YÖK Başkanı Sayın Yekta Saraç tarafından yapılan açıklamaya göre önümüzdeki yıldan itibaren hukuk ve tıp fakültelerine taban puan uygulaması getiriliyor. Taban puanları YÖK belirleyecek. Ancak dileyen fakülteler daha yüksek taban puanlar belirleyebilecekler. Ayrıca tercih kılavuzunda hangi fakültenin kaç öğretim üyesinin olduğu da yazılacak.
Bunlar son derece önemli ve doğru kararlar.
Biz, taban puan uygulaması yapılması gerektiğini 2001 yılında yazdığımız bir makalemizde (Hukuk Eğitimi Üzerine Düşünceler, S. Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2001, C. 9, S. 1 - 2, sh. 9 - 48.) açıkça ifade etmiştik. 14 yıl sonra da olsa YÖK'ün doğruyu bulması oldukça sevindirici.
Ancak bu karar pek çok Vakıf Üniversitesi'ni rahatsız edecektir. Zira vakıf üniversitelerinin büyük bir çoğunluğu hukuk fakülteleri sayesinde ayakta duruyor. Belirlenecek taban puanın yüksek olması birçok hukuk fakültesinin öğrenci bulamaması, dolayısıyla kapanma tehlikesi ile karşı karşıya kalması sonucunu doğuracak.
Olacakları şimdiden görür gibiyim: YÖK'e taban puanların düşük tutulması için baskılar yapılacak. Özellikle nüfuzlu vakıf üniversiteleri Cumhurbaşkanı'na kadar ulaşıp puanların düşürülmesini isteyecekler. YÖK üzerindeki baskılar artacak. İnşallah YÖK bu baskılara karşı direnir ve taban puanı çok aşağılara çekmez.
Aksi halde taban puan uygulamasının hiçbir anlamı kalmaz.
Fakültelerin kadrolu öğretim üyelerinin tercih kılavuzunda ilan edilmesi de son derece önemli ve isabetli bir karar. Çünkü bir hukuk fakültesinin kalitesini arttıran en önemli unsur öğretim üyesidir. Bilindiği üzere hukuk fakültelerinde laboratuvar yoktur. Hukuk eğitimi önemli ölçüde anlatıma dayanır. Daha önceki yazılarımızda da temas ettiğimiz üzere öğretim üyesi sayısı yetersiz olan pek çok hukuk fakültesi var. Aynı durum tıp fakülteleri için de geçerli. Ayrıca diploması kullanılan ama fakültenin yolunu bilmeyen sanal öğretim üyeleri de var.
Bir de aldatıcı reklamlardan söz etmek gerekiyor. Pek çok vakıf üniversitesi sadece derse gelen öğretim üyelerine de internet sayfasında yer veriyor. Böylece sanki o öğretim üyesi ilgili fakültenin kadrolu hocası imiş gibi bir algı oluşturuluyor. Tercih döneminde öğrenci ya da velisi bunu fark edemiyor.
Daha da vahimi, yıllar önce bir dönem derse gelmiş hocaların isimleri bile internet sayfasından kaldırılmıyor. Ciddi bir araştırma yaptığınızda, bir öğretim üyesinin ismine üç beş tane fakültenin internet sayfasında rastlayabilirsiniz. Bu açıkça aldatıcı reklâmdır.
YÖK'ün aldığı karar, aldatıcı reklâmın da önüne geçecek.
YÖK'ün kararı son derece isabetli! Ancak uygulamanın tavizsiz olması ve karaların arkasında durulması gerekiyor.
Ne yazık ki istikrarsız uygulamalar az değil. Meselâ hukuk fakültelerine kontenjan verilebilmesi için en az altı kadrolu öğretim üyesi şartı getirilmişti. Kontenjan verildikten sonra bu şartı kaybedenlere bir sonraki yıl kontenjan verilmeyecekti. Ancak bir kısım fakülteler beş öğretim üyesi ile kontenjan aldılar ya da öğretim üyesi sayıları azaldığı halde öngörülen müeyyide uygulanmadı. Bu durum, adaletsizliğin yanı sıra YÖK'ün ciddiyetinin de sorgulanmasına yol açtı.
İnşallah bu sefer kararlar tavizsiz uygulanır.
Alınan kararlar isabetli olmakla birlikte yeterli değildir. Hukuk Fakültelerinin (aslında genelde tüm üniversitelerin) eğitim kalitesinin arttırılabilmesi için şeffaf, denetlenebilir ve rekabetçi bir sistemi getirilmesi şarttır. Bu da ancak (her yönüyle objektif olmak kaydıyla) bitirme imtihanları getirilmesi ile mümkündür. Merkezi sistemle yapılan bitirme imtihanlarında başarılı olamayanlara diploma verilmemelidir. Ayrıca bu imtihanların sonucunda fakültelerin ve hatta öğretim üyelerinin başarıları derhal ilan edilmelidir.
Bu teklifimiz radikal bulunabilir. Ancak er ya da geç hayata geçirilecektir. Çünkü kaliteyi arttırmanın başka yolu yok. Umarız YÖK bu teklifimizi hayata geçirmek için on dört yıl beklemez