OSMANLI’DAN KALAN KAPİTÜLASYON ZİNCİRLERİ NASIL KIRILDI?

Geçmiş yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu döneminde yabancı devletlere tanınan ve yerli denizcileri adeta kendi sularında yabancı konumuna düşüren kapitülasyonlar, deniz ticaretinin gelişimine çok büyük bir darbe vurmuştu. Türkiye Cumhuriyeti, bağımsızlık mücadelesini taçlandırmak ve iktisadi özgürlüğünü tam anlamıyla ilan etmek amacıyla denizlerde de büyük bir reform hareketine girişti. Bu kapsamda hazırlanan yasal düzenleme ile yabancı devletlerin Türk karasularındaki tüm imtiyazlarına kesin olarak son verildi.

Mavi vatan sınırları içerisindeki egemenlik haklarımızı güvence altına alan 815 sayılı Kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe girerek denizcilik sektöründe yeni bir çağın kapılarını araladı. Bu kanun sayesinde Türkiye Cumhuriyeti, kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma, kılavuzluk hizmetlerini yürütme ve her türlü denizcilik faaliyetini kendi vatandaşları eliyle gerçekleştirme hakkını elde etti. Ekonomik bağımsızlığın en somut adımlarından biri olan bu yasa, Türk denizciliğinin gelişimine de muazzam bir ivme kazandırdı.

KABOTAJ GÜNÜ TARİHSEL SÜREÇTE NASIL DÖNÜŞTÜ?

Denizlerimizin bağımsızlığa kavuştuğu bu müstesna gün, ilan edildiği ilk yıllardan itibaren toplumun her kesiminde büyük bir coşku dalgası yarattı. Cumhuriyetin ilk yıllarında kazanılan bu zaferin unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla kutlama programları kurumsallaştırıldı. Bu doğrultuda yapılan düzenlemelerle birlikte, bu anlamlı gün 1935 yılından itibaren resmen Kabotaj Bayramı adıyla kutlanmaya başlandı.

Gelişen dünya şartları, deniz ticaretinin değişen yapısı ve Türkiye'nin küresel denizcilik vizyonunun genişlemesi üzerine kutlamaların kapsamı daha da büyütüldü. Sadece bir hakkın alınmasını değil, denizcilik kültürünün, limanların ve tersaneciliğin bir bütün olarak gelişimini desteklemek amacıyla 2007 yılından bu yana ise bu özel gün Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olarak kutlanıyor. Her yıl kıyı şehirlerimizde düzenlenen deniz festivalleri, yelken yarışları ve yüzme müsabakaları, toplumun denizle olan bağını çok daha güçlü bir seviyeye taşıyor.

TÜRKİYE'NİN STRATEJİK GÜCÜ: 8.333 KİLOMETRELİK MUAZZAM SAHİL ŞERİDİ

Türkiye, jeopolitik konumu itibarıyla Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney arasında uzanan ticaret yollarının tam kalbinde, adeta doğal bir köprü vazifesi görüyor. Ülkenin sahip olduğu 8.333 kilometrelik eşsiz sahil şeridi, sadece turizm ve balıkçılık açısından değil, lojistik ve uluslararası taşımacılık sektörü bakımından da paha biçilemez bir ekonomik değer üretiyor. Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz gibi farklı karakterdeki denizlerin birleştiği bu stratejik coğrafya, Türkiye'yi küresel denizcilik arenasında küçümsenemez bir aktör haline getiriyor.

Uğur İbrahim Altay Dünya'nın zirvesinde! Erdoğan’dan canlı yayında tebrik yağdı
Uğur İbrahim Altay Dünya'nın zirvesinde! Erdoğan’dan canlı yayında tebrik yağdı
İçeriği Görüntüle

Uluslararası standartlara sahip modern limanlar, her yıl binlerce gemiyi ağırlayan boğazlar ve gelişmiş tersanecilik altyapısı, denizcilik sektörünün ülke ekonomisindeki ve kültürel yapısındaki ağırlığını her geçen gün daha da artırıyor. Deniz egemenliğinin ilan edildiği o tarihi günün ruhu, bugün mavi vatanda görev yapan yerli gemilerimiz, modern tersanelerimiz ve okyanuslarda Türk bayrağını dalgalandıran cesur denizcilerimiz sayesinde yaşıyor. Küresel lojistik zincirinin en güvenli limanlarına ev sahipliği yapan Türkiye, denizlerdeki tam bağımsızlık vizyonunu geleceğe gururla taşımaya devam ediyor.

Muhabir: SERHAT YALDIZ