İstanbul’un turizm imajına gölge düşüren ve sosyal medyada hızla yayılarak infiale yol açan haksız kazanç iddialarına yargıdan çok sert bir müdahale geldi. Yabancı bir turisti taşıdığı kısa mesafe için fahiş bir ödeme alan taksi sürücüsü, adli makamların jet hızıyla harekete geçmesiyle adalet karşısına çıkarıldı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran olayın ardından adli süreç tamamlandı ve emsal niteliğinde bir karara imza atıldı.
Sosyal nedyayı sallayan taksi görüntüleri yargıya taşındı
İstanbul sokaklarında seyahat eden yabancı uyruklu bir içerik üreticisinin paylaştığı video, şehirdeki bazı taksicilerin uyguladığı fahiş fiyat politikasını bir kez daha gözler önüne serdi. İnternet dünyasında Andrew Gerald Rencourt ismiyle tanınan turistin, bindiği takside uğradığı haksızlığı anbean kaydetmesi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığını harekete geçirdi. Savcılık, dijital platformlarda infial yaratan bu skandal görüntüler üzerine vakit kaybetmeden resen bir soruşturma süreci başlattı.
Emniyet güçlerinin titiz çalışması neticesinde kimliği belirlenen taksi şoförü H.A. kısa sürede gözaltına alındı. Emniyetteki sorgu ve yasal işlemlerinin tamamlanmasının ardından kelepçeli şekilde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirilen şüpheli, burada cumhuriyet savcısına ifade verdi. Savcılık makamı, elde edilen somut deliller doğrultusunda sürücüyü nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında tutuklanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk etti. Mahkeme heyeti, sunulan argümanları haklı bularak şüphelinin tutuklanarak cezaevine gönderilmesine hükmetti.

Beş kilometrelik yol için akılalmaz tarife uygulandı
Yargılama sürecinin detaylarını içeren savcılık sevk yazısında, trajikomik olayın tüm ayrıntıları gün yüzüne çıktı. Mağdur turist Andrew Gerald Rencourt’un konakladığı otele gitmek amacıyla şüpheli H.A.’nın idaresindeki ticari araca bindiği aktarıldı. Yaklaşık beş kilometrelik bir mesafe için sürücünün yolların kapalı olduğunu iddia ederek elli avro talep ettiği, turistin de bu meblağı ödemeyi kabul ettiği belirlendi. Ancak yolculuğun nihayetinde post cihazı üzerinden turistin kartından tam yedi bin üç yüz lira tahsil edildiği saptandı.
Normal şartlar altında İstanbul’daki mevcut tarifelere göre maksimum üç yüz lira civarında tutması gereken bu kısa mesafe seyahat için turistin kartından yaklaşık yüz otuz altı avroya tekabül eden bir paranın çekildiği adli raporlara yansıdı. Kolluk kuvvetlerinin yaptığı ilk incelemelerde, şoförün taksimetre cihazını hiç açmadan taşımacılık yaptığı belirlenerek hakkında idari para cezası uygulandı ve resmi tutanak tutuldu. Söz konusu tutanakta sürücünün, yabancı misafirin durumu fark etmeyeceğini düşünerek pos cihazından bilerek fazla para çektiğini ilk etapta itiraf ettiği de belgelere eklendi.
Sürücünün savunması hayatın olağan akışına aykırı bulundu
Hakim karşısına çıkan taksi şoförü H.A. adliyedeki ifadesinde hakkındaki suçlamaları reddederek kendisini ilginç bir iddiayla savundu. Kolluk kuvvetlerinin tutanağını okumadan imzaladığını öne süren şüpheli, yolcuya araç içerisinde yüz dolar nakit para verdiğini, pos cihazından çekilen yedi bin üç yüz liranın ise hem yolculuk bedelini hem de bu nakit paranın karşılığını oluşturduğunu iddia etti.
Ancak savcılık makamı, sosyal medyaya düşen video kayıtlarını incelediğinde durumun çok farklı olduğunu tespit etti. Kayıtlarda, mağdur turistin on dakikalık kısa bir yolculuk için bu kadar yüksek bir meblağ ödemesi gerekip gerekmediğini şoföre açıkça sorduğu, şüphelinin ise hiçbir açıklama yapmadan onaylayıcı şekilde evet yanıtını verdiği görüldü. Görüntülerde şoförün iddia ettiği gibi yüz dolarlık bir nakit alışverişinden hiçbir şekilde bahsedilmediği vurgulandı. Sürücünün suçtan kurtulmaya yönelik bu savunmasını hayatın olağan akışına tamamen aykırı bulan adli makamlar, dolandırıcılık kastının açıkça oluştuğuna hükmederek adaletin yerini bulmasını sağladı.




