Her doğan güneşbizi yeni bir güne uyandırmakla kalmıyor, ömrümüzden bir günün daha eksildiğini, düne göre ölüme bir gün daha yaklaştığımızı haykırıyor. Sınırlı bir sermayedir bize verilen ömür emaneti. Bir yılın bittiği yeni bir yılın başladığı doğru olsa da aslında her gün bir yılbaşı yaşıyoruz. Her gün bir önceki yılın karşılığı olan günü idrak ediyoruz. Biz eğlenmek, gününü gün etmek, zevklerin her türlüsünü haramla tadarak yaşamak için bu dünyaya gelmedik. Ulvi bir gaye, yüce bir hedef için hayatımızı ve yeryüzünü imar etmek üzere gönderildik.
Hz. İsa'nın doğumu Batı Hıristiyanlarına göre 26 Aralık, Doğu Hıristiyanlarına göre 6 Ocak olsa da ortasını bulan Hıristiyan dünyası, yılbaşını aynı zamanda İsa (as)'ın doğumu olarak kabul ederek o geceyi bir Noel Yortusu olarak kutlamaya başlamışlardır. Dolayısıyla ilk bakışta bir peygamberin doğumunun kutlanılması kadar masum bir davranışolarak görünebilir. Ancak bu bir kültür emperyalizminin sonucu olarak tüm dünyada yılbaşı kutlaması, küresel bir etkinlik olmuştur. Kutlanırken de içki, kumar, dans, piyango ve zina hepsi kutlamanın enstrümanları olmuştur. Allah'ın haram kıldığı tüm yasaklar, işin garibi bu yasakları kaldırmak üzere gelen bir peygamberin doğumunun kutlanmasında gerçekleşiyor.
Yılbaşını kutlamak, Müslümanların değerleri arasında yoktur. Çanakkale'ye bizi yok etmeye gelen, Anadolu'yu işgal eden bu haçlı ruhuna karşı hem destansı mücadele edelim sonra da onların yaşamlarını taklit edip onlar gibi eğlenelim öyle mi? Biz Alparslan'ın torunları mıyız, yoksa Romen Diyojen'in nesilleri miyiz? Siz ne anlarsınız bir kadeh şaraptan, kadınlarla beraber olup dans etmekten, doyasıya eğlenip efkâr dağıtmaktan diyebilirler. Açılıp, saçılmayı, içki içmeyi, kumar ve zinayı medeniyetin icabı, çağdaşlık ve ilericiliğin göstergesi olarak sunabilirler ama şu iyi bilinmelidir ki hiç bir medeniyet içki masalarında kurulmamıştır. Biz İlmin, irfanın, ahlakın ve adaletin medeniyetini inşa etmiş, üç kıtada at koşturmuş, dünyayı yönetmişbir ecdadın torunlarıyız.
Nasreddin Hocayı, Mevlana, Yunus Emre ve Hacı BektaşVeli gibi gönül insanlarının yoğurduğu topraklarda Noel Baba gibi nereden çıktığı belli olmayan, hayal dünyasında çocuklara hediye dağıttığı söylenen Hıristiyan din adamının efsanesi ile evlatlarımızı büyütemeyiz. Noel Baba, Afrika ve açlık içerisinde olan ülkeleri sömüren, elinden ve ağzından kan damlayan Batı'nın vahşi yüzünü perdeleyen ve haçlı ruhunun kendisi ile sevecen ve sempatik gösterilmeye çalışıldığı bir maskedir. Hayal dünyasında geyiklerini deh dehleyen kızaklı Noel Babaları, hiç bir zaman çocuklarımıza hediye getirmeyecektir. O Noel Babaları asırladır bizi bölmek için planlar yapmış, sonunda bizi parçalamayı başarmış; Afganistan'da, Irak'ta, zulme çanak tutarak Filistin'de, Suriye'de sırtındaki kırmızı heybesinden çocuklara bombalar yağdırmıştır. Onlar Afrika'da ve İslam ülkelerinde Yahudilerle beraber insanlarımızı katlederken biz onların kültürlerini yaşatmak için vitrinlerimizi çam ağaçlarıyla, yapay kar yağdırmalarıyla süsleyerek, televizyonlarımızda kutlama programları düzenleyerek onlara destek olmaktayız.
Ölümü unutan, yaratılışgayesini aklına getirmeyip gününü eğlenmeyle geçiren batı, bu zenginliği de sömürdüğü, aç bıraktığı insanların alın teri ve toprakları sayesinde ele geçirmişlerdir. Her haftaya bir eğlence, festival ve balo yerleştiren Batı, bir taraftan da ekonomik olarak kapitalist düzeninin çarklarını döndürecek bir dinamizm yakalamıştır. Çünkü her eğlenceye ayrı elbise, ayakkabı ve çanta gerekir. Tüketim kültürüne uymazsanız modanın gerisinde kalır elaleme rezil olursunuz(!) Bir de hediyeler almalısınız, en pahalı hediyeyi kim getirecek diye beklersiniz. Küresel emperyalizm, kapitalist sistemiyle de sizin cebinizdeki parayı tüketip, birbirinizle yarışa sokmaktadır.
Müslümanları Hıristiyan yapamayan Batılılar, bizleri edep, haya ve ahlakımızdan yoksun bırakarak rahmet dinimiz İslam'dan adım adım uzaklaştırmak istiyorlar. İnsanları şehvetlerine düşkün bir hale getirerek sahip oldukları ulvi değerlerden uzaklaştırmak için var güçleriyle çalışıyorlar. Böylece kendi değerlerini tüm dünyada kabul ettirerek hain emellerine rahatça ulaşmak istiyorlar.
Bir yıl daha eskimiş, bir yıl daha yaşlanmışken, ölüme bir adım daha yaklaşmışken biz insanlar neyin kutlamasını yapıyoruz. Haçlıların ve onların besledikleri Yahudiler tarafından kardeşlerimiz öldürülürken, biz kimin kültürünü yaşatmanın derdindeyiz. Kabrimiz bizi beklerken biz neyin hevesindeyiz. Hayatımızın muhasebesini yapıp, bir yıl daha yıkıma uğrayan bedenimizi Batının sufli adetlerine kurban edip yakıtı insanlar ve taşlar olan cehenneme odun yapmayalım. Gelin kendi değerler dünyamızı inşa etmek için evlatlarımızı, ailemizi her türlü hayâsızlıktan, haramlardan uzak tutalım. Yılbaşından iki gün sonra 2 Ocak'ta âlemlere rahmet Muhammed Mustafa'nın (S.A.V) doğumu var. "Herkesin dini kendine" diyor Kur'an. Umarım sen tarafını seçmişsindir. Yeni yılda Rabbim bizlere, ailemize, Memleketimize ve tüm İslam Âlemine uyanabilmeyi, ebedi hayat olan ahiret hayatı için çalışabilmeyi nasip etsin.