Konya'nın Çumra ilçesinde yer alan Türkmen Karahöyük bölgesinde sürdürülen kazı çalışmalarında, tarih sayfalarını yeniden şekillendirecek nitelikte çok özel buluntulara ulaşıldı. Türkmen Karahöyük’te yürütülen bu uluslararası ölçekteki bilimsel kazı, güçlü bir akademik iş birliğiyle ilerliyor. Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Michele Rüzgar Massa ile Chicago Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. James Osborne'un eş başkanlığında üstlenilen çalışmalarda, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Erpehlivan ise başkan yardımcılığı görevini yürütüyor. Bilkent, Chicago, New York ve Pavia üniversitelerinin yanı sıra Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü ve Konya Büyükşehir Belediyesinin de destek verdiği kazı sezonu, elde edilen son verilerle arkeoloji dünyasında geniş bir yankı uyandırdı.

ROMA DÖNEMİ'NE AİT NADİR ESER: 0,1 MİLİMETRELİK ALTIN LEVHADA SAKLI KORUMA DUASI
Höyeğin beş farklı noktasında eş zamanlı olarak sürdürülen titiz kazılarda, arkeologları dahi heyecanlandıran bir koruma eşyası ortaya çıkarıldı. Milattan sonra 4. veya 5. yüzyıla tarihlendirilen Hristiyanlık dönemine ait bu değerli amulet, yani muska, dönemin inanç dünyası ve sosyal yaşamı hakkında benzersiz bilgiler sunuyor. Küçük bir çocuğa ait olduğu değerlendirilen koruma amaçlı takı, günümüzdeki koruyucu nazar boncuğu geleneğinin antik dünyadaki karşılığı olarak kabul ediliyor.

Yapılan incelemelerde, dışı bakır bir muhafaza kutusuyla korunan muskanın içinde, yalnızca 0,1 milimetre inceliğinde işlenmiş altın bir levha bulunduğu tespit edildi. Levhanın üzerinde ise büyük ihtimalle Kutsal Kitap İncil’den alınmış bir pasajın yer aldığı bildirildi. Dönemi için oldukça sıradışı kabul edilen bu tür muskaların arkeolojik literatürdeki yaygınlığı oldukça düşük seviyede kalıyor. Araştırmacılar, elde edilen bu örneğin dünya üzerindeki en yakın benzerlerinden birinin Almanya'da bulunduğunu belirterek keşfin evrensel değerine dikkat çekiyor.
HİTİT BÜROKRASİSİNE IŞIK TUTAN 3 BİN 500 YILLIK HİYEROGLİF YAZILI MÜHÜRLER
Kazı alanındaki bir diğer büyük keşif ise bölgenin idari geçmişini ve siyasi hiyerarşisini ortaya koyan mühürler oldu. Ekip; hiyeroglif Luvice yazılı bir taş mühür, iki adet bakır mühür ve kil mühür baskısını topraktan çıkardı. Taş mühür üzerinde yapılan epigrafik çözümlemelerde, Luvice hiyeroglif yazıyla yazılmış bir isim ve unvan saptandı. Mühürde geçen Kurunti-ziti ismi, Hitit panteonunda ve kültüründe stratejik öneme sahip olan Kurunta isimli tanrı ile doğrudan ilişkilendiriliyor.
Yapılan değerlendirmelere göre, söz konusu mührün sahibi bürokratik piramidin en üst basamağında yer almasa da bu durum, alanın milattan önce 1500-1400 yılları arasında oldukça teşkilatlı bir yönetim merkezi olduğuna işaret ediyor. Kil mühür baskısı üzerinde ise bambaşka bir görevlinin ismi tespit edildi. Bu durum, antik çağda bölgede görev yapan yönetim personelinin resmi evrakları ve ticari meta paketlerini doğrulayıp mühürlemek amacıyla aktif bir arşiv sistemi kullandığını gösteriyor.

13 ÜLKEDEN DEV KADRO ANADOLU’NUN TAM ORTASINDA TARİHİN İZİNİ SÜRÜYOR
Çalışmaların yürütüldüğü bölgenin stratejik önemini vurgulayan yetkililer, Türkmen Karahöyük’ün tek bir döneme veya kültüre sıkışıp kalmış sıradan bir yerleşim olmadığını vurguluyor. Yaklaşık 150 kişilik dev bir ekibin görev yaptığı alanda, Türkiye’den ve dünyadaki önemli kurumalardan gelen çok sayıda araştırmacı omuz omuza çalışıyor. Arkeoloji ekibinde tam 13 farklı ülkeden yaklaşık 60 yabancı bilim insanı ve uzman yer alıyor.
Anadolu'nun tam merkezinde, farklı medeniyetlerin ve ticaret yollarının kesişim noktasında konumlanan Konya, çok katmanlı yapısıyla tarih araştırmacıları için adeta bir açık hava müzesi niteliği taşıyor. Türkmen Karahöyük’teki kazılar da Geç Helenistik Dönem’den başlayarak Demir Çağı, Tunç Çağı ve çok daha eski tarihlere uzanan devasa bir zaman dilimini kapsıyor. Devam eden çalışmalardan elde edilecek yeni bulguların, Anadolu'nun yönetimsel, dini ve kültürel evrimine dair henüz çözülememiş pek çok düğümü çözmesi bekleniyor.





