Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, Nevruz’un Türk dünyasının Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan jeopolitik derinliğinde sadece mevsimsel bir döngü değil, ortak bir kâinat tasavvurunu ve birleşme iradesini temsil eden stratejik bir mana merkezi olduğunu vurguladı. Küresel ölçekte yükselen çatışma kültürü ve kutuplaşma iklimine karşın Nevruz’un, Türk dünyasının sunduğu bir uzlaşma ve barış dili olarak güçlü bir yumuşak güç unsuru taşıdığını belirten Çalış, bu kadim geleneğin özündeki Yenigün ruhuyla çoklukta birlik felsefesinin en somut tezahürü olduğunu ifade etti. Nevruz’un kökeni itibarıyla icat edilmiş bir gelenek değil, binlerce yıllık tarihsel sürekliliğe sahip sarsılmaz bir devlet ve millet mirası olduğuna dikkat çeken Celil Çalış, Türk devlet aklının bugünü her zaman bir hürriyet, egemenlik ve toplumsal sözleşme platformu olarak gördüğünü dile getirdi.
HUNLARDAN CUMHURİYET’E DEVLET VE MİLLET GELENEĞİ
Tarihsel süreci analiz eden Çalış, Hun ve Göktürk döneminde Ergenekon’dan çıkışı simgeleyen demir dövme ritüelinin stratejik bir özerklik ve bağımsızlık iradesi olduğunu, Selçuklu ve Osmanlı döneminde ise Celali Takvimi ve Nevruz-ı Sultani ile cihan hakimiyeti mefkûresinin takvimsel bir meşruiyet kazandığını belirtti. Cumhuriyet döneminde Ankara’da gerçekleştirilen kutlamaların ise Milli Mücadele ruhunu kadim mirasla tahkim eden bir milli bütünleşme sembolü olduğunu vurgulayan Çalış, Nevruz’un günümüzde Türkiye’den Hindistan’a kadar uzanan 12 katılımcı devletli yapısıyla devasa bir diyalog köprüsü kurduğunu ve küresel bir moral otorite haline geldiğini ifade etti.

TOPLUMSAL DOKUYU ONARAN STRATEJİK RİTÜELLER
Nevruz ritüellerinin toplumsal dokuyu onaran stratejik araçlar olduğunu anlatan Celil Çalış, hak üleştirme geleneğinin sosyal adaleti, küslerin barıştırılmasının toplumsal huzuru, demir dövme ritüelinin teknolojik kabiliyet potansiyelini ve ateşten atlamanın ise geleceğe yönelik stratejik bir taze başlangıç yapma iradesini temsil ettiğini açıkladı. Gelecek vizyonu çerçevesinde Avrupa ile kültürel köprülerin kurulması, kavramsal standartlaşma ve kültürel turizm ekonomisi gibi adımların hayati önem taşıdığını savunan Çalış, bu adımların "Ana Yurt" ile "Ata Yurt" arasındaki bağları kurumsallaştıracağını belirtti.
DİRİLİŞ DEĞİL KUTLU BİR YENİDEN UYANIŞ VİZYONU
Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, Nevruz’un Türk dünyası için bir ölümden sonraki diriliş olmadığını, zira Türk varlığının tarih boyunca hiçbir zaman yok olmadığını hatırlattı. Çalış’a göre Nevruz, uykudaki devasa potansiyelin harekete geçmesi anlamına gelen kutlu bir yeniden uyanış vizyonudur ve Türk dünyasını mana etrafında bütünleşmiş küresel bir denge unsuru haline getirecek sarsılmaz bir hakanlık mührüdür. Yenigün’ün bir uyanış teminatı olduğunu söyleyen Çalış, bu birleştirici ruhla atılacak her stratejik adımın Türk dünyasını küresel sistemde söz sahibi kılacağını vurgulayarak sözlerini tamamladı




