banner5

Konya'nın en önemli medreselerinden birisi: İplikçi...

Konya’nın önemli medreselerinden olan ve kerpiç yapılı dam örtülü son medrese Cumhuriyet inkılâbına kadar ayakta kalan İplikçi Medresesi’nde talebelerden istenilen tek şey başarıydı. Başarısız olan öğrencilere kısıtlamalar getiriliyordu

29 Nisan 2020 Çarşamba 11:14
Konya'nın en önemli medreselerinden  birisi: İplikçi...

Konya’nın önemli medreselerinden biri de İplikçi (Altun-Aba) Medresesi’dir. Anadolu Selçuklu Devleti ileri gelenlerinden Abdullah oğlu Şemseddin Ebu Said Altunba tarafından 13.yüzyıl başlarında (1202) yaptırılan medrese, kurucusunun adından dolayı, Altunaba/Altunba Medresesi ismini almış, sonra mütevellisinin etkisiyle İplikçi Medresesi diye de tanınmıştır. Bugünkü İplikçi Camii güney duvarına bitişik olan yer, İplikçi Medresesi’ne aittir. İplikçi Medresesi’nin vakfiyesinde eğitim-öğretim faaliyeti ile ilgili bağlayıcı hükümler bulunmaktadır. Müderris mevcut görevliler yıllık içinde 800 dinar gibi en yüksek ücreti alınacaktır. Hanefi Mezhebi’nden olacaktır. Ücret verilmeyen talebe yoktur. Talebeye masraf aylık toplam 245 dinar etmektedir. Bütün bunların karşılık talebeden bir şey istenilmektedir; Başarıdır. Başarılı olmayanlar için, belirli sınırlamalar getirilmiştir.

İPLİKÇİ (ALTUN-ABA) MEDRESESİ

YERİ: Bugün Alâeddin Caddesi üzerinde olan İplikçi Camii’nin arkasında, kıble (güney) duvarına bitişik olan yer, İplikçi Medresesi’ne aittir. Kerpiç yapılı dam örtülü son medrese Cumhuriyet inkılâbına kadar ayakta idi. Medreseleri, türbe ve tekkeleri kapatan kanun yürürlüğe girdikten sonra tamamen yıkıl­mış ve arsa haline gelmiştir. Yalnız İplikçi Cami'nin kıble tarafında ve bitişiğinde üçte biri kadarı toprağa gömülmüş kubbeli bir oda vardır. 1939 yılında İplikçi Cami tamir edilirken burada yapılan bir kazı eski medreseye ait olduğunu tahmin ettiğimiz bazı döküntüler ve kalmalar ortaya çıkarmıştır.
İplikçi Medresesinden bugüne ayakta kalabilen sadece İplikçi Camisi’nin kıble tarafında bulunan küçük bir odadır.

YAPTIRAN-YAPIM TARİHİ: Anadolu Selçuklu Devleti ileri gelenlerinden Abdullah oğlu Şemseddin Ebu Said Altunba tarafından 13.yüzyıl başlarında (1202) yaptırılmıştır. Kurucusunun adından dolayı, Altunaba/Altunba Medresesi ismini alan medrese, sonra mütevellisinin etkisiyle İplikçi Medresesi diye de tanınmıştır. Bu tarihin eserin 1914’te “vakıf banisinin ismi” sütununa Abdullah Murtaza adı yazılmıştır. Demek ki, sonraki asırlarda tekrar medreseyi imar etmek için çalışanlar olmuştur. Yeri, Alâeddin Caddesi üzerindeki İplikçi Camii’nin, güney duvarına bitişik olan tek kubbeli eser ve çevresidir. Medreseden günümüze, sadece bu kubbeli hücre ve İplikçi Camii duvarına bitişik temel kalıntısı gelebilmiştir.

MİMARİSİ: Medrese yapıldığı zaman, Konya’nın Yeni Pazar (Suku’l-Muhdes) denilen yerindedir. Etrafı iki mescididir ev, han ve dükkânlarla çevrilidir. Mescitlerden birisi Tebrizli Tüccar Hoca Abdülcebbar’ın oğlu Ebu’l-Fadıl Hoca, diğeri bugün izi kalmayan Selim oğlu Boyacı Hoca Yusuf Mescididir. Medresenin içinde, kendisine ait ayrıca bir kütüphane de kuruluştan itibaren bulunmaktadır.

İplikçi Medresesi’nin asıl mimarisinden günümüze sadece bir kubbeli hücre ve İplikçi Camii duvarına bitişik temel kalıntısı gelebilmiştir. Henüz planı kazı yapılmadığı için bilinmemektedir. Alâeddin Tepesi’ndeki (iç kale) Medrese-i Sultaniye’den sonra, Konya’daki ikinci en eski Selçuklu medresesidir. Yapılış zamanı 1202 olarak edilmektedir. Medrese dikdörtgen avlu, bir büyük kubbe ve küçük kubbelerle (hücre) açılan kapalı medrese tipinde kabul edilmektedir. Fakat zaman içinde eser yıkılmıştır.

VAKIFLARI: Selçuklu devlet büyüğü Şemseddin Ebu Said Altunba, medresesini zengin vakıflarla desteklemiştir. Vakfiyesi Receb 598 H./1202 M. tarihlidir. Medresenin bulunduğu yerde bir han, hana bitişil 18 dükkan, ayrıca 27 dükkan, Eski Pazar’da başak dükkanlar, Saracık, Gündoğdu, Turgut-Erkut, Kendyakası, Arpa Çimen Köyleri   vakfedilmiştir. Osmanlı devrinde ise rüsum-ı örfiye, salariye, tımar ayrıldıktan sonra medreseye kalan gelir, 12.519 akçedir.1914’te varidatı 2.975 kuruştur.1922 ise bu zengin vakıf ve gelirlerinden hiçbir şey kalmamıştır.

EĞİTİM-ÖĞRETİM:

İplikçi Medresesi’nin vakfiyesinde eğitim-öğretim faaliyeti ile ilgili bağlayıcı hükümler bulunmaktadır. Müderrislerin tipinin belirlenmesi gelmektedir. Müderris mevcut görevliler yıllık içinde 800 dinar gibi en yüksek ücreti alınacaktır. Hanefi Mezhebi’nden olacaktır. Hanefi Mezhebi’nden olma şarttı, medresede cemaatle namaz kıldıracak ve yıllık 200 dinar alacak olan imam içinde vardır. Medreseye alınacak öğrenci için Hanefilik şartı getirilmemiştir. Ramazan günü ders başlamadan önce Kuranı Kerim’den bir bölüm okunarak devlet başkanına Sultana vakıfa ve Müslümanlara dua etme adeti konmuştur. Müderristen sonra gelen muid, yıllık 240 dinar alacaktır. Muid için mezhep anılmamıştır. Talebe, Hanefi  ve Şafii Mezheblerinden olacaktır. Toplam alınacak talebe 38 kişidir. İleri seviyede  (fakih, delil çıkarabilecek) olan üçüne 15’er, 15’e (orta seviyede olanlar)de ayda onar; mübtedi (yeni başlangıç) olan 20 talebeye ise ayda beşer dinar verilecektir. Ücret verilmeyen talebe yoktur. Talebeye masraf aylık toplam 245 dinar etmektedir. Bütün bunların karşılık talebeden bir şey istenilmektedir; Başarıdır. Başarılı olmayanlar için, belirli sınırlamalar getirilmiştir.

MÜDERRİSLER: Sultanü’l-Ulema, Mustafa Efendi, Mehmet Halis Efendi, Mustafa ve Hüsnü Efendiler. Müderristen ayrı olarak Mütevelli Ali Efendi, Cab-i Nazır Hafız Ahmet Efendi, İmam ve Kâtip Hacı Abdullah Efendi, Müezzin Hacı Ali Efendi görevliler mevcuttur.

Sultanü’l-Ulema: İplikçi Medresesi’nin bilinen ilk tanınmış müderrisi, Mevlana’nın babası Sultanü’l-Ulema Baha Veled’dir. Baha Veled vefatına kadar (1231) bu medresede müderrislik yapmış, camilerde de vaaz vermiştir.

Mustafa Efendi: 1882 yılında Müderris Mustafa Efendi İplikçi Medresesi’nde 35 talebeye Celal, Kafiye, İzhar okutmaktadır.1903 yılına da görevine devam etmiştir. Mustafa Efendi 1903 yılında vefat etmiştir.

Mehmet Halis Efendi: 17 Aralık 1903 tarihli şer’i ilam verilir.1912 yılında vefat eder.

Mustafa ve Hüsnü Efendiler: İplikçi Medresesi’nin son müderrisini Hüsnü Efendi olduğunu söyleyebiliriz.

ŞEMSEDDİN ALTUNAPA

Hayatı hakkında, net bilgilere ulaşamıyoruz. Şemseddin Altun- Apa'nın babasının ismi Abdullah olarak geçmektedir. Şemseddin Altun-Apa ilk defa II. Kılınç Arslan zamanında devlet hizmetine girmiştir. Emir-i ahur görevinde bulunan Altun- Apa'nın Konya-Beyşehir yolu üzerinde bulunan bir kervansarayı bulunmaktadır. Altun- Apa, bu kervansaray için Konya'nın içindeki eski çarşıda bulunan iki dükkânının vakfetmiştir. Bu dükkânların gelirleriyle önce hancının maaşı temin edilecek, sonrada hanın ışıklandırılması için bezir ve kışın yolcuların ısınma ihtiyacını karşılamak üzere odun satın alınacaktı. Alaeddin Keykubat zamanında devlette çaşnigirlik görevinde bulundu.. Sultan Alaeddin Keykubat'ın son dönemlerinde 1237 yılının ramazan ayında Eyyübiler üzerine sefere çıkarken Kayseri'de Meşhed ovasında ordusunu toplamış, küçük oğlu İzzeddin Kılıç Arslan'ı veliaht tayin etmiş ve bazı atamalar da yapmıştı. Bu tayinlerde Altun -Apa, Gıyaseddin Keyküsrev'in atabeyi ve beylerbeyi olarak atandı ve Erzincan'a gönderildi. Sultan Alaeddin Keykubat'ın vefatından sonra Selçuklu Saltanatına oturan büyük oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev zamanındada devlet ricali arasında idi. Alaeddin Keykubat dönemindeki çaşnigirlik, atabeklik gibi görevleri icra eden Şemseddin Altun-Apa, Gıyasedin Keyhüsrev'in tahta çıkmasında yardımcı olduğu için atabeklik vazifesini sürdürdü. Sadeddidn Köpek'in Alaeddin Keykubat döneminin değerli devlet adamlarını birer birer yok etmesinden endişe duyuyordu. Bir gün Kemaleddin Kamyar'a;" Bu iti dergâh-ı Hümayundan kovmak lazım. Yoksa herkesi ısırarak zamhâr edecektir" demiştir. Kamyar, Naip Sadeddin Köpek'in işbaşından uzaklaştırılmasına mümanaat etti. Sadeddin Köpek, Altun -Apa'nın sarf ettiği sözlerden haberdar oldu ve ona kin besledi. Bir gün ümeranın bulunmadığı esnada Şemseddin Altun- Apa'yı Sultana şikâyet ederek öldürülmesi için gerekli izni aldı. Bu konuda Taceddin Pervane ile de işbirliği etti. Divan-ı Saltanatta devlet adamları yeni yerlerine gelmişken onu beyaz sakalından tutarak yerlerde sürükledi ve ekâbirin safından ayırdı. Dışarıya çıkartarak bir candara teslim etti ve öldürülmesini emreyledi. Bu emir gereğince Şemseddin Altun- Apa şehit edildi ve divanda bulunan hiç kimse ses çıkaramadı. (1237-38)(7) Türkiye Selçuklu Devletinin en buhranlı döneminde bile doğruluktan ayrılmayan, gelinin büyük bir kısmını insanlığın hizmetine sarf eden, ülkesinin imarı ve devletin bekası için çalışan bu değerli devlet adamını hayırla anıyor ve Allah'tan rahmet diliyoruz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner49

banner50