Gelişen teknoloji ve dijitalleşen dünya, insan hayatını kolaylaştırırken beraberinde büyük bir sağlık tehdidini de getiriyor. Modern yaşam standartlarının bir getirisi olan hareketsiz yaşam tarzı, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik rahatsızlıkların temel kaynağı olarak gösteriliyor. Vücudun iskelet kasları vasıtasıyla enerji harcamasını sağlayan her türlü hareket, aslında sandığımızdan çok daha büyük bir koruyucu kalkan görevi üstleniyor.

Küresel ölçekte incelendiğinde, erken yaşta yaşanan can kayıplarının çok büyük bir kısmının kalp hastalıkları, tümör oluşumları, solunum yolu rahatsızlıkları ve şeker hastalığından kaynaklandığı biliniyor. Sağlık otoriteleri, dünya genelindeki ölüm risk faktörleri sıralamasında dördüncü sırada yer alan fiziksel hareketsizliğin, önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekiyor. Medicana Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, toplumun büyük bir kesimini etkisi altına alan sedanter yani hareketsiz yaşam biçiminin, modern çağın en büyük salgınlarından biri olduğunu ifade ediyor. Yapılan bilimsel çalışmalar ve veriler, ülkemizde de hem kadınların hem de erkeklerin çok büyük bir çoğunluğunun günlük yaşamda yeterli hareket seviyesine ulaşamadığını açıkça gösteriyor.

KALP SAĞLIĞINDAN DİYABETE KADAR VÜCUDUN YENİLENME ŞİFRESİ HAREKET ETMEKTE SAKLI

Gündelik yaşamın içerisine dahil edilecek düzenli aktiviteler, başta kardiyovasküler sistem olmak üzere tüm organizma üzerinde mucizevi etkiler yaratıyor. Düzenli olarak yapılan egzersizler, yüksek tansiyon ve inme gibi ani gelişebilecek hayati tehlikeleri ciddi oranda aşağı çekiyor. Yapılan araştırmalar, düzenli hareket eden bireylerin kalp ve damar hastalıklarına yakalanma oranının neredeyse yarı yarıya azaldığını kanıtlıyor. Kan tablosundaki dengeleri de doğrudan etkileyen bu süreç, kötü kolesterolü baskılarken iyi kolesterol seviyesini yukarı taşıyarak damar tıkanıklıklarının önüne geçiyor. İlerleyen yaşlarda sıklıkla görülen kronik yüksek tansiyon problemi karşısında da hareketli bir yaşam en güvenli liman olarak öne çıkıyor.

Metabolizmanın çalışma disiplinini baştan aşağı değiştiren bu alışkanlık, çağımızın bir diğer büyük tehdidi olan şeker hastalığına karşı da güçlü bir direnç mekanizması oluşturuyor. Kasların çalışması, hücrelerin insüline karşı olan duyarlılığını artırarak kandaki şeker oranının dengelenmesine yardımcı oluyor ve böylece Tip 2 diyabet gelişimini büyük ölçüde engelliyor. Vücut ağırlığının kontrol altında tutulmasını sağlayan bu hareketlilik, obeziteyle doğrudan bağlantılı olan diğer sistemik bozuklukların da henüz başlamadan temelini kurutuyor.

Konya'da 500 günlük mucize: Yatağa bağımlı hasta evine uğurlandı
Konya'da 500 günlük mucize: Yatağa bağımlı hasta evine uğurlandı
İçeriği Görüntüle

KANSER RİSKİNİ AZALTAN VE YAŞLANMAYI GECİKTİREN HÜCRESEL KALKAN

Hareketli bir yaşam tarzının faydaları sadece iç organların çalışması ve metabolizmayla sınırlı kalmıyor. Tıp literatüründeki güncel veriler, başta meme, kalın bağırsak, mesane ve akciğer olmak üzere en az sekiz farklı kanser türünün gelişim riskinin düzenli hareket sayesinde belirgin şekilde düştüğünü gösteriyor. Dünya üzerindeki pek çok kanser vakasının temelinde aşırı kilo ve durağan bir yaşamın yattığı gerçeği, konunun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor. İskelet sistemini de doğrudan destekleyen bu süreç, özellikle kadınlarda menopoz sonrasında görülen kemik erimesi riskini en aza indiriyor. Kas kütlesinin korunması, yaşlılık döneminde meydana gelebilecek düşme vakalarını ve buna bağlı tehlikeli kırıkları önlemede hayati bir rol üstleniyor.

Zihinsel sağlık ve ruh hali üzerinde de doğrudan bir iyileşme sağlayan fiziksel aktiviteler, beyne giden kan akışını hızlandırarak yaşlılığa bağlı bunama ve bilişsel gerilemenin önüne geçiyor. Kaygı ve depresyon belirtilerini hafifleten bu süreç, akciğer hastalarında ise organ kapasitesini artırarak hastaneye yatış sıklığını azaltıyor. Uzmanlar, bu koruyucu etkilerden tam anlamıyla yararlanabilmek için haftalık rutinler oluşturulması gerektiğini savunuyor. Haftada ortalama yüz elli ila üç yüz dakika arasında yapılacak tempolu yürüyüşler veya orta şiddetteki egzersizler, kas gruplarını çalıştıracak antrenmanlarla desteklendiğinde yaşam kalitesini zirveye çıkarıyor. Sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltmanın ve toplumsal sağlığı korumanın en stratejik adımı, kişiye özel ve sürdürülebilir hareket programlarını bir yaşam felsefesi haline getirmekten geçiyor.

Kaynak: İHA