Züğürt tesellisi!

Abone Ol

Avustralya ve Paraguay yenilgilerinden sonra turnuvaya veda eden A Millilerimizin Amerika ile oynayacağı maçı birçok eş, dost, arkadaş, dahası futbol sevdalısı izlememeyi tercih edeceklerini söylediklerinde itiraz ettim…
Hatta bazıları “bu rezillerin oynayacakları rezil futbolun neyini izleyeceksin” diyenler de oldu!
Kendilerine göre haklı tarafları da yok değildi...
Ben mi?
4,5'ta ayaktaydım...
Sonuçta "Bizim Çocuklar"dı ve televizyon başında da olsak destek vermek lazımdı...
Her ne kadar kırgın olsak da bu ülkeyi temsil ediyorlardı…
Şu da bir gerçek ki, iki yenilgiden sonra yapılan bir sürü eleştiriye, daha ötesi hakarete muhatap olan oyuncuların, mental olarak hem fiziksel hem de ruhsal anlamda iyi olmayacaklarını, dolayısıyla da bu maçı kaybedeceklerini düşündüm…
Yalanım yok...
Kaldı ki, rakip ev sahibi ve grubun da lideri Amerika olunca, beni bu şekilde düşünmeye sevk etti.
xxx
Montella, Paraguay maçında yapması gereken revizyonu bu maçta yaptı ve farklı bir kadroyla çıktı Amerika karşısına...
İtalyan teknik adam, Paraguay maçında ilk 11’de görev yapan Mert Müldür, Merih Demiral, Ferdi Kadıoğlu, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Yunus Akgün ve Kerem Aktürkoğlu’nun yerine Zeki Çelik, Ozan Kabak, Eren Elmalı, Salih Özcan, Orkun Kökçü, Oğuz Aydın ve Barış Alper Yılmaz’a forma verdi.
Yukarıda da ifade ettiğim gibi, keşke bu revizyonu Paraguay maçında düşünmüş ve yapmış olsaydı!
xxx
A Milliler, 3. dakikada yedikleri golle kimyamızı bozdular…
Afyonları patlamadan yedikleri bu erken gol, sadece oyuncuların değil, maçı yerinde izleyenlerle, televizyon başında izleyenleri de hayal kırıklığına uğrattı…
Neyse ki, Arda’nın 10’da gelen beraberlik golünden sonra bizim çocuklar morallendiler, morallendikçe de oyunu tutan taraf oldular…
En azından rakibe kolay lokma olmadıklarını gösterdiler…
Bu arada şunu da belirtmeden geçmeyelim; 24 yıl sonra Millilerimizin Dünya Kupası’ndaki ilk golünü atan Arda Güler aynı zamanda Dünya Kupası tarihinde gol atan en genç oyuncumuz olarak tarihe geçti…
Arda bu maçta sadece gol atmakla kalmadı, iyi oyunuyla, kişisel becerileriyle, adam eksiltmeleriyle de galibiyete damgasını vuran oyuncu oldu…
Yiğidin hakkı yiğide…


Avustralya ve Paraguay maçlarında göremediğimiz Arda Güleri bu maçta gördük, ama neye yarar?
Bu galibiyet biraz moral daha çok züğürt tesellisi oldu…
Keşkeleri sevmeyen birisi olarak, Avustralya ve Paraguay maçlarına “keşke” demekten kendimi alıkoyamıyorum!
Gerçekten yazık oldu…
Maçla ilgili, daha doğrusu teknik anlamda ne yazılabilir ne söylenebilir…
İbrahim Hacıosmanoğlu ve Montella ikilisi, başlarını iki ellerinin arasına alıp “biz nerede hata yaptık” diye sabahlara kadar düşünsünler!
Şunu da söylemekte yarar var; bu hüsranı, daha doğrusu meseleyi Hacıosmanoğlu ve Montella’ya indirgemek yerine, neden bu ikili futbolumuzu yönetiyorlar sorusuna bir cevap bulursak, çözüm bulunabilir…
Türkiye olarak bizim, Dünya Kupası’na veda edişimiz değil, veda ediş nedenlerimiz önemli…
İşin en basit tarafıdır Hacıosmanoğlu ile Montella’yı eleştirmek!
Bizler, ilk önce eleştirilmesi gerekenleri görmezden gelirken, TSYD’nin seçilmiş başkanı Oğuz Abi (Tongsir) çok güzel bir eleştiride bulunmuş, “Herkesin yerden yere vurduğu TFF Başkanı Hacıosmanoğlu’nun bir suçu yok. Asıl suç, hakemi soyunma odasında rehin tutan birini bile bile başkan seçen kulüplerindir” demiş…
Bu kadar…
Daha ne söylenebilir bu sözün üzerine.
Özetlersem; züğürt tesellisi gibi olacak, bu galibiyetle biraz sevinç, biraz gurur duyduk, ama daha çok hak etmediğimiz bir hüzünle turnuvaya veda ettik.