Sahadaki reel durum ile kağıt üzerindeki makroekonomik veriler arasındaki makas giderek açılırken, esnafın içinde bulunduğu zorlu şartlar resmi kurumların açıkladığı istatistiklerle de tescillendi. Piyasadaki nakit akışının yavaşlaması, artan girdi maliyetleri ve daralan iç talep, küçük işletmelerin ayakta kalmasını günden güne imkânsız hale getiriyor. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu tarafından kamuoyunun bilgisine sunulan son veriler, ticari hayattaki kan kaybının ulaştığı ürkütücü boyutları gözler önüne serdi. Açıklanan tablolara göre yeni tescil yaptıran esnaf sayısında belirgin bir gerileme yaşanırken, kepenk kapatan işletmelerin sayısında ise adeta bir patlama yaşanıyor. Piyasadaki bu olumsuz gidişat, ekonomik tablonun masa başında çizilen pembe tablolarla örtüşmediğini net bir biçimde kanıtlıyor.

SAYILARLA ESNAFIN ÇÖKÜŞ TABLOSU: YENİ AÇILIŞLAR DÜŞÜYOR KAPANIŞLAR REKOR KIRIYOR
Yılın başından bu yana tutulan istatistikler incelendiğinde, girişimcilerin yeni iş yeri açma konusundaki çekimserliği dikkat çekiyor. Ocak ayında yeni açılan esnaf sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,3 oranında azalarak 27 bin 927 seviyesine geriledi. Takip eden süreçte düşüş grafiği hız kazanarak Mayıs ayında yüzde 29,24'lük sert bir gerilemeyle 19 bin 414 seviyesine kadar indi. Yaz aylarında da devam eden bu olumsuz trend neticesinde Temmuz'da yüzde 15,16 azalışla 23 bin 396'ya düşen tescil sayıları, Ağustos ayında ise yüzde 7,54 kayıpla 23 bin 387 olarak kayıtlara geçti. Tüm bu gelişmeler ışığında, Ocak-Ağustos kapsayan sekiz aylık dilimde yeni açılan esnaf sayısı toplamda yüzde 7,99 oranında gerileyerek 209 bin 991'den 193 bin 222'ye düşmüş oldu. Açılan iş yeri sayısındaki meyli tersine çeviren asıl ürkütücü gelişme ise kapanan esnaf sayısındaki tırmanışta yaşandı. Yılın ilk ayı olan Ocak'ta yüzde 1,47 artışla 12 bin 736'ya ulaşan kapanışlar, Şubat ayında yüzde 26,08 artarak 11 bin 617'ye, Mart ayında ise yüzde 11,54 yükselişle 9 bin 802'ye ulaştı. Nisan döneminde yüzde 24,31 gibi yüksek bir tırmanışla 11 bin 699'a çıkan terkin sayıları, Mayıs ayında kısa süreli bir nefes alarak yüzde 20,77 düşüşle 7 bin 234'e inse de Haziran ayında yüzde 38,61'lik rekor bir artışla 10 bin 304 seviyesini gördü. Yılın ikinci yarısında da durdurulamayan bu tırmanış Temmuz'da yüzde 4,44 artışla 9 bin 767, Ağustos'ta ise yüzde 12,96 yükselişle 9 bin 510 oldu. Böylelikle ilk sekiz aylık zaman zarfında kepenk kapatan toplam esnaf sayısı, geçen senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 11,26 oranında artış göstererek 74 bin 300'den 82 bin 669'a fırladı.
PİYASADAKİ GÜVEN BUNALIMI FİNANSAL GÖSTERGELERE YANSIYOR
Ekonomik çarkların sağlıklı bir biçimde dönebilmesi için en temel gereksinim olan güven unsuru, mevcut piyasa şartlarında her geçen gün biraz daha eriyor. TÜİK tarafından 26.08.2026 tarihinde paylaşılan verilerde ekonomik güven endeksinin 99,80 değerinden 100,6 seviyesine yükseldiği duyurulmuş olsa da sahadaki esnafın ve sokağın gerçekliği bu istatistiksel yükselişle çelişiyor. Üretim, yatırım, istihdam ve tasarruf gibi ekonominin taşıyıcı sütunlarının işlemesi tamamen öngörülebilir bir ortama bağlıyken, piyasada yaşanan belirsizlik geleceğe dair umutların tükenmesine yol açıyor. Mevcut piyasa koşullarında mahkemelere yansıyan konkordato taleplerindeki patlama, bankalarca karşılıksız işlemi yapılan çekler, ödenemeyip protesto çekilen senetler ve icra takibine düşen bireysel ile ticari kredi kartı sayıları reels sektörün içinde bulunduğu krizin en bariz kanıtları arasında yer alıyor. Piyasadaki bu göstergeler artık hafif bir uyarı ikazı olmaktan çıkıp, tüm ekonomi için ciddi bir tehlike sinyaline dönüşmüş durumda.
KİŞİLER DEĞİL SİSTEM DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE ÇÖZÜM MÜMKÜN DEĞİL
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in göreve getirilmesiyle birlikte uluslararası finans çevrelerinde ve iç piyasada enflasyonun dizginleneceği, faiz politikalarının sonuç vereceği ve rasyonel zeminli programların başarıya ulaşacağı yönünde büyük bir beklenti oluşturulmuştu. Ancak aradan geçen zamana rağmen esnafın ve üreticinin yaşadığı ticari darboğaz aşılabilmiş değil. Rasyonel politikalara dönüş söylemiyle yola çıkılmasına rağmen istenilen makroekonomik hedeflere ulaşılamamış olması, sorunun şahıslardan ziyade yürütülen yapıda olduğunu gösteriyor. Ekonomi yönetiminde Bakan Şimşek'in varlığı ya da muhtemel bir görev değişimi üzerinden yürütülen tartışmalar, meselenin özünü kaçırmaktan öteye gitmiyor. Yaklaşan seçim dönemiyle birlikte ekonomi kurmaylarının geleceğine dair spekülasyonlar artsa da sadece isimlerin değişmesi mevcut problemlere kalıcı bir çözüm sunamıyor. Büyümenin odağına üretimi ve alın terini koymak yerine rant, borçlanma ve faiz odaklı bir modeli benimseyen anlayış sürdükçe, kamusal açıkları sürekli yeni vergilerle kapatma çabası devam ettikçe ve esnaf yüksek faizli kredi cenderesine mahkûm edildikçe kadro değişikliklerinden bir mucize beklemek gerçekçi bir yaklaşım olmuyor. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey yüzeysel isim değişiklikleri değil, doğrudan üretimi, adil paylaşımı ve güveni merkeze alan köklü bir zihniyet değişikliğidir.





