Su kısıtının her geçen gün daha fazla hissettirildiği Konya ovasında, tarımsal üretimde dönüşüm başlatacak kritik adımlar atılıyor. Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ereğli İlçe Müdürlüğü bünyesindeki uzman ekipler, az su tüketen ve kuraklığa dirençli yem bitkilerini yaygınlaştırmak amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Hayvancılık sektörünün en büyük gider kalemi olan kaliteli kaba yem ihtiyacını karşılamak adına sahada incelemeler yapan teknik personeller, bölge çiftçisine umut verecek sonuçlara ulaştı.
EREĞLİ’DEKİ 30 DEKARLIK DENEME ALANINDA İLK HASAT BAŞARIYLA TAMAMLANDI
Su kısıtı yaşanan ilçelerde silajlık mısır yetiştiriciliğine alternatif sunmak amacıyla başlatılan özel proje kapsamında Ereğli'de 30 dekarlık bir gösterim sahası oluşturuldu. İlk biçimi gerçekleştirilen sorgum-sudan otu melezinin sahadaki durumunu yerinde inceleyen mühendisler, bitkinin bölge iklimine ve toprak yapısına mükemmel bir uyum sağladığını tespit etti. Hızlı büyüme kapasitesi ve derinlere inen kök yapısı sayesinde kavurucu sıcaklarda bile yüksek verim sunan bu bitki, bir sezonda birden fazla kez biçilebilme imkânıyla da dikkat çekiyor. Ayrıca verimsiz, tuzlu veya alkali topraklarda dahi yetişebilmesi, atıl arazilerin ekonomiye kazandırılması açısından büyük fırsat yaratıyor.
MISIRA KIYASLA HEM AZ SU TÜKETİYOR HEM DE MALİYETLERİ DÜŞÜRÜYOR
Özellikle silajlık mısıra oranla çok daha az sulama isteyen sorgum-sudan otu; yeşil ot, kuru ot ve silaj olarak değerlendirilebiliyor. Yüksek besin değeriyle hayvancılık işletmelerinin yem giderlerini belirgin şekilde düşüren bu tür, yeraltı su kaynaklarının korunmasına da doğrudan katkı sunuyor. Tarım teşkilatı, bu ve benzeri projelerle hem yerel su potansiyelini verimli kullanmayı hem de üreticilerin bilgi düzeyini artırarak hayvansal üretimi güvence altına almayı amaçlıyor.
ÜRETİCİLER İÇİN BİÇİM ZAMANI UYARSI: TEKNİK TAVSİYELERE DİKKAT EDİLMELİ
Uzmanlar, sorgum-sudan otundan maksimum verim ve güvenlik elde edebilmek için doğru zamanlamanın şart olduğunu vurguluyor. Bitkinin henüz genç olduğu erken gelişim evrelerinde bünyesinde prussik asit riski barındırabileceğini belirten yetkililer, hasat yüksekliği ve kullanım yöntemleri konusunda çiftçilerin ilçe müdürlüklerindeki teknik personelin yönlendirmelerine harfiyen uyması gerektiğinin altını çiziyor.





