Şehirler arası yolculuğun henüz bu kadar süratlenmediği, zamanın daha yavaş aktığı dönemlerde trenle seyahat etmek hayatın tam merkezinde yer alırdı. Şehirleri birbirine bağlayan sadece demir hatlar değil, o vagonların içinde paylaşılan ekmek, çay ve sohbetlerdi. Ulaşımın en güvenli ve en konforlu adresi sayılan trenlerde, tahta koltuklu üçüncü mevkiden başlayıp kuşetli ve yataklı vagonlara kadar her bütçeye, her hikayeye uygun bir köşe bulunurdu. Uzun yolculuklar yatarak tamamlanır, rayların temposu insanı tatlı bir uykuya sevk ederdi.

KARA TRENDEN HIZLI TRENE UZANAN BİR RAY HİKAYESİ

Türkiye'nin demiryolu serüveni kara trenlerin dumanıyla başladı; ardından dizel lokomotifler, elektrikli hatlar ve nihayetinde günümüzün yüksek hızlı trenleri devreye girdi. Ancak o eski seferlerin tadı, yolculuğun varış noktasından daha kıymetli olduğu günlerde gizliydi. Konya’dan yola çıkıp İstanbul’a ulaşan Meram Ekspresi’yle seyahat edenlerin hafızasında en çok yer eden anlardan biri de bitiş noktasıydı. Haydarpaşa Garı’nda trenden inip hemen yanı başındaki vapura binmek; Eminönü veya Karaköy’e doğru ilerlerken İstanbul’u denizden seyrederek karşı kıyıya geçmek eşsiz bir keyifti.

Images (30)-1

SAATLERİ AŞAN RÖTARLAR VE BİTMEYEN YOLCULUKLAR

Meram Ekspresi’nin kağıt üzerindeki tarifesi genellikle 12 saat olarak planlanırdı. Akşam saat 20.00’de Konya’dan hareket eden trenin sabah 08.00’de İstanbul’da olması beklenirdi. Fakat o dönemin demiryolu şartlarında rötarlar yolculuğun adeta doğal bir parçası haline gelmişti. Sabah 08.00’de varış noktasına ulaşması gereken trenin öğlen 12.00’de, hatta bazen 14.00’te Haydarpaşa’na yanaştığı çok görülürdü. Gündüz 08.00’de kalkan seferlerin gece yarısı 24.00’ü bulması ise yolcular için sürpriz sayılmazdı.

505903076 10232635002851616 4061482272331646217 N

AÇILAN CAMLAR, RESTORAN VAGONU VE RAY SESLERİ

Nasrettin Hoca'nın kenti Akşehir yeni stadyum istiyor!
Nasrettin Hoca'nın kenti Akşehir yeni stadyum istiyor!
İçeriği Görüntüle

Her şeye rağmen tren yolculuğu son derece konforlu ve neşeliydi. Yaz aylarında pencerelerden giren tatlı rüzgarla serinlenir, kışın ise içerisi adeta fırın gibi sıcacık olurdu. O dönemki ray bağlantı teknolojisi ve kaynak kalitesi nedeniyle vagonların içine kadar ulaşan ritmik ray sesleri, rölantide sallana sallana ilerleyen trenin simgesiydi. Yolcular vagonlar arasında rahatça dolaşır, lavabo ve kullanım alanlarının genişliğinden faydalanırdı. Yemek vagonuna geçip çay yudumlamak ve manzara eşliğinde yemek yemek ise yolculuğun en prestijli anları arasında yer alırdı.

İSTASYONDA PİŞMANİYE VE LOKUM MOLALARI

Meram Ekspresi’nin durakladığı veya rötar yaptığı istasyonlar adeta küçük birer pazara dönüşürdü. Uzun bekleme sürelerinde yolcular perona iner, temiz hava alıp yeniden vagonlarına dönerdi. Trenin durduğu esnada dışarıda bekleyen seyyar satıcılar veya Afyon ile İzmit gibi kritik duraklarda vagonların içine kadar giren seyyar satıcılar detaylarda iz bıraktı. Afyon’da kaymaklı lokum, İzmit’te tel tel pişmaniye satan seyyar satıcıların sesleri vagon koridorlarında çınlardı.

Bugün yüksek hızlı trenlerle saatler içerisinde ulaşılan mesafeler hayatı kolaylaştırsa da, Meram Ekspresi’nin sunduğu o yavaş, duygusal ve insani yolculuk deneyimi, demiryolu tarihinin en sıcak sayfalarından biri olarak hatıralardaki yerini koruyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ