Zor madenci dostum zor!

Abone Ol

Henüz Soma faciasının izlerini üzerimizden atamamışken, arkası sıra gelen şehit haberleri, zaten parelenmiş olan yüreklerimizitekrar dağladı.

Dün de hiç ummadığımız bir anda Ermenek'in Cenne bölgesinden gelen maden olayı ile aynı acıları tazelemiş olduk.

Kader çizgisi içerisinde bunların olup bittiğinin bilincinde ve farkındayız. İnsan alnına ne yazılmışsa onu yaşar.

Demek ki, alınlarının paklığıyüreklerinin aklığı madenin karasına bulanmış olan bu insanların yazısı olmuş.

Ermenek'in Cenne bölgesinde bir maden ocağında su kaynağının patlamasının ardından yerin yaklaşık 300 metre altında 20 maden işçisinin mahsur kaldığı haberini alır almaz aklıma Soma faciasından sonra bu bölgede çalışan maden işçilerine gerçekleştirdiğimiz ziyaret ve bu ziyarette kendileri ile yaptığımız o samimi sohbet geldi. 

Yedikleri yemeği, içtikleri çayı bizimle, misafirleri ile paylaşan maden işçileri o kadar samimi ve içtendi ki, onlarla ilgili gelen acı haberlere üzülmemek elde değil.

Birçok maden işçisi ile oturup saatlerce sohbet etmiştik. Birlikte hatıra fotoğrafları çekindik. Maden ocağının kokusunu soluduk.Kömürün karasında, yerin metrelerce altında nasıl ve ne şartlarda çalışıldığını birebir gördük, şahit olduk.

Zor ki ne zor madencilerin işi...

Maden işçileri ile yaptığımız sohbette benim dikkatimi en çok çeken şey ne olmuştu biliyor musunuz?

Hani sabahleyin evden çıkarken, belki dil alışkanlığı ile farkına varmadan yol ölçeriz. 'Akşama görüşmek üzere' diyerek...

İşte bu adamlar bu cümleyi eşlerine ve çocuklarına kurmuyorlar. Ne diyorlar biliyor musunuz?

'Hakkınızı helal edin. Allah'a emanetsiniz' diyorlar. Bunu anlatan madenciler işi biraz da espriye vurup, 'Akşama gelmezsem merak etme, sonrasında zaten bir daha gelemem' diyebiliyorlarmış. 

Maden ocağının her yerinde ayrı bir uyarı, attığınız her adımda karşınızda ayrı bir ikaz tabelası...

Ve en büyük silahları, koruma zırhları ise, 'Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla' manasındaki besmele...

Ne kadar uyarı levhası varsa, bir o kadar da üzerinde besmele ve kelime-i tevhid bulunan tabelalar var bölgede. 

Nedenini sorduğumuzda, bunlarla korunduklarını belirtiyorlar. 

Aslında yaptıkları işin ne kadar riskli olduğunu biliyorlar. O madene, yerin metrelerce altına girdikleri zaman bir daha çıkıp çıkamayacaklarının meçhul olduğunun da bilincindeler. Bunu gözlerinden, hallerinden, tavırlarından ve konuşmalarından çok rahat anlayabiliyorsunuz. 

Gençlikleriömürleri maden ocağında geçen, en sosyal anları öğle arasında açık havada sohbet yapmak olan bu insanların yaşadıkları psikolojiyi varın siz düşünün...

Ve şükredin, şükredelim halimize... Hepimiz el emeğiyle, alın teriyle çalışıyoruz da, bunlarınki bir başka...

Gittik ve gördük. Gerçekten zor iş madencilik. Madende çalışmak, maden işçisi olmak, kömüre bulanmak zor...

Hakkını helal et diyerek evden ayrılmak, bir daha dönüp dönemeyeceğini bilememek, o madene bütün riskleri alarak girmek zor...

Zor madenci dostum zor. Seni anlamak, seni bilmek, seni tanımak zor...

Allah beterinden esirgesin...

Mesnevi'den:

“Dertsiz dua soğuktur, bir şeye yaramaz. Dertli dua ve niyaz gönülden, aşktan gelir.”