banner5

Akören Tarihi-55

Konya’nın şirin ve güzel ilçesi Akören’in tarihini kaleme alarak ilçenin geçmişine ışık tutan ve bugün geldiği noktayı masaya yatıran Araştırmacı-Yazar Muzaffer Tulukcu, ilçe sakinlerinin bugünlere gelmesinde önemli bir yere sahip olan meslek dallarını anlattı. “Dağanacılık, nalbantlık, kalaycılık, kelikcilik, halı kilim dokumacılığı, hizmetkarlık, çerçicilik, semercilik, bekçilik” gibi mesleklerin ilçenin geçiminde önemli rol oynadığını belirten Tulukcu, zamanla yaşanan değişimlerle bu mesleklerin artık yok olduğunu söylüyor

31 Ağustos 2022 Çarşamba 16:48
Akören Tarihi-55

Ekmeği taştan çıkaran Akören’de

bazı meslekler bugün artık yok!

Memleketi Akören’in tarihini kaleme alan Araştırmacı-Yazar Muzaffer Tulukcu, Akören’in bugünlere gelmesine büyük katkılar sağlayan meslek dallarını anlattı. Akören’de daha önce “dağanacılık, nalbantlık, kalaycılık, kelikcilik, kuyu kazımı, halı kilim dokumacılığı, hizmetkarlık, çerçicilik, semercilik, bekçilik” gibi mesleklerin ilçenin geçiminde önemli rol oynadığını belirten Tulukcu, zamana ve mekana göre yaşanan değişimlerle bu mesleklerin artık günümüzde görülmediğini anlatıyor. İşte Tulukcu’nun konuya dair anlattıkları;

FOTO ALTI: 1950-60’ların Çerezcisi Mehmet Özdil.

BİRÇOK MESLEK VARDI

Teknolojinin gelişmesi, hayat şartlarının değişmesi ve Akören nüfusunun 1950’li yılların altına düşmesi nedeniyle artık “dağanacılık, nalbantlık, kalaycılık, kelikcilik, kuyu kazımı, halı kilim dokumacılığı, hizmetkarlık, çerçicilik, semercilik, bekçilik” gibi meslekleri artık Akören’de göremiyoruz. Terzilik körelirken çeşmecilik, telefon tamirciliği, çiğköftecilik, halı yıkama, bayan kuaför, oto elektrik, oto tamirhane, oto lastikçi gibi yeni meslekler Akören’de görülür oldu. Önceleri Bozkır ve Çukurçimen‘de bulunan Tahincilik artık Akören’de yapılır oldu. Değirmenci Kardeşler ve Yakışların imal ettiği tahinler artık yalnızca Akören’de değil dışarlarda da aranır oldu. Artık Almancılar için tahin Akören’den gelen en güzel hediyelerden oldu. 1960’lı yıllar öncesi susam, zeğerek ve afyon yağının çıkarıldığı Akören’de 9 adet dağana vardı.

FOTO ALTI: Akören’den Konya’ya göç eden ilk Kelikcilerden (Ecir) Mehmet Ünver.

Bu dağanalarda çıkarılan yağlar büyük bir nimet olup ilk çıkan sıcak küspeler çocuklar tarafından iştahla yenirdi.

FOTO ALTI: Akören’in ilk kelikcilerinden (Güdek) Ahmet Erkun.

 İşte 1960’lı yılların başından önce Akören’de bulunan 9 adet dağana

FOTO ALTI: Akören’in ilk tüpgaz ticaretçisi Ömer Akyol.

  1. Koca Nuh (Acar)
  2. Maylı Murat (Cartlak)
  3. Topal Hafız Mehmet (Özkan-oğlu Tatoğlan Mustafa çalıştırırdı)
  4. Hacı Seyit Mehmet (Özbakan)
  5. Tomas Ahmet (Akın)
  6. Solakgilin (Abbas Uğuz çalıştırırdı)
  7. Otuzbirin Hacı Osman’ın Hasan (Darıcı)
  8. Nuh Çavuş (Ersoy)
  9. Osman Bayrakçı (Tahsildarın babası)

1970’li yıllar öncesi Akörenli ancak kendi imal ettiği gavurga, kabak çekirdeği, kuru üzüm türü ve Antalya tarafından gelen yörüklerin getirdiği keçiboynuzu dışında kuruyemiş bilmezdi. Anaların, nenelerin, gelinlerinin saçlarda kavurduğu gavurgalara ilave 1950’li-1960’lı yıllarda ustaların ellerinde leblebiye dönüşerek şekil değiştirdi, gavurgaların yanında damaklarındaki ‘Çerez’ tadını Akörenli sevmişti. Sofu Mehmet (Özdil), Hüseyin Hoca’nın Ecir (Kınaç), Mustafa Çerezci, Vélez velisi (Tosun) ve Gaççanın Hasan’ın (Erbiş) kavurduğu sarı çerezler artık Akören’de imal edilmiyor. Ancak Konya’dan geliyor.

FOTO ALTI: Babasının dağasını çalıştıran Tatoğlan Mustafa Özkan.

Anadolu’da su kuyuları her zaman için önemli bir ihtiyaçtı.1950’li yıllar sonunda yıllarda Tekke-Çukurçimen tarafından getirilen su, öncesi kuyular daha da zaruri ihtiyaçtı o yıllarda her evde bir kuyu olur gerek insanlar gerekse evdeki hayvanlar başta olmak üzere bahçelerdeki bu kuyular ihtiyacı karşılardı. Su kaynağı yönünden fakir olan Akören arazilerinde kuyular ve sarnıçlar halkın su ihtiyacını karşılardı. 1960’lar öncesi su kuyusu kazıp hizmete sunan hatırlanabilen Akörenliler Moruğun Süleyman (pala), Samancı’nın Ahmet (Samancı), Tosbakların Mustafa (Öğmen), Hanımın Tevfik ve Ömer (Taşkın) 1960’lı yıllar öncesinde naylon, plastik, porselen çinko lastik türü maddeler olmadığı için evdeki ihtiyaç kaplar bakırdan yapılırdı. Evlerde kullanılan ırbık, leğen, tencere, haranı, sini, tas, tabak, kova, mertaban, su güğümü, kuzu tenceresi, bekmez (pekmez) leğeni gibi ev işlerinde kullanılan bu bakır aletler Akören’in mahir ustaları tarafından kalaylanırdı. Akören kalaycı ustaları şu isimlerdi: Kalaycı Ali (Ali Yiğit), Pepenin Hasan (Evren), Vélezvelisi’nin Hüseyin (Tosun), Hacıbaba’nın D. Ali (Taşkıran) ve Koca Alının Sinan (içil) 1969 yılına gelinceye kadar Akören’de elektrikle ilgili ticari işçilik açısından iş imkanı yoktu. 1969 yılında Akören’e elektriğin gelmesiyle bu konuda bir gelişme oldu. Öncesinde olmayan elektrikçilik son yıllarda azalsa da Akören’de devam ediyor. 1950’li yıllar öncesi Akören’in zor yılları idi. 10’u aşkın Akörenli’nin “hizmetkarlık” ile hayatlarını sürdükleri bilinmektedir. İşte bu isimlerden bazıları: Tomas Abdullah (Karatomas), Gara Kazım Çamlı-17 yıl Sakyatan’da) Hacı Ali (Mutlu) Abbasların Abbas (Uğuz-25 yıl Ali Osman Efendi ve Boyacı İsmail Ünver de) Yürükoğlu Ahmet (Tayyar Kabcı Mahmutta)

FOTO ALTI: Bozkır Fart’tan (Yolören) göç eden Fartlı Kadir. Uzun yıllar Akören’de hizmetkarlık yapmıştı.

AKÖREN’İN KELİKCİLERİ

İnsanoğlunun vücut yükünü çeken Ayakkabıcılık mesleği 1960’lar ve öncesini Kelikçilik olarak anılırdı sonrasında fabrikasyona geçilince kunduracılık olarak anılmaya başlandı. 1960’lı yıllara kadar Akören’deki kelikçiler yalnızca nahiye merkezinin değil, Ahmediye, Süleymaniye, Orhaniye, May, Eksile, Alan, Karahüyük gibi çevre köylerin ihtiyaçlarını da karşılarlardı. Bu meslek öyle kıymetliydi ki 1950’li yıllarda Ali Rıza Bilgiç ve (Topal) Ahmet Altıntaş, İvriz Köy Enstitüsü’nde bizzat kelikçilik yaparak öğrencilerin öğretmenlerin ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Akören’in hatırlanabilen en eski Kelikcileri, (Kevrinin) Hilim Çağdaş, Karamollanın Ahmet Erkun ve oğlu Mustafa (Güdek), Yamalı Hasan Ali (Tomas) Ahmet Akın Tahir Çoşar Emirlerin Eyüp Demiroğlu (Hoca) ve (Büyük Ecir) Mehmet Ünver’in olduğu bilinmektedir. Kelikçilik öncesi Akörenli çarıklar ve onun içinden yukarı doğru sardıkları dolaklar ayakları korurlardı. Hatta 1940’lar ve öncesinde bir evde beş-altı kişi olsa da ayakkabı 1-2 tane olur çarşıya çıkmak sıraya bağlanırdı. 1960’li yılların ortasına gelinceye kadar mevsim yaz ise çocuklar sokakta ayağı çıplak dolaşırlardı bu nedenle çocuklar oyun oynarken dalgınlıkla özellikle baş parmaklarını taşlara çarptıklarından kanamaları eksik olmazdı. Daha sonraları lastik ve naylon keşfedilince kolaylık başladı lastik ve naylon fabrikasyon olunca bolluk oldu. Kelik kundura el emeği olduğu için pahalıydı. Zamanla işe giderken lastik ve naylon ayakkabılar özel günlerde ise kundura giyilir oldu. Önceleri memurlar ve Subay, Astsubayların giydiği kunduruları zamanla şartlar değişince herkes giymeye başladı.

FOTO ALTI: Dağananın piri Nuh Acar.

Sinan Çağdaş mesleğini evinin bir odasında, Tahir Çoşar ise Yarbayın camisinin yanındaki dükkanında, Büyük Ecir ise önceleri Topal Hafızın (Mehmet Özkan) odasının yanında ki dükkanda, sonrasında ise Konya taşınınca da kayıklı Kahve yakınında bir dükkandan sürdürmüştü. 1960’lı yıllarda Güdek ve Sinan ustanın beraber yaptıkları kunduraların kalitesi farklıydı. Güdeğin oğlu Mustafa Erkun Almanya’ya gitmeden önce sekiz yıl kadar Akören’de Kelekçilik yapmıştı. 1960’lı yıllarda Konya İtfaiye Müdürlüğü yapan Şükrü Gökçen de eski kelikçilerdendi

FOTO ALTI: Emektar Nalbant Üzeyir Çavuş (Özarslan)

Topal’ın Ali Özkan, Emirlerin Eyüp, Hilimlerin Sinan, öğretmen Mustafa Taşbaş’ın bile kısa sürede olsa bu meslekle meşgul oldukları bilmektedir. Tekkeli Hasan Karabayır, Valinin Mehmet, M. Ali Karaaslan, Şükrü Kınaç, Muammer Özdil, Abidin Gürbüz, Bilal Pancar Hoca, Güdül Ahmet Taşkın, Bakkal Topal Arif’te eski kelikçilerden

FOTO ALTI: Maylı Murat.

İbrahim Uğuz, Muzaffer Özkan, Muammer Özdil, Şükrü Kınaç ve M. Ali Karaaslan bu mesleği Akören dışında icra edenlerden. 1980’li yıllar ve sonrasında Ali Karabayır ve Bekir Karabayır Akören’de bu hizmetleri uzun yıllar sürdürdüler. Ali Karabayır birkaç yıl önce mesleğine son noktayı koyarken Bekir Karabayır hazır satarak Akören’in bu konudaki tek kişisi olarak mesleğini sürdürüyor. Akören’de Terzilik mesleği de her geçen gün körelmekte. Hatırlanabilen Akören’in ilk terzileri Mehmet Akalın, D. Ali Taşbaş, Murat Türkoğlu, S. Ali Cartlak (Ünsal), Mustafa Gençtürk, (Kılıç) Ali Kayhan, Muzaffer Aydın, Harun Çetinkaya, Ali Özkan, Hasan Kayhan, Hüseyin Özkan, M.Ali Bayrakçı, Ahmet Demiröz, Yahya Kınaç, Mustafa Kılıç, Mustafa Soykan, Mehmet Erbiş, A. Osman Çaldağ, İbrahim Uysal, Abdurahman Toraman, Mehmet Gülcan, Durmuş Yapıcı, Mustafa Özden, Süreyya Arbaz, Mustafa Özden, Mehmet Özkan bu isimlerden İbrahim Uysal Murat Türkoğlu, Mehmet Akalın gibi bazı isimler terzilik mesleğin ömürleri boyunca Akören’de yaparken, D.Ali Taşbaş, Mustafa Gençtürk, Duran Aydın, Muzaffer Aydın, Veysel Sezgin gibi bir çok isim Konya merkezli çalışırken. Yahya Kınaç, Ahmet Kınaç gibi isimler Ankara’da uzun yıllar terzilik mesleğini sürdükleri bilinmekte. Tabii ki A.Osman Çaldağ, Halil Özkan, Durmuş Yapıcı gibi bazı Akörenliler ise terzilik sonrası farklı işlerde çalışarak hayatlarını kazandılar. Şimdilerde ise Akören’de yalnızca iki terzi mesleklerini sürdürüyor biri yıllara meydan okuyan Musa Özyavuz diğeri ise Bozkırlı Ali. 1940’lı yıllara gelinceye kadar, motorlu araçlar Akören’e gelmeden önce hayatın kazanılması evlerdeki tüm insanların ve hayvanların çalışması ile olurdu. Bu çerçevede birinci derecede at, sonrasında merkep ve öküz hayvanlarının gücü önemliydi. Bugün araba, kamyon, motor ne ise 1960’lı yıllar öncesinde at arabası, öküz arabası, pulluğun çekilmesinde bu hayvanların gücü o denli önemliydi. Bu çerçevede bu araçlarda kullanılan ve bizzat binek olarak değerlendirilen bu hayvanlarda araçlarda kullanılan bir çeşit balatanın yerini tutan bu hayvanların ayaklarına çakılan hilal şeklindeki olan Demir’e ‘Nal’ denir. Bu nalları hayvanların ayaklarına temizlik yaparak çivi ile çakan ustalara da ‘Nalbant’ denir. Akören nalbant ustalarının bazıları, bu mesleği askerliği süvari olarak yaparken, birkaçı da Konya’daki ustalardan, çoğunluğu da Üzeyir Usta (Özarslan‘ın) babası Nalbant Goca (Abdullah)’dan öğrenmişlerdi. Akören ve çevresinde bulunan 30 kadar köye hizmet eden Akörenli Nalbantlar şu isimler olarak tarihe geçtiği bilinmektedir: Üzeyir Çavuş (Özarslan), Ahmet Özarslan, Bekir Usta (Çetin), İsmail Çetin, Golcunan H.İbrahim Özselek, Nalbant Muharrem Mermer ve oğlu Mustafa, Bekir Usta’nın İbrahim ve Selman, Osman Çubukdiken Golcuk Goca

FOTO ALTI: Leblebi ustası Gaçcanın Hasan Erbiş.

Çok az kişinin yaptığı semercilik mesleği de artık Akören’de yok oldu. Traktör ve binek araçları çoğalıp, at ve Merkep’in kullanılmaması semerciliği tarihe gömdü. Emekli öğretmen Necati Yıldırım’ın Karaaslanlı kayınpederi Mevlüt Zeytinci baharla birlikte Akören’e gelir ve birkaç ay semer ve palan yaparak işin erbabı olduğunu gösterirdi. Merkebe binebilmek için ağaçla takviye edilen bir çeşit koltuğa semer, ağacı olmayana palan denirdi. Soyadını da bu meslekten olan Tevfik Semerci de palan ve semer imalatı yapan birisiydi. 1959 yılında Akören’de Metroloji memuru olarak göreve başlayan ve 1981 yılında emekli olan Fevzi Öztürk sonrası kısa süre görev yapan dışında bu meslekte artık Akören’de yok. 1950’li yıllar öncesi Akören çevre köylere merkebi ile, atı ile giden Sofu Mehmet, Çerci Mehmet (Ersoy) gibi Çercilerin yerini artık araçları ile bölge bölge dolaşıp ekmeğini kovalayan Bayram Acar gibi Akörenliler’in olduğu da bir gerçek.1940’lı yıllar öncesi Akören’de bulunan 30’u aşkın at arabalarının bazılarının zaman zaman Akören Konya arasında ücretli olarak yolcu taşıdığı bilinmektedir. Artık onların yerine motorlu araç kullanarak ekmeğini kovalayan servis araçları Akören-Konya arasındaki seferlerini sürdürüyorlar. Geçmişteki birçok meslek yok olurken, Biçer-döver ile önemli hizmetlerinde Akören’de yapılan önemli mesleklerden biri olduğu görülmekte

FOTO ALTI: Kelikci Mustafa Erkun uzun yıllar Almanya’da kalmıştı.

Artık Akören’de bağ bekçisi, bostan bekçisi de yok. Çobanlık ise ancak bireysel var. Mahallenin, köyün çobanı artık mazide kaldı. 1973 yılı öncesi ocaklarda ateş ve dumandan başka yemek yapma imkanı yoktu. 1973 yılında Tüpçü Ömer lakabı ile Ömer Akyol ile birlikte Tüpgaz işi yapılmaya başlandı. Böylece annelerin işi kolaylaştı. Tüpgaz ticareti şimdilerde Soycaklar ve Özyavuzlar tarafından icra ediliyor.

FOTO ALTI: Nalbant Ahmet Özarslan son günlerinde hasta yatağında.

Şimdilerde Konfeksiyon Atölyesi’nde 70 kişinin çalışması umut oldu.

FOTO ALTI: Nalbant Muharrem (Mermer)

FOTO ALTI: Terzi Muammer Özdil.

FOTO ALTI: Tomas Abdullah Karatomas Akören’de hizmetkarlık yapmıştı.

FOTO ALTI: 1 Mayıs 1959 Orhaniyeli Osman Yiğit, Ali Osman Demirci, M. Ali Kayhan, A. İhsan Doğru, Kunduracı Ali Rıza Bilgiç, Kunduracı (Topal) Ahmet Altıntaş, Ayhan Çetin, Reyhan Üzümlülü. Oturanlar: Tekkeli Hasan Saygılı, Hasan Diri.

FOTO ALTI: Nalbant Bekir Usta’nın oğlu İbrahim ve torunu Selman Çetin.

FOTO ALTI : Nalbant İsmail Özselek Eşi Sariye Hanım’la.

FOTO ALTI : Nalbant Mehmet Özarslan son günlerine kadar çekici elinden bırakmadı.

FOTO ALTI : Akören Halı Yıkama sanayide.

FOTO ALTI : Çerezci Lakaplı Mustafa Özgüner İzmir’de Ağabeyi Şehit Pilot Hamdi Özgüner’in kabri başında.

FOTO ALTI : Dahanacı Nuh’un aleti müzelik.

FOTO ALTI: Meteoroloji Memuru Fevzi Öztürk oğlu Mustafa Öztürk ile.

FOTO ALTI: Nalbant Mehmet ve Buyruk.

FOTO ALTI : Tahinciliğin Emektarı Değirmenci Kardeşler.

FOTO ALTI : Yakışlar Tahin Akören Sanayi’de imalatını sürdürüyor.

FOTO ALTI: Terzi Ali Osman Çaldağ’ın kalfalık yılları Ankara’da.

FOTO ALTI : Terzi Seyit Ahmet Demirörs (sağda küçük boylu) müşterisine kumaş sunarken.

FOTO ALTI : Yıllara meydan okuyan Musa Özyavuz Akören’de mesleğini sürdürürken İbrahim Uysal emekliliğe devam ediyor.

FOTO ALTI : Akören Çerezcisi Velez Velisi (Tosun ve Hanımı Çolak Şerif (Akören’in şırınga ile kulak temizleyicisi).

FOTO ALTI: Terzi Mehmet Özkan ve Terzi Mehmet Akalın.

FOTO ALTI: Nalbantlık Akören’de bitti ama Konya’da azda olsa devam ediyor.

FOTO ALTI 33: Akören’de mesleğini sürdüren Bekir Karabayır’ın artık makinesi yok, Kelikçiliği bitti hazır satıyor.

FOTO ALTI : Avusturya dada terzilik yapan Veysel Sezgin 1970 yılında İstanbul’da açılan Terzilik Tekamül Kursu’na katılmıştı.

Son Güncelleme: 06.09.2022 16:23
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner64

banner50