Organize Sanayinin Merkezinde Nitelikli Eğitim Kampüsü
Konya’da faaliyet gösteren Selçuklu Mehmet Tuza Pakpen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, eğitim vizyonu ve sanayi entegrasyonu ile dikkat çeken kurumların başında geliyor. Bünyesinde barındırdığı makine ve tasarım teknolojisi, endüstriyel otomasyon teknolojileri ile metal teknolojisi branşlarında tam 518 öğrenciye geleceğin mesleki standartlarını aktaran okul, modern sanayinin en büyük ihtiyacına doğrudan yanıt veriyor. Okul Müdürü Sait Bulut, günümüz üretim dünyasında meslek liselerinin öneminin artık toplumun her kesimi ve her yaş grubu tarafından net bir şekilde kavrandığını ifade ediyor. Kuruma yönelik yoğun talebin kendilerini son derece gururlandırdığını belirten Bulut, geleceğin ve üretimin bu gençlerin ellerinde şekilleneceğini vurguluyor.
Okulun Adını Söyleyen Mezun İçin İstihdam Kapıları Sonuna Kadar Açılıyor
Eğitim sürecini tamamlayan gençlerin "teknisyen" unvanı alarak iş hayatına adım attıklarını belirten Sait Bulut, öğrencilerin kendi branşlarıyla ilgili her türlü teknik detayı hem teorik hem de uygulamalı olarak bizzat üretim atölyelerinde deneyimlediklerini aktarıyor. Kurumdaki öğrencilerin yüzde 60 gibi yüksek bir oranı mühendislik başta olmak üzere farklı fakültelerde yükseköğrenim hayatına adım atarken, geri kalan yüzde 40'lık kesim ise doğrudan piyasada kendi uzmanlık alanlarında çalışmaya başlıyor. Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü ile yürütülen kapsamlı protokol çerçevesinde, eğitim gören tüm gençlere ücretsiz ulaşım ve öğle yemeği desteği sağlanıyor. Bu desteklerin yanı sıra 120 öğrenciye de düzenli olarak burs imkanı sunuluyor. Bölgedeki işverenlerin bu okuldan mezun olan gençleri adeta kapıştığını belirten okul müdürü, sanayi bölgesinde her zaman nitelikli personele ihtiyaç duyulduğunu ve kendilerinin tam olarak bu aranan koşulları sağladıklarını ifade ediyor.

Onuncu Sınıfta CNC Tezgahının Başına Geçip Kalite Standartlarını Öğreniyorlar
Makine ve Tasarım Teknolojisi Alanı Atölye Şefi Ali Demir, eğitim modelinin savunma mekanik sistemleri dalında çok küçük yaşlarda başladığına dikkat çekiyor. Öğrencilerin henüz 10. sınıf düzeyindeyken yüksek teknolojili CNC tezgahlarında pratik eğitim almaya başladıklarını belirten Demir, bir sonraki sene olan 11. sınıfta ise bilgisayar destekli çizim, ileri tasarım ve dijital üretim derslerine geçiş yapıldığını anlatıyor. Gençlerin savunma sanayisinde küresel ölçekte uygulanan katı kalite standartlarına ve hassas tolerans değerlerine hakim olarak yetiştirilmesi, tedarikçi konumundaki büyük endüstri şirketleri için bulunmaz bir avantaj yaratıyor.
Canlı Kullanım Alanlarını Görmek Genç Yetenekler İçin Muazzam Bir Motivasyon
Havacılık ve milli savunma alanında çok ciddi, yüksek katma değerli işler aldıklarını kaydeden Ali Demir, öğrencileri doğrudan savunma sanayisi üretim ekosisteminin merkezine yerleştirdiklerini aktarıyor. Atölyeye giren bir gencin, burada gerçekten ülkenin kaderini etkileyen kritik bir askeri donanım parçasının üretildiğini gördüğünü ve bu süreçte pay sahibi olduğunu hissettiğini vurgulayan Demir, öğrencilerin dev firmaların kullandığı parçalar üzerinde pratik yaptığını söylüyor. Atölyeden çıkan ürünlerin montajlanmış ve işlevsel hallerinin videolarını sınıfta hep birlikte izlediklerini, şartlar elverdiğinde ise gençleri bu askeri ürünlerin gerçek kullanım ve test alanlarına götürdüklerini belirten Demir, bu deneyimin öğrencilerde harika bir aidiyet ve motivasyon yarattığını, nitekim mezunlar arasında dev savunma şirketlerinde kritik pozisyonlarda çalışan çok sayıda eski öğrencileri olduğunu sözlerine ekliyor.
İnsansız Kara Aracından Drone Bırakma Aparatına Uzanan Tasarım Gücü
Sektörün dev üreticilerine parça sağlamanın ötesinde, bir AR-GE merkezi gibi çalıştıklarını anlatan Atölye Şefi Ali Demir, tedarikçi firmaların teknik bir sorunla karşılaştıklarında doğrudan okulla temasa geçtiklerini belirtiyor. Şirketlerle koordineli bir şekilde çalışarak ya problemin çözümüne yönelik bir prototip geliştirdiklerini ya da doğrudan yeni ürün imalatına başladıklarını ifade ediyor. Atölyedeki üretimin yüzde 80 gibi çok büyük bir kısmının tamamen kendi özgün tasarımlarından oluştuğunu dile getiren Demir, geçmiş yıllarda geliştirdikleri ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran insansız kara aracı Porsuk projesini hatırlatıyor. Havacılık sektöründeki operasyonel sorunlara yönelik yenilikçi çözümler üretmeye devam ettiklerini belirten deneyimli eğitimci, son olarak geliştirdikleri drone bırakma aparatını TÜBİTAK onayına sunduklarını ve bu tasarım süreçlerinin tamamında öğrencilerin bizzat yer almasının gençlerin mesleki gelişimine devasa katkı sunduğunu belirtiyor.

Geleceğin parlak mühendis adaylarından biri olan 11. sınıf öğrencisi Havvanur İnci de kariyer hedefini doğrudan makine mühendisliği olarak belirlediği için bu kurumu seçtiğini anlatıyor. Atölyede bulunan en karmaşık ve hassas makineleri bile tek başına, güvenle kullanabildiğini belirten genç öğrenci, okulda kazandığı üst düzey teknik altyapı sayesinde üniversitedeki mühendislik eğitimi için kendisini akranlarından çok daha avantajlı ve hazır hissettiğini ifade ediyor.





