Amerika Birleşik Devletleri Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan ve küresel finans çevrelerinin odak noktası haline gelen Eylül ayı tarım dışı istihdam istatistikleri, beklentilerin çok altında bir tablo ortaya koydu. Piyasalarda yaklaşık 90 bin kişilik bir istihdam artışı öngörülürken, gerçekleşen rakamın yalnızca 29 binde kalması ve işsizlik oranının yüzde 4,2 seviyesine yükselmesi, dünyanın en büyük ekonomisinde belirgin bir yavaşlama olduğuna işaret etti. ABD iş gücü piyasasından gelen bu zayıf sinyallerin küresel piyasalardaki dalgalanmayı artırması beklenirken altın, dolar, dış borçlanma ve Türk vatandaşının günlük cebine kadar uzanan geniş bir etki alanını beraberinde getirdi.
DOLAR ZAYIFLARKEN TÜRK LİRASI NEFES ALABİLİR
ABD ekonomisindeki durgunluk ve istihdam piyasasındaki ivme kaybı, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) ekonomiyi destekleme amacıyla faiz indirim adımlarını hızlandırabileceği beklentisini kuvvetlendirdi. Faizlerin düşeceği öngörüsünün, uluslararası alanda Amerikan Doları’nın gücünü ölçen Dolar Endeksi üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturması bekleniyor. Doların küresel çapta ivme kaybetmesi demek, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin para birimlerini rahatlatan bir faktör olarak öne çıkması demek. Türk Lirası üzerindeki dış kaynaklı sert yükseliş baskısı bu sayede bir miktar hafiflerken, iç piyasadaki enflasyonist dinamikler nedeniyle döviz kurunda keskin bir düşüş görülmese de yükseliş hızının yavaşlaması veya kurun daha yatay bir seyir izlemesi olası bir senaryo.
ALTIN FİYATLARINDA ÇİFTE DESTEK VE REKOR BEKLENTİSİ
Faiz getirisi olmayan güvenli liman altın da ABD’de faiz oranlarının gerileyeceği beklentisiyle yatırımların mevduattan değerli metallere kayması sonucu ons bazında yukarı yönlü güçlü bir ivme kazanabilir. Bunun sonucu küresel ekonomideki resesyon kaygılarının da eklenmesiyle ons altındaki yukarı yönlü hareket hızlanır. Türkiye’deki gram altın fiyatı hem ons altın hem de Dolar/TL kuru çarpımıyla hesaplandığından, döviz kuru sabit kalsa dahi ons altındaki bu küresel sıçrama iç piyasaya doğrudan tırmanış olarak yansır. Birikimini altın üzerinde değerlendiren vatandaşlar ile ziynet eşyası tutan yatırımcılar için ons kaynaklı bu değer artışı önemli bir kazanç potansiyeli sunabilir.
TÜRKİYE EKONOMİSİNE DIŞ FİNANSMAN VE SERMAYE FIRSATI
Gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz indirimi sürecine girmesi, uluslararası fonların daha yüksek getiri arayışıyla gelişmekte olan piyasalara yönelmesini kolaylaştırır. Türkiye’ye yönelik yabancı sermaye akışının ivme kazanabileceği bu dönemde, ülkenin dış borçlanma maliyetlerinde de rahatlama görülebilir. Türkiye’nin eurobond veya uluslararası krediler yoluyla fon temin etme süreçlerinde risk priminin gerilemesi, hem kamu hem de özel sektör için borçlanma yükünü hafifletecek stratejik bir fırsat yaratabilir.
ÇARŞI PAZARDAN KREDİLERE VATANDAŞIN CEBİNE YANSIMALAR
Küresel bazda yaşanan bu ekonomik dönüşüm, vatandaşın günlük yaşamına ve alım gücüne de dolaylı ancak olumlu etkiler oluşturabilir. Küresel dolar baskısının azalmasıyla birlikte ithal edilen ham madde ve enerji maliyetleri üzerindeki kur yükü hafifleyebilir, bu durum ise iç piyasadaki maliyet enflasyonunu sınırlamaya yardımcı olur. Küresel faiz indirim döngüsünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın da manevra alanını genişletmesiyle birlikte, ilerleyen süreçte iç piyasa faizlerinde kademeli bir yumuşama ve piyasa likiditesinde rahatlama yaşanması öngörülebilir. Döviz birikimi olanlar için reel kazanç sınırlı kalabilecek olsa da altındaki değer artışı ve enflasyondaki dolaylı rahatlama vatandaşın alım gücünü destekleyecek bir zemin hazırlayabilir.






