Şendoğdu çiftinin hikayesi, depremin en ağır yaşandığı anlarda bile terk etmeme üzerine kurulu. Kadriye Hanım, depremden tam bir gün önce ağır bir omurilik ameliyatı geçirdiği için Malatya'daki hastane odasında yakalanıyorlar sarsıntıya. Mustafa Bey, o dehşet anlarını şu sözlerle anlatıyor:
"Eşim kıpırdayamıyordu, kaçma şansımız yoktu. Karyolanın demirinden tuttum, eşimin başında dua ettim."
Hastanenin hasar alması üzerine ambulansla evlerine gönderilen çift, öğle vaktindeki ikinci büyük depreme de hasarlı evlerinde yakalanmış ancak birbirlerini bir an olsun bırakmamışlar.

55 yıllık sevginin gündelik hali
Aksaray Müftülüğü’nün misafirhanesinde kalan çiftin hayatı, şimdi Mustafa Bey’in eşine gösterdiği titiz özenle şekilleniyor. Kendisi de kalp hastası olmasına rağmen Mustafa Bey, 55 yıllık hayat arkadaşının; yemeğini elleriyle yediriyor, tüm hijyen ve tıbbi bakımlarını üstleniyor, gün boyu onunla sohbet ederek yalnız bırakmıyor.
Mustafa Şendoğdu, mutlu bir evliliğin sırrını "saygı, sevgi ve idare etmeyi bilmek" olarak tanımlarken, eşini Allah'ın kendisine bir emaneti olarak gördüğünü vurguluyor.
"Bana bebek gibi bakıyor"
Kadriye Şendoğdu ise eşine olan minnetini gözyaşlarıyla ifade ediyor. Evlat acısıyla sarsılan ve platinleri kırıldığı için yatağa bağımlı hale gelen Kadriye Hanım, Mustafa Bey’in nefes darlığı çekmesine rağmen kendisi için çabalamasını "Bana bebek gibi bakıyor, Allah benim ömrümden alsın onunkine versin" sözleriyle anlatıyor.





