Brüksel’de gerçekleştirilen ve Avrupa’daki son sosyo-politik gelişmelerin masaya yatırıldığı toplantının kapanış oturumuna, Türkiye tarafının temel haklar ve özgürlükler konusundaki net mesajları damga vurdu. AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, toplantıda yaptığı konuşmada, Batı dünyasında giderek tırmanan toplumsal gerilimlere ve Müslüman azınlıklara yönelik artan baskılara dikkat çekerek, uluslararası toplumun insan hakları konusundaki çifte standartlı tutumunu sert bir dille eleştirdi. Avrupa ülkelerinde son dönemde sıkça gözlemlenen kitlesel protestolar, kamu düzeni uygulamaları ve artan aşırı sağ eğilimlerin değerlendirildiği oturumda, demokratik değerlerin sadece söylemde kalmaması gerektiği ifade edildi. İnsan haklarının herkes için eşit, adil ve koşulsuz bir şekilde uygulanmasının küresel barış için zorunluluk olduğuna vurgu yapıldı.

Avrupa’da Başörtülü Kadınlara Yönelik Ayrımcılık Masaya Yatırıldı

Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri, Avrupa’da yaşayan Müslüman toplumların ve özellikle kadınların karşı karşıya kaldığı sosyo-ekonomik ve kültürel engeller oldu. AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, konuşmasında İslam karşıtlığı (İslamofobi) ve yabancı düşmanlığının Avrupa genelinde sistematik bir boyuta ulaştığına dikkat çekti. Özellikle başörtülü Müslüman kadınların kamusal alanda, iş yaşamında ve günlük hayatta doğrudan ayrımcılığa maruz kaldığını belirten Göka, bu durumun temel insan hakları ihlali teşkil ettiğini ifade etti. Irkçılık ve nefret söylemiyle mücadelede tutarlı ve tavizsiz bir duruş sergilenmesi gerektiğini kaydeden Konya Milletvekili, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında dini veya kültürel kimliklere göre farklı standartlar uygulanmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi.

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Ulusal Mekanizma Vurgusu

Oturumda kadına yönelik şiddetle mücadele ve bu alanda yürütülen uluslararası stratejiler de geniş kapsamlı olarak değerlendirildi. Şiddetle mücadelenin yalnızca uluslararası metinler veya kağıt üzerindeki anlaşmalar üzerinden yürütülemeyeceğini belirten Meryem Göka, İstanbul Sözleşmesi gibi metinlerin tek başına koruma sağlamada yeterli olmadığını vurguladı. Kadın haklarının ve güvenliğinin teminat altına alınmasında asıl belirleyici unsurun sahadaki etkili uygulamalar, güçlü ulusal mevzuatlar ve caydırıcı hukuki yaptırımlar olduğunu ifade eden Göka, toplumsal dönüşümün kararlılıkla desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin bu alanda kendi iç hukukunda ve sahadaki pratiklerinde katettiği mesafenin altı çizildi.

Başkan Altay Konya sokaklarında! Esnafla görüştü
Başkan Altay Konya sokaklarında! Esnafla görüştü
İçeriği Görüntüle

TÜRKİYE’NİN ŞİDDETLE MÜCADELE MODELİ

Türkiye’nin kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda geliştirdiği bütüncül model ve teknolojik altyapı AB delegasyonuna ayrıntılarıyla aktarıldı. Yasal çerçevenin en güçlü sütununu oluşturan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un sağladığı hızlı ve koruyucu tedbirlere değinildi. Ayrıca, mağdurlara anında müdahale edilmesini sağlayan İçişleri Bakanlığı destekli Kadın Destek Uygulaması (KADES) ve yüksek riskli vakalarda kullanılan elektronik izleme sistemlerinin sahadaki başarısı vurgulandı. Türkiye’nin güçlü kurumsal mekanizmaları, kolluk kuvvetlerinin hızlı müdahale kapasitesi ve hukuki altyapısı sayesinde kadına yönelik şiddetle mücadelede somut ve sonuç odaklı adımlar atmayı sürdürdüğü ifade edildi. Toplantı, her türlü ırkçılık, ayrımcılık ve şiddetle mücadelede küresel ölçekte samimi bir iş birliği çağrısıyla sona erdi.

Muhabir: Mustafa Arslan