Temizlik iki türlü yapılır; ya yıkyaarak ya da yakarak. Elimizi yüzümüzü, çamaşırlarımızı su ile yıkayarak, banyo yaparak pisliklerden arınırız. Salgın bir hastalık halinde ise çamaşırlarımızı yakarak, ölen hayvanlarımızı kireç kuyularına atarak mikroplardan kurtulmaya çalışırız.
İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı da hem yıkanarak hem de yakarak günahlarımızdan temizlenmeye çalıştığımız bir aydır. Ramazan ayında Allah rızası için tutulan oruç, açlığın, susuzluğun ve sıcaklığın hararetiyle kişinin günahlarını yakarak temizlemesidir. Bu ayda yapılan ibadetler, edilen dualar, duaların arkasında günahlarının affı için samimiyetle dökülen gözyaşları da kişinin yıkanarak arınmasıdır. Çünkü Allah için dökülen her gözyaşı, yağan yağmurun pislikleri önüne katıp sürükleyip götürdüğü gibi kişinin de günahlarını alır götürür. Gönülden yapılan her tövbeyi şüphesiz ki Allah boşa gidermez. Bu ayda Allah daha çok anılır, kalbin pası kiri ortadan kalkar, gönül bir sırça saray olur. Bu ayda insanlar birbirinin yardımına daha çok koşar, kardeşlik bağları daha çok güçlü olur. Böyle bir durumda kişinin kalbindeki kötü düşünceler de hem yanarak hem de yıkanarak yok olmuş olur.
Ramazan ayına girerken insanlar önce hanesini, hanesinin etrafını temizler, görünen pislikleri yok eder, evini ocağını siler süpürür. Bu yapılan ilk temizlik gönül hanesinde doğru yapılacak temizliğe bir hazırlıktır. Daha sonra Allah'ın sevgisine, lutfuna ve ihsanına nail olabilmek için kalbini fitne ve fesattan temizler.
Ramazan ayına hürmet edilmesi, bu ayda oruç tutulması, daha çok ibadet edilmesi hususunda Yüce Allah şöyle buyuruyor: O Ramazan ayıdır ki bu ayda İnsanları irşad etmek için, hak ile batılı ayıran, hidayet rehberi ve delili olan Kuran indirildi. Onun için sizden her kim bu aya erişirse onda oruç tutsun. Kim de hasta veya yolculukta bulunursa, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diliyor, zorluk dilemiyor. Ayrıca sayıyı tamamlamanızı, size gösterdiği doğru yol üzere Allah'ı tekbir üzere yüceltmenizi istiyor, umulur ki şükredersiniz. (Bakara suresi,185. ayet-i kerime)
Müslümanlar oruçla emredildikleri vakit, oruçlu bulunduğu günlerin gecelerinde hanımlarına yaklaşmayı haram sayıyorlardı. Bu konu da Allah onları aydınlatmak için ayetini gönderdi ve emirlerini açıkladı. Orucun nasıl tutulacağı ve vakti hususunda da yine Bakara suresinin187. Ayetinde Oruç tuttuğunuz günlerin gecesi hanımlarınız size helal kılındı. Onlar sizin için örtü, siz de onlar için bir örtü yerindesiniz. Allah nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için tövbelerinizi kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Tâ tan yeri ağarıp beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz, mescitlerde itikaf halinde iken onlarla ilişkide bulunmayın. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır; sakın onlara yaklaşmayın. Allah, belki sakınıp korunurlar diye insanlara ayetlerini böyle açıklıyor. Bu ayeti kerimede orucun nasıl ve ne vakte kadar tutulacağı hakkında bilgiler veriliyor. Ayrıca Allah'ın helal ve haram kıldığını kimsenin değiştiremeyeceğine dair apaçık bir ihtar vardır.
Ramazan ayında kişi oruç tutarak günahlarından arınmaya niyet ettiğine göre bunu diğer davranışlarına da aksettirmesi gerekir. Oruçlu olan bir kişinin ağzından kaba, kötü ve çirkin sözler sadır olmamalı. Küfür etmemeli ve karşındaki kişileri hor görmemeli. Her insan Allah katından aynı değerdedir; ister fakir olsun ister zengin olsun. Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de Hz. Peygamber'e !O seni bir yetim iken barındırmadı mı? yol bilmez iken yola koymadı mı? seni fakir iken zengin etmedi m,? Öyle iken yetime sakın kahretme! Dileneni ise azarlama!.. (Duha suresi,ayet:6-10)buyurmuştur. Burada Hz. Peygambere yapılan bir ihtar Tüm insanlara verilen bir emirdir. Tüm insanlara, hali vakti yerinde olanların öksüz ve yetimleri koruyup kollamaları, fakir fukarayı ve yolda kalmışları gözetmeleri emredilmiştir. Emir böyle iken hele hele Ramazan ayında bunları aç sefil bırakmak bir Müslüman'a yakışmayan davranışlardır.
Bu ayda sadece insanlara değil tüm canlılara karşı merhametli olmalıdır. Nerde bir aç görse doyurmalı, susuz görse sulamalıdır. Özelikle soframızın etrafında dolaşan kedi ve köpeklerin karnını doyurmalıyız. Onlar aç iken bizim oturup bir şeyler yiyip içmemiz Allah'ın hoşuna giden davranış değildir. Hele onları tekmeleyerek ya da taş atarak oradan uzaklaştırmaya çalışmamız hiç yakışık almaz.
Hz. İbrahim her akşam, keşke bir misafirim gelse onunla yemeğimi paylaşsam diye dua edermiş ve misafiri hiç eksik olmazmış. Allah, Müslüman'ın inansın veya inanmasın herkese açık olmasını ister. Hatta bu konuda peygamberini bile azarlamıştır. Hz. İbrahim, misafirine yemeğe besmeleyle başlamasını istemiş, bunun üzerine misafir, Ben Allah'a inanmıyorum ki besmeleyle başlayayım. demiş. Hz. İbrahim de sofradan misafirini kovmuş. Bu hal Yüce Allah'ın gücüne gitmiş ve Hz. İbrahim'e hitaben; Ya İbrahim! Ben, o kulumun beni inkâr ettiğini bile bile her gün yiyeceğini içeceğini veriyorum. Sana ne oluyor da bir vakit sofran da ona yemek vermiyorsun diyerek peygamberini itap etmiştir.
Hazret-i Peygamberimiz; kişiyi kötülüklerden alı koymuyorsa tuttuğu oruç değil kıldığı namaz değil buyurur. Bu emir bizim hayatımızın bir düsturu olmalıdır. Sadece Ramazan ayında değil, Allah'ı her günü bu emri hatırlamalı, hayatımıza ona göre yön vermeliyiz.
Ramazan ayı bereket ayı! Az bir yemek yapıyorsunuz, birçok kişiye yetiyor. Hani bereketi içindedir, derler ya, çok doğru bir söz. Cenab-ı Allah bu ayda yapılan ibadete daha fazla sevap verdiğine göre iyilik etmekte birbirimizle yarışalım. Soframızda daha çok öksüz, yetim,fakir ve kimsesizlere yer verelim. Karıncayı dahi incitmekten sakınalım. O karıca ki Süleyman Aleyhisselam'a ordularıyla geçerken hemen kenara çekilip onlara yol veren canlılardır.
Günahlarımızın affı, ibadetlerimizin makbul, dualarımızın kabul olması dileğiyle Tüm Müslümanların Ramazan ayını kutlar, Allah'tan barış ve kardeşlik duygularıyla yüklü güzel günler geçirmelerini dilerim.
Selametle!