Yıllarca küçümsenen, hor görülen, üretim yapanlar tarafından ise önemi anlaşılamayarak ‘daha ucuz ise ithal edelim’ anlayışının benimsendiğini aktaran Çalış, pandemi dönemi, savaş dönemlerinin ise tarımın öneminin küresel anlamda nihayet anlaşılabildiğine dikkat çekti.

İklim değişikliği, girdi maliyetlerindeki artış, piyasadaki dengesizlikler gibi etkenlere bağlı olarak Türk tarımının zorluklarla mücadele ettiğini aktaran Çalış, tüm bu olumsuz etkenlerin üreticiyi etkilediği gibi tüketiciyi de etkilediğini ifade etti.
ZORLUKLARA RAĞMEN ÜRETİMDEKİ POTANSİYEL
Karşılaşılan tüm olumsuzluklara ve yapısal zorluklara rağmen, Türk tarımı üretim kapasitesini ve verimliliğini artırma potansiyelini somut bir şekilde ortaya koyan Çalış, “Bu başarının arkasında, her koşulda üretmeye devam eden çiftçilerimiz ile onları bilim ve teknolojiyle buluşturan ziraat mühendislerimizin ve tarımsal öğretim sistemimizin rolü büyüktür. Bu direnç ve başarıyı en net şekilde gösteren örneklerden biri, buğday üretiminde son 15 yılda yaşanan dönüşümdür.” dedi.
|
Kriter |
15 Yıl Önce |
Günümüz |
Sonuç |
|
Buğday Ekim Alanı |
9 milyon hektar |
6.8- 7.1 milyon hektar |
Azalma |
|
Yıllık Üretim |
16- 18 milyon ton |
18- 20 milyon ton |
Artış |
Tablodaki ekim alanlarının yüzde 25 azalmasına rağmen verimin arttığına işaret eden Çalış, “Bu, verimlilik artışının niceliksel kanıtıdır ve “üretimi her şarta devam ettiren üreticimiz, üreticimizi eğitimle işleyen teknoloji ile buluşturan girişimci meslektaşlarımızın ve zirai öğretimin başarısının altını çizen bir sonuçtur.” ifadelerini kullandı. Çalış, her fırsatta olduğu gibi yine tarımdaki eğitimin altını çizerek önemine dikkat çekti.




