ESTETİK BİR KISA YOL DEĞİL KRONİK HASTALIK TEDAVİSİ
Pek çok kişi bu enjeksiyon yöntemini özel günlerden önce hızlıca birkaç kilo kaybetmek amacıyla kullanılabilecek estetik bir formül olarak görüyor. Ancak tıp dünyası ve Dünya Sağlık Örgütü, obeziteyi başlı başına uzun soluklu bir hastalık olarak tanımlıyor. Bahsi geçen bu ilaçlar, yalnızca Vücut Kitle İndeksi değeri belirli sınırların üzerinde seyreden ya da aşırı kiloya eşlik eden tip 2 diyabet ile hipertansiyon gibi metabolik rahatsızlıkları bulunan bireylerin sağlığını korumak için tasarlanmıştır. Bu nedenle estetik kaygılarla kontrolsüzce kullanımı son derece büyük riskler barındırmaktadır.
VÜCUTTAKİ YIKICI HASARLARI ENGELLEMEDE GÜÇLÜ BİR KALKAN
Bu tedavi protokollerinin asıl başarısı, bireylerin tartıda gördüğü rakamları azaltmaktan çok daha derin bir anlama sahiptir. Kontrollü kilo kaybı sayesinde vücutta biriken fazla yağ dokusu azalırken, kalp krizi geçirme olasılığı, solunum düzensizlikleri, karaciğerde meydana gelen yağlanma süreci ve eklemler üzerindeki aşırı yüklenme kaynaklı hasarlar ciddi oranda hafifletilmektedir. Dolayısıyla tedavinin temel amacı estetik bir görünümden ziyade vücudun genel işleyişini korumak ve ömrü uzatmaktır.
SİNDİRİMİ YAVAŞLATARAK BEYNE TOKLUK SİNYALLERİ GÖNDERİYOR
Söz konusu formülasyonlar, bireyleri açlık krizlerine sokarak zayıflatmayı hedeflemez. Temel çalışma mekanizması, midenin boşalma hızını yavaşlatmak ve merkezi sinir sistemindeki iştah reseptörlerine doygunluk mesajları iletmek üzerine kuruludur. Bu sayede birey, zorlama bir diyet psikolojisine girmeden, tamamen doğal bir süreç içerisinde porsiyon kontrolü sağlamaya başlar ve yeme dürtüsünü kontrol altına alabilir.
TEDAVİ SÜRECİ TAMAMEN KİŞİSEL PARAMETRELERE GÖRE ŞEKİLLENİYOR
Obezite, doğası gereği süreklilik arz eden bir sağlık sorunudur ve bu tür rahatsızlıkların iyileşme takvimi de zamana yayılmalıdır. Kronik bir rahatsızlık için kullanılan ilaçların hemen kesilemeyeceği gibi, bu iğnelerin uygulama takvimi de uzman bir hekim tarafından aylarca veya yıllarca sürecek şekilde organize edilmelidir. Tedavinin ne kadar devam edeceği hastanın metabolik yanıtına, ilacı ne derece tolere edebildiğine ve hedeflenen kilo eşiğine göre tamamen kişiselleştirilerek yürütülür.
KULLANIM SONLANDIRILDIĞINDA KİLOLARIN GERİ DÖNME RİSKİ VAR MI?
Hastaların kafasını en çok kurcalayan sorulardan birine açıklık getiren Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, tedavi döneminde beslenme tarzında köklü reformlar yapılmadığı takdirde, ilacın bırakılmasıyla birlikte iştah mekanizmasının eski durumuna döneceğini belirtiyor. Değiştirilmeyen yaşam alışkanlıkları nedeniyle verilen kiloların hızla geri alınması kaçınılmaz hale gelebilmektedir. Bu nedenle enjeksiyon sürecinin, bireye yeni ve dengeli bir yaşam rutini kazandırmak için bir geçiş dönemi olarak görülmesi hayati önem taşımaktadır.
HASSAS DOZAJ AYARLAMASI VE KADEMELİ ARTIŞ SÜRECİ
İlaçların bünyede yaratabileceği olası reaksiyonları en aza indirmek ve metabolizmanın uyum sürecini kolaylaştırmak amacıyla uygulamaya her zaman en alt seviyedeki dozlarla başlanmaktadır. İlerleyen haftalarda hekim kontrolünde kademeli artışlar gerçekleştirilir. Bu aşamada aceleci davranılması ve dozajın kontrolsüzce artırılması, organ sistemleri üzerinde geri dönüşü zor tahribatlara yol açabilmektedir.
SİNDİRİM SİSTEMİNDE GÖRÜLEBİLECEK OLASI REAKSİYONLAR
Tedavi esnasında en sık karşılaşılan yan etkilerin mide ve bağırsak sistemi üzerinde yoğunlaştığı bilinmektedir. Doç. Dr. Medetalibeyoğlu, hastalarında ilk aşamalarda hafif mide bulantıları, kusma eğilimi, bağırsak düzeninde bozulmalar, kabızlık ya da karın bölgesinde kramplar gözlemlediklerini ifade etmektedir. Bu durumlar genellikle bünyenin ilaca uyum sağlama sürecinde veya dozaj yükseltme dönemlerinde geçici olarak ortaya çıkmaktadır.
KOMŞU TAVSİYESİYLE İLAÇ KULLANMANIN YARATABİLECEĞİ BÜYÜK TEHLİKE
Her bireyin metabolik yapısı ve genetik geçmişi tamamen farklıdır. Geçmişinde pankreas iltihabı hikayesi olanlar, safra yollarında taş problemi yaşayanlar ya da aile öyküsünde tiroid kanseri gibi ciddi genetik rahatsızlıklar bulunan kişiler için bu tedavi yöntemi hayati tehlikeler doğurabilmektedir. Dolayısıyla bir başkasına iyi gelen bir yöntemin, kontrolsüzce kopyalanması organ yetmezliklerine kadar uzanan ağır tablolarla sonuçlanabilir.
DENGELİ BESLENME DÜZENİ VE AKTİF YAŞAMLA DESTEKLENMELİ
Hiçbir medikal formül, sağlıksız beslenme alışkanlıklarının ve tamamen hareketsiz bir yaşam tarzının yaratacağı hasarları tek başına düzeltemez. Tedavi süresince kas kütlesinin korunması ve metabolizmanın yavaşlamaması adına yeterli miktarda protein tüketilmesi ve kasları çalıştıracak direnç egzersizlerinin günlük yaşama entegre edilmesi gerekmektedir.
MUTLAKA UZMAN BİR HEKİMİN GÖZETİMİNDE İLERLENMELİ
Uygulamanın başlangıcından bitişine kadar olan her safhada uzman kontrolünün şart olduğunu belirten Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, doğru hasta grubuyla çalışıldığında ve disiplinli bir takip yapıldığında bu tedavilerin yaşam kalitesini olağanüstü düzeyde artırdığını vurgulamaktadır. Sürecin başarısı sadece kullanılan ilaca bağlı olmayıp, hastanın tıbbi tavsiyelere gösterdiği uyum ve uzman bir hekimle gerçekleştireceği güçlü iş birliğiyle doğrudan ilişkilidir.