GÜNDEM

Kendisinden 6 kat büyük donanmayı tek bir gemi kaybetmeden yok etti! İşte o büyük deha...

Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk Kaptan-ı Deryası, kazandığı eşsiz zaferler ve geliştirdiği askeri teknolojilerle devleti bir deniz imparatorluğuna dönüştüren Barbaros Hayrettin Paşa, vefatının 480. yıl dönümünde asırları aşan şanlı mirasıyla yad ediliyor.

Abone Ol

MİDİLLİ’DEN YÜKSELEN "HAYRETTİN" UNVANI

Asıl adı Hızır Reis olan büyük komutan, Vardar Yenicesi'nden Midilli'nin fethi sonrası buraya yerleşen sipahi Yakup Ağa'nın oğlu olarak 1478 yılında dünyaya gözlerini açtı. Dört kardeşin en küçüğü olan Hızır, gençlik yıllarında kendi yaptırdığı bir gemiyle Midilli, Selanik ve Eğriboz arasında deniz ticaretine atılarak hayat mücadelesine başladı. Rodos şövalyelerine esir düşen ağabeyi Oruç Reis’in kurtarılmasının ardından iki kardeş, Şehzade Korkut'un himayesine girdi. Bu himaye, Türk denizcilik tarihinin seyrini değiştirecek büyük bir dostluğun ve gazanın da kapısını araladı. 1504 yılından itibaren Akdeniz'de "deniz gazisi" olarak hakimiyet mücadelesi başlatan kardeşler, kısa sürede adlarını tüm dünyaya duyurdu. Ceneviz, İspanya ve Fransa'ya karşı kazandıkları başarıların ardından, 1516 yılında ele geçirdikleri yüklü bir gemiyi dönemin padişahı Yavuz Sultan Selim'e hediye olarak gönderdiler. Bu hamleyle Osmanlı desteğini arkasına alan reisler, İspanyol ve Cenevizli istilacılarla çarpışarak Cezayir'i denetim altına almayı başardı. Akdeniz'i titreten bu kardeşlerden kızıla çalan sakalı yüzünden Oruç Reis'e Avrupalılar tarafından "Barbarossa" unvanı verildi. Oruç Reis’in vefatının ardından bu lakap küçük kardeş Hızır için de kullanılmaya başlandı ve Türkçe literatüre Barbaros olarak geçti. Yavuz Sultan Selim ise Hızır Reis'in başarılarına binaen ona "dinin hayırlısı" anlamına gelen "Hayrettin" adını bahşetti.

CEZAYİR’İN OSMANLI’YA KATILMASI VE İYİLİK KÖPRÜSÜ

1518 yılında İspanyollara sığınan Tlemsen Beyi'nin bir yıl sonra gerçekleştirdiği karşı saldırıda Barbaros Hayrettin Paşa'nın kardeşleri İshak Reis ve Oruç Reis şehit düştü. Büyük bir acıyla tek başına kalan Hayrettin Reis, Cezayir topraklarında stratejik bir karar alarak Yavuz Sultan Selim'e bir heyet gönderdi ve topraklarının Osmanlı hakimiyetine kabulünü talep etti. Padişah adına para bastırıp hutbe okutarak bağlılığını bildiren Hayrettin Reis, Cezayir Beyi olarak atandı. Kendisine Anadolu’dan gönüllü asker toplama imtiyazı verilerek yeniçeriler ve topçulardan oluşan 2 bin kişilik yardımcı bir güç gönderildi. Cezayir'in Osmanlı topraklarına katılmasıyla Akdeniz'deki gücü katlanan Hayrettin Paşa, sadece askeri bir deha değil, aynı zamanda büyük bir vicdan insanı olduğunu da kanıtladı. Endülüs'te gördükleri zulüm sebebiyle yurtlarını terk etmek zorunda kalan yaklaşık 70 bin Müslümanı Türk gemileriyle Afrika sahillerine taşıyarak Cezayir'e yerleştirdi.

KAPTAN-I DERYALIK DÖNEMİ VE PREVEZE DESTANI

Yavuz Sultan Selim'in ardından Kanuni Sultan Süleyman döneminde de büyük başarılara imza atan efsanevi denizci için amirallik kapısı 1534 yılında açıldı. Hristiyan denizcilerin Osmanlı Devleti'nin Mora kıyılarına saldırması üzerine Kanuni Sultan Süleyman, çözümü Barbaros Hayrettin Paşa’yı Kaptan-ı Derya ilan etmekte buldu. Aynı yıl Tunus'u fethederek "Tunus Fatihi" unvanını da alan paşanın Akdeniz'deki ezici üstünlüğü, Hristiyan dünyasını büyük bir korkuya sevk etti. Papalık, Venedik, Ceneviz, Malta, İspanya ve Portekiz gemilerinden oluşan ve başında efsanevi amiral Andrea Doria'nın bulunduğu devasa bir Haçlı Donanması kuruldu. İki büyük güç, tarihin en kalabalık deniz muharebesine sahne olacak Arta Körfezi'ndeki Preveze'de karşı karşıya geldi. Haçlı Donanması'nın 600'den fazla gemisi ve 60 bin askeri bulunurken, Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması sadece 122 gemi ve 20 bin askerle meydandaydı. Kendisinden altı kat büyük olan bu donanmayı darmadağın eden Barbaros, Haçlıların 128 gemisini batırdı, 29 gemisini ise ele geçirdi. Tek bir gemi dahi kaybetmeden elde edilen bu şanlı zafer, Akdeniz'deki Osmanlı egemenliğini perçinledi.

AÇIK DENİZLERİN İMPARATORLUĞU VE ŞANLI VEDA

Preveze’nin ardından zaferlerine yenilerini ekleyen büyük amiral, Fransa Kralı 1. François'in Şarlken'e karşı yardım istemesi üzerine Kanuni'nin emriyle Fransa kıyılarına yelken açtı ve 1543 yılında Nice'i fethetti. Onun askeri dehası sayesinde Osmanlı, bir kara imparatorluğunun ötesine geçerek açık denizlerde sancak dalgalandıran küresel bir deniz imparatorluğu haline geldi. Tersane-i Amire'yi dönemin en başarılı gemi üretim ve teknoloji merkezi yapan Barbaros, ardında Turgut Reis, Salih Reis, Piri Reis ve Kılıç Ali Reis gibi kendi ekolünde yetişmiş dev denizciler bıraktı. Rumca, Arapça, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerini çok iyi bilen bu iri yapılı, gür sakallı bilge komutan, ömrü denizlerde geçmesine rağmen İstanbul'da bir cami, bir medrese ve bir sıbyan mektebi inşa ettirmeyi de ihmal etmedi. Büyük denizci, 4 Temmuz 1546'da Beşiktaş'ta 68 yaşında vefat etti. Ölümünün ardından dünyada bıraktığı derin izi anlatmak adına "Denizin reisi öldü" manasına gelen "Mate reisü'l-bahr" ifadesi tarihe kazındı. Naaşı, Beşiktaş'ta Mimar Sinan tarafından yapılan türbesine defnedilen Barbaros Hayrettin Paşa, açtığı yolla Akdeniz'i uzun yıllar bir Türk gölü olarak muhafaza edecek şanlı bir miras bıraktı.