti yıkılma noktasına getirdiğini belirten Dündar, dış ve iç tehditlerin birleşmesine vurgu yaparak, “Haşhaşilerle İsfahan'a yerleşmiş olan Yahudilerin yanı sıra bu kardeş kavgalarının, Selçukluların sonunu hazırladığı düşünülebilir” dedi. İran ve Arap toplumlarının devletleşme süreçlerini de kıyaslayan Dündar, Arapların İslamiyet öncesinde kayda değer bir devlet alışkanlığı olmadığını, Resulullah Efendimizin vahiy ile birlikte Araplara öğrettiği en önemli şeyin devlet olmanın gerekliliği olduğunu ve hicretin bir manasının da devlet olmak anlamına geldiğini aktardı.

Konya'da mide bulandıran olay! Sofraya koyduğu ekmeği dilimleyince ne yapacağını şaşırdı
Konya'da mide bulandıran olay! Sofraya koyduğu ekmeği dilimleyince ne yapacağını şaşırdı
İçeriği Görüntüle

Manşet (36)

YAHUDİLERİN GÜÇLÜ DEVLETLERİ KULLANMA STRATEJİSİ

Yahudilerin tarih boyunca kendi nüfuslarının yetersiz kalması sebebiyle sürekli arkalarına küresel güçleri alarak hareket ettiklerini ve dünyayı kışkırttıklarını belirten Mustafa Dündar, bu stratejinin günümüzde de devam ettiğini çarpıcı bir şekilde ifade etti. Birinci Dünya Savaşı öncesinden günümüze uzanan süreci özetleyen Dündar, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Mesela İngiltere'yi birinci dünya savaşı öncesi, bölgemizi karıştırmak üzere 'Sanayi devrimi neticesi size enerji lazım. Bu da malum bölgededir' diyerek ikna ettiler ve Balfour Deklarasyonu vasıtasıyla İngilizleri bölgeye getirdiler. Keza İran'ı da bölgede kuvvet bırakmayacak şekilde yayılmaya teşvik ettiler; kendileri mücessem, yani bayrağı olan terörist de olsa bir devlet olunca ve yeni hamileri olan Amerikalıları da Çin'i çerçeveleme stratejisi tuzağı ile ikna edip bölgeye müdahale şansı elde edince düşmanlaştırdılar” Dinleyicilerin büyük bir ilgiyle takip ettiği programın sonunda, Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, etkileyici anlatımları ve kıymetli sunumu için eğitimci Mustafa Dündar’a teşekkür ederek günün anısına kitap takdiminde bulundu.

Kaynak: HABER MERKEZİ