BOSTANCI: "GÜNEŞ KORUYUCU ÜRÜNLER BİR MUCİZE DEĞİL!"

Özellikle çocukluk ve ergenlik çağında yaşanan ağır güneş yanıklarının, ilerleyen yaşlarda deri kanseri gelişme riskini ciddi oranda artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ümit Bostancı, güneş koruyucu ürünlerin bir mucize olmadığını, esas korumanın ancak kapsamlı fiziksel önlemlerle birleştiğinde sağlanabileceğini vurguluyor. Son yüz yıllık süreçte modern dünyanın değişen güneşlenme alışkanlıkları, dünya çapında deri kanseri vakalarının ivme kazanmasına neden oldu. Ciltte oluşan erken yaşlanma belirtileri, istenmeyen lekelenmeler ve derin kırışıklıklar, güneşin yaydığı zararlı ışınların etkilerinin sadece küçük bir kısmını yansıtıyor. Her ne kadar güneşin zararları konusunda farkındalık düzeyi eskiye nazaran artış gösterse de, deri kanseri görülme sıklığındaki yükselişin devam etmesi, mevcut korunma stratejilerinin gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

A W740075 01

Havuzda bekleyen gizli tehlike gözlerinizi tehdit ediyor!
Havuzda bekleyen gizli tehlike gözlerinizi tehdit ediyor!
İçeriği Görüntüle

DOĞRU ÜRÜN SEÇİMİ VE KULLANIM STRATEJİLERİ

Güneşten Korunma Faktörü (SPF) ifadesi, aslında cildin güneş ışınlarına maruz kaldığında kızarmasını önlemek için ürünün sunduğu direnç seviyesini simgeliyor. Dr. Ümit Bostancı, tüketicilerin sadece market raflarında gördükleri herhangi bir ürünü alıp sürmelerinin yeterli olmadığını, cilt tipine göre analiz yapılarak tercihte bulunulması gerektiğini belirtiyor. Örneğin; cildi daha yağlı yapıya sahip bireylerin losyon formatındaki, kurumaya meyilli cilt tipine sahip kişilerin ise krem formülasyonlu ürünleri kullanması daha verimli sonuçlar veriyor. Ayrıca suya dayanıklılık iddiası bulunan ürünlerin bile, en az 40 dakikalık su teması sonrasında koruyucu etkisini yavaş yavaş yitirebileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir.

Bazı vatandaşların güneş kremlerinin D vitamini sentezini engellediği veya içeriğindeki kimyasallar nedeniyle kansere yol açabileceği yönündeki kulaktan dolma bilgilerin hiçbir bilimsel dayanağı bulunmuyor. Bununla birlikte, hassas bünyeye sahip kişilerin krem seçerken içerik listesine göz atması ve alerjik reaksiyonlara neden olabilecek maddelerden uzak durması öneriliyor. Bilinçli bir kullanıcı, ürünün sadece etiketteki değerine değil, kendi cilt yapısına uygunluğuna da bakarak karar vermelidir.

FİZİKSEL KORUMA YÖNTEMLERİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

Dr. Ümit Bostancı, hiçbir kremin cildi ultraviyole ışınlarına karşı tam kapasiteyle yüzde 100 korumasının mümkün olmadığının altını çiziyor. Güneş kremleri en iyi ihtimalle 3 ila 4 saat arasında bir koruma kalkanı sunabiliyor ve bu sürenin sonunda mutlaka yenilenmesi gerekiyor. Ancak gerçek koruma, kremi sadece bir destek unsuru olarak görüp üzerine fiziksel bariyerler eklemekle başlıyor. Özellikle güneşin dünyaya en dik açıyla ulaştığı, ışınların en yoğun ve yıkıcı olduğu öğle vakitlerinde, doğrudan güneşe maruz kalmamak en temel kural olarak kabul ediliyor.

Güneşin kavurucu etkisinden kaçınmak isteyenler için sadece krem sürmek yerine, pamuklu ve cildi kaplayan kıyafetler tercih etmek, geniş kenarlı şapkalarla yüz bölgesini koruma altına almak ve mümkünse gölge alanlarda vakit geçirmek büyük fark yaratıyor. Özellikle açık tenli ve sarışın bireyler gibi cilt yapısı güneşe karşı daha az direnç gösteren kişilerin, minimum SPF 50 faktörlü ürünleri aksatmadan kullanması ve bunu mutlaka koruyucu aksesuarlarla desteklemesi gerekiyor. Sağlıklı bir cilt yapısı için en güvenli yol; güneş kremi kullanımı ile gölgede kalma, şapka takma ve koruyucu giysiler giyme gibi fiziksel önlemleri bir birine entegre ederek uygulamaktır.

Kaynak: İHA