banner5

Akören Tarihi-56

Akören Tarihi’nde yaşanan acı olayları anlatan Araştırmacı-Yazar Muzaffer Tulukcu, yıldırım düşmesi sonucu hayatını kaybedenler olduğunu belirtirken, evlerin cilalanmasında kullanılan ak toprağın ev hanımları tarafından çıkartılmasında da yaşanan çökmelerin ölümlere neden olduğunu anlatıyor

06 Eylül 2022 Salı 16:23
Akören Tarihi-56

Ak toprak ve yıldırım acıları

Akören Tarihi’ni kaleme alan Araştırmacı-Yazar Muzaffer Tulukcu, Akören’de iki önemli acı olayı kaleme aldı. Akören’de yıldırım düşmesi ve ak toprak ölümleri diye anılan acı olayları anlatan Tulukcu, bu olayların ilçede büyük üzüntüye neden olduğuna dikkat çekiyor.

FOTO ALTI: Ak toprak altında can veren Fatma Koçak’ın öksüz kalan dört çocuğunun en küçüğü Hatice Eğren hayatta, diğerleri vefat ettiler.

İKİ ÖNEMLİ ACI OLAY

1960’lı yıllar öncesi Akören'in 2 manidar hali vardı: Birincisi yıldırım düşmeleri ikincisi ise ak toprak altında gelinlerin can vermesiydi. 1960 yılı öncesi Akviran, sonrasında Akören adıyla anılan ilçenin başındaki Ak kelimesinin Orhaniye'den getirilen “Ak toprak” ile evlerin cilalanmasından geldiği hepimizin malumu. Evlerini cilalamak için, Akören kadınının bu konudaki titizliği ve gayretinin ona pahalıya mal olduğu da tarihi bir gerçek. Nitekim Orhaniye'de Ak toprak altında kalan 6 Akörenli gelinin rahmetli olduğu bilinmektedir. Bulgur gaynatma, tarhana yapma, 5-6 km. mesafedeki sarnıçlara, kuyulara giderek çamaşır yıkama, turşu kurma, salça çıkarma… gibi birçok iş için büyük fedakarlık yapan Akören annelerinin bir diğer hasleti de ak toprakla evlerini cilalamasıydı. Birkaç genç anne bir araya gelir merkeplerle 2 saati aşkın yolculuk sonrası Orhaniye (eski adıyla üstüse) köyünün doğusunda bulunan ak toprak mevkiine ulaşırlardı. Önceden açılmış tünellere girilir. En beyaz kısmından heybeler doldurulur ve neşe ile Akören'e dönülür, uygun bir günde evlerin duvarları cilalanırdı. Elenen Ak toprağın irisi odaların tabanında, incesi ise su ile kıvama getirilerek, odaların içini ve evlerin dış duvarlarını cilalamada kullanılırdı. Akören Karahüyük yolundaki sarı topraklıktan getirilen sarı toprak ile yapılan birkaç çiçek resimde duvarlara süs verirdi. Orhaniye'nin doğusundan bir ağıt-figan yükselip döğünmeler duyuldu mu? Orhaniyeler yardıma koşsa da çoğu kez nafile. Acı haber Akören'e ulaşır, at arabası, öküz arabası ile yakınları ancak yaralılara ve çoğu kez cenazeleri ile karşılaşırlardı. Cenaze Akören’e getirilirken, kocaları hanımsız, çocukları ise öksüz kalırdı. Nadiren de olsa yaralı kurtulanlarda olmuştu. Nitekim 1940 yılında boyacı İsmail Ünver öküz arabası ile hanımı Fadimana ve Ecirlerin Hüseyin'in hanımı Hatice hanımlar merkepleri ile Ak toprağa varırlar kazı yaparken göçük olur ve toprak altında kalırlar. Yanlarındaki diğer kadınların figanını duyan okul inşaatındaki ustalar yetişirler ve oradaki kadınların ve ustaların çabası ile yaralılar kurtulur. Haber Akören’e ulaşınca Boyacı İsmail öküz arabasının üzerine attığı sal türü yatak ile yaralıları evlerine getirir ve Orhaniye'deki doktorun olay yerindeki müdahalesine etken olduğu için Fadimana ve Hatice Hanım kısa sürede iyileşirler. Bir diğer yaralanma olayı da 1948 gözünde yaşanır Hacı Salih'in Mehmet'in hanımı Rabia Tülce’nin üstüne göçük olur ve göçük altında koltuğunun altındaki boşluktan hava alması ve üzerindeki toprağı az olması ve orada olanların yardımı ile Rabia Tülce kurtulur. Akören Karahüyük yolu kenarında bulunan sarı topraklıkta bu tür olaylar yaşanmadı çünkü burada Ak Topraklık’ta olduğu gibi galeri-tünel girişi yoktu, Sarı topraklar o yıllarda damların üzerine serilirdi. Orhaniye Ak Toprak’ta 6 Akörenli gelinin vefat ettiği bilinmektedir. Ak Topraklık’ta Akörenli 4 gelinin acı sonuna rağmen, Orhaniyeli hiçbir gelinin vefat etmemesi oldukça manidar ve sevindirici. Buna etkende vefat eden Akörenli gelinlerin acılarını sıcağı sıcağına en yakından görmeleri olmaları.

FOTO ALTI: Genç yaşta vefat eden Ayşana Mermer’in üç oğlu öksüz kalmıştı.

AK TOPRAK ALTINDA CAN VEREN AKÖRENLİLER

AYŞANA MERMER (CEYLAN)

Babası Hacıseyitlerin susuz Osman’ın oğlu Mehmet Ceylan, annesi ise İhtiyar Muhtar Hasan'ın kızı Sıdıka Harmancı Ali Baba'nın Hasan Mermer’in hanımı 1920 doğumlu Ayşana Mermer 25 Ekim 1951 tarihinde Hacımargilin sağır Mehmet'in hanımı Fadime Koçak ile aynı anda Orhaniye'de Ak Toprak altında kalarak can verdi. Öküz arabası ile Akören’e getirilen iki anne Kadıburnu mezarlığına defnedildi. Ayşana Mermer’in üç çocuğu öksüz kalmıştı. Kemal 6 aylık, D.Ali Mermer 4 yaşında, Abdurrahman ise 6 yaşındaydı. Kemal annesinden 6 ay sonra vefat etti. Emekli polis D.Ali Mermer ise 2016’da rahmetli olurken, büyükleri Abdurrahman Mermer 77 yaşında emekli hayatını Akören’de sürdürüyor.

FOTO ALTI: Evine yıldırım düşen Akören’in eski terzilerinden Murat Türkoğlu.

FATMA KOÇAK (GÜRBÜZ)

Hacımarların Mehmet Koçak'ın hanımı olan Fatma koçak Havana Mermer ile aynı göçük altında kalarak can verdi. Kabri kadıburnu mezarlığında Fatma Koçak (Fadim) 4 çocuk annesiydi Ömer (öğretmen) Ali (itfaiyeci) İsmail (öğretmen) ve Karaböcü’nün Mehmet Eğren'in hanımı Hatice Hanım halen Akören’de yaşıyor.

FOTO ALTI: Havana Çağlar, 15 Ekim 1954 tarihinde Ak Toprak altında can vermişti.

HAVANA ÇAĞLAR (CEYLAN)

25 Ekim 1951 tarihinde Ak Toprak altında can veren Ayşana Mermer (Ceylan) amca kızı Havana Çağlar (Ceylan) da 15 Ekim 1954 tarihinde Ak Toprak altında kalarak can vermişti. 1928 Doğumlu Havana Çağlar’ın abileri, Abdurrahim Ceylan, Yakup Ceylan (Berber Yakup) ve en küçükleri Emine Taşkın. 1947 yılında Tort Aziz’in oğlu M. Ali Çağlar ile evlenen Havana Hanım 25 Ekim 1951 tarihinde rahmetli olunca 2 çocuğu yetim kalmıştı. Emekli polis Mustafa Çağlar halen Konya-Akören'de ikamet ediyor. Küçük oğlu Veli ise annesininden 3 ay sonra 1.5 yaşında vefat etti.

FOTO ALTI: Rode (Ruveyda) Yonca 16 Kasım 1956 tarihinde Orhaniye’de Ak toprak altında rahmetli olmuştu.

RODE (RÜVEYDA) YONCA

Guzrakcı’gilden Celal Yonca’nın ilk eşi,Omuzun Omar’ın (Ersöz) kızı annesi Müslüme hanım 1923 Doğumlu Rode hanım 16 Kasım 1956 tarihinde Orhaniye de  Ak Toprak altında kalarak can vermişti Kadıburnu Mezarlığına defnedilen Yonca’nın 3 çocuğu vardı. Büyük çocuğu Rahime (1948) hemşehrimiz H. İbrahim Kolun eşi ortanca Sıtkı Yonca (1953) emekli öğretmen Küçük çocuğu Ayşe Hanım (1956) Ali Osman Karabiberin eşi. Üçü de Konya’da ikamet ediyor.

FOTO ALTI: Rode (Ruveyda) Yonca’nın kabri Kadıburnu Mezarlığı’nda.

AYŞE ERKUN (AKBABA)

Akören'in ilk kelikcilerinden Güdeğin Ahmet'in ilk hanımı Akaoğlan’gilin Osman Akbaba'nın 1898 doğumlu kızı Ayşe Hanım 4 Mayıs 1954 tarihinde meydana gelen göçükte Ak Toprak altında kalarak can verdi. Bu vahim olay sonrası 3 çocuğu öksüz kalmıştı. Büyük olan Hatice Demirgan rahmetli Emirlerin Eyüp Demirgan'ın eşiydi. Ortanca olan Abdullah Erkun Paşa halen İstanbul yaşıyor. Küçük oğlu Mustafa Erkun Almanya emeklisiydi 3 Ekim 2009 tarihinde vefat etti. 1954 yılında Ak Toprak altında can veren Ayşe Erkun’un kabri Tahtalı Mezarlıkta.

FOTO ALTI: Ak Toprak altında 40 yaşında rahmetli olan Hatice Zengin’in kabri Kadıburnu Mezarlığı’nda.

HATİCE ZENGİN (ERTAŞ)

1932 Doğumlu Hatice Zengin'in, babası H. İbrahim Ertaş, annesi ise Şerife Hanım Halil İbrahim Zengin'in hanımı olan Hatice Zengin Akören'in bu konudaki en son Can vereni. 11 Kasım 1972 tarihinde 40 yaşında Ak Toprak altında kalan Hatice Zengin, 5 çocuk annesiydi. Kabri Kadıburnu mezarlığında. Rahmetlinin çocukları. Beyhan (A. İhsan Sezgin'in hanımı), S. Ali Zengin, Ekrem Zengin, Şerife (Çayırbağlı Hüseyin Eroğlu’nu eşi), A. İhsan Zengin.

FOTO ALTI: Akören’in Ak Toprak altında kalan son annesi (şapkalının solundaki) Hatice Zengin öksüz kalan çocuklarıyla.

AKÖREN'DE YILDIRIM DÜŞMELERİ

Akören'de 1960’lar öncesinde yaz yağmurlarının yağması eksik olmazdı. Yağmurlarının en büyük özelliği de ani inen yağmurla birlikte gök gürlemesi ve şimşek çakması da gayet doğal olarak sıkça görülürdü. Şimşek çakması paralelinde yıldırım düşmesi ile kayda değer 4 olayın yaşandığı hatırlanmaktadır. Söz konusu bu 4 olayın 2'si ölümle, 2'si de maddi hasarlı gerçekleşmişti.

FOTO ALTI: Orhaniye’de Ak Toprak hala var ama o eski dehlizler yok.

Hasan Hoca (Gültekin)’in vefatı ile gerçekleşen yıldırım düşme olayı 28 Ağustos 1939 tarihinde gerçekleşti. Belen arkasındaki Hacıkaranın Sarnıcı yanında harman telaşesi arasında ikindi namazı kılarken yıldırım düşmesi sonucu 1874 doğumlu Hasan Hoca hakkın rahmetine kavuştu. 55 yaşında Kadıburnu Mezarlığı’nda defnolunan Hasan Hoca zaten sağlığında 2 evlat acısını arka arkaya yaşamıştı. İlk önce 1915 doğumlu 3 numaralı çocuğu Fahrettin 18 yaşında Hacımarın sarnıcı yakınındaki Pelitler mevkisinde vurulmuş (9 Nisan 1933), daha sonra da askerden gelen büyük oğlu Celal 24 yaşında rahatsızlanarak vefat etmişti. (27 Ekim 1937)

FOTO ALTI: Yıldırımdan ucuz kurtulan Eyüp Çelebi ve Oğlu Mehmet.

İki kardeş, bir baba acısını erken yaşayan ailenin kendisini toparlaması da kolay olmadı. Geride kalan 1910 doğumlu Feride, 1919 doğumlu Osman, 1921 doğumlu Abdullah ve 1925 doğumlu Hilim birbirine kenetlenerek zorlukları aştılar.

FOTO ALTI: Harman yerinde namaz kılarken Yıldırım Düşmesi sonucu rahmetli olan Hasan Hoca (Gültekin)’in kabri Kadıburnu Mezarlığı’nda.

Ölümle sonuçlanan 2. olay ise 20 Ekim 1952'de gerçekleşti. 1909 doğumlu Fatma Karabayır, küçük kızı Şerif ile beraber Yüğ tarafından çıkıp, hayvanlarını akşam üzere karşılamaya çıktığı bir anda yıldırımın düşmesiyle, kızı ile beraber 43 yaşında hakkın rahmetine kavuştu. Tahtalı Mezarlığı’na defnedilen rahmetli geride 16 yaşındaki Abdurrahman ve 11 yaşındaki Mahmud'u yalnız bıraktı. 1 hafta sonra Çumra'dan gelen savcı ve doktor eşliğinde kabri açılan rahmetli, aynı olayda vefat eden küçük Şerife ile yan yana Tahtalı Mezarlık asfalt kıyısında yatmaktadır.

FOTO ALTI : Ayşana Mermer’in kabri Kadıburnu Mezarlığı’nda.

Maddi hasarlı olan yıldırım düşmesi olayının biri, 1960-61 yıllarında R.Tersuslunun Eyüp'un (Çelebi) Belendeki evine düşerek gerçekleşti. Bu olayda yıldırımın, bacadan girdiği ve evdeki dikiş makinesine zarar verdiği, yerdeki çulu yaktığı hatırlanmaktadır.

FOTO ALTI: Ayşe Erkun’nun kabri Tahtalı Mezarlık’ta.

İkincisi ise 1963-64 yıllarında bir gece yarısı R. Terzi Murat Türkoğlu'nun evine düştü. Yatak odasına düşen yıldırım yüklüğü delik deşik ederek ahıra doğru aşağıya inerken perde ve ev eşyalarının tutuşmasına ve ani yangın çıkmasına sebep oldu. Can havliyle uyanan baba çocuklarını kaldırdı, figanına yetişen komşuları yangını söndürüp, aileyi kurtardılar. Hatta bu olayda evde bulunan teyp ve radyoda yıldırım düşmesi ile alakalı yanmış ve o günden sonra kullanılamamıştı.

FOTO ALTI: Hasan Hoca’nın oğlu Fahrettin Gültekin’in kabri Kadıburnu Mezarlığı’nda.

FOTO ALTI: Havana Çağlar’ın kabri Kadıburnu Mezarlığı’nda.

FOTO ALTI: Yıldırım Fatma Karabayır’ın çocuklarını öksüz bırakmıştı.

MUZAFFER TULUKÇU 

Son Güncelleme: 16.09.2022 17:25
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmail Detseli 2022-09-07 19:02:12

Gönlüne kalemine hafızana sağlık. Muzaffer hocam. Bizde de bu tür yaşanmış olaylar var. Aktopraklık bizdeki ile ayni tünele girerdik. Yıldırım olaylarıda yaşanan yörenin gerçekleri. Aileleri yöresel söylem ile yazmanız ayrı bir değer taşır Allah ömrüne Bereket versin.

banner64

banner50