YENİGÜNDE MERHABA

Abone Ol

Mütevazi yazı hayatım “Merhaba” başlıklı bir yazı ile başlamıştı. Yaklaşık onbeş yılı geride bırakmışız. Hayat ırmağı ne kadar hızlı akıyor; daha dün gibi ama koskoca onbeş yıl geçip gitmiş. Belki de uçup gitmiş demem gerek. /bilmiyorum/

Küçük büyük demeden herşeyin “değerli yazıcılar” tarafından kayıt altına alındığı şuuru içinde olmak ne kadar elzem imiş meğer. Şimdi (ikra' kitabek) “oku kitabını” diye  soruluverse halimiz nice olur.

Evet geçen geçti Hz. Pir'in ifadesiyle “dün dünde kaldı cancağızım”  

Bilmem hesap cetvelinde hayır adına  bir hasıla kalmış mıdır?

Elbette, merhameti varlığı kuşatrmış Rabbimiz bize de merhamet buyurur diye umidimiz vardır.

***

Yıllardır yol arkadaşlığı yaptığımız değerli kardeşim Mustafa Arslan, yeni bir heyecan dalgasının içine daldı  yine.

Hayırlara vesile olur inşallah.

Yeni bir heyecanla YENİGÜN'de söylenecek söz vardır. Yeni bir heyecanla YENİGÜN'de yapılacak pekçok hayırlı eylem vardır. Yeni bir heyecanla YENİGÜN'de güzelliklere öncülük etme hayali vardır.

Dua; istikamet üzere olma duasıdır.

Idrak ise! kendisinden zerrenin bile gizli kalamayacağı, “malikü'l- mülk” olan Allah'a hesap vereceğimiz  idraki içinde olmaktır.

***

Sporcular, hamallar, ameleler, yabancı dil üzerine  çalışanlar uzun sayılabilecek bir süre işlerine ara verirlerse  “hamlık” hemen kendini gösterirmiş. Elbette  diğer alanlarda da hamlık tesirini gösterir;  ama  saydığım bu alanlarda  çok daha çabuk etkisi ortaya çıkarmış. Ben şimdi bunlara bir de yazma işini ilave etmek istiyorum; müsadenizle..

Demem o ki, uzunca bir aradan sonra adeta elim tutulmuş, zihnim körelmiş.. y a z a m ı y o r u m.

Engin gönüllü okuyucunun affına sığınırım.

Şimdilik haftada bir gün buradan sizlerle hasbihal etme imkanı olacak inşallah.

Yağmur  yağarken bahçe sulama  münasebetsizliğine düşmemeyi umuyorum. Sizlere birşeyler  aktarabilme çabası içinde iken daha çok kendimin birşeyler öğreneceğini ve buna benim çok ihtiyacım olduğunu biliyorum.

Konu buraya gelmişken bir hatıramı paylaşıp yazıyı bitireyim.

Yeni yazmaya başladığım zamanlardı. Yine böyle bir Aralık ayında “Vuslat” zamanı idi. Doğal olarak  Hz. Mevlana ve Vuslat'a dair birşeyler yazmam gerekirdi. Ben de “Şeb-i Aru(z)” üzerine yazdım. Bir okuyucudan zehir zemberek, azar dolu bir mesaj gelince feleğim şaştı. Özetle “Şeb-i Arus” tur bunun aslı daha arus ile aruz arasındaki farkı bile bilmiyorsun yazarım diye çıkmışsın” diyordu.

Esaslı bir fırça.. ismini hatırlamıyorum. Hep teşekkür ettim şimdi yine ediyorum. Onun için diyorum, yazarken öğrenmeye daha çok ihtiyaç var diye.

Bitiriyorum..

Ülkenin fırtınalı gündemini, yaklaşan seçimleri, kasetleri, şantajları, duaları, bedduaları, fitneleri, dedikoduları! en azından bu yazıda görmezden gelmek istedim.

Kısmet olursa bunları yazmak için daha çok zaman olacak. Derya gibi bir ülke maşallah!!!