banner5

Sanayiye damga vurdular

Konya’nın en köklü ailelerinden olan Botsalı ailesi, ticari hayatta adeta örnek oldu. Hacı Mehmet Emin Botsalı’nın kurduğu ticari işletmenin, torunu Mehmet İsmet Botsalı’nın işin başına geçmesiyle büyümeye devam ettiğini belirten Prof. Dr. Fatih Mehmet Botsalı, ailenin köklü bir ticari hayatı olduğuna dikkat çekti

01 Aralık 2022 Perşembe 10:19
Sanayiye damga vurdular

Konya’nın eski ve köklü ailelerinden olan Botsalı ailesinin müderris Hacı Mehmet Emin’in Konya’ya göç etmesiyle başlayan ticari hayatını torunu Mehmet İsmet Botsalı’nın oğlu Prof. Dr. Fatih Mehmet Botsalı anlattı. Botsalı, “Bir araştırmaya göre Hacı Emin Botsalı’nın kurduğu işletme; Ali Muhittin Hacı Bekir, Vefa Bozacısı ve Çöğenler Helvacılıktan sonra Türkiye’deki aile şirketleri arasında kuruluş tarihi itibarıyla en eski dördüncü sanayi müessesesi unvanına sahiptir” diyor.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1955 yılında Konya’da doğdum. 1966’da Konya On Dokuz Mayıs İlkokulu’ndan, 1973 yılında Konya Maarif Kolejinden mezun ol­dum. Makine mühendisliği lisans ve yüksek lisans derecelerimi ODTÜ Makine Mühendisliği Bölümünden aldım. Makine mühen­disliği alanında doktora eğitimime ODTÜ’de başladım, Selçuk Üniversitesi’nde tamamladım. 2022 yılında yaş haddinden emekli oluncaya kadar KDMMA/Selçuk Üniversitesi/Konya Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Makine Teorisi ve Dinamiği Anabilim Dalında yardımcı doçent, doçent ve profesör olarak görev yaptım. Üniversitedeki görevimin yanı sıra 1985-1997 yılları arasında TSE Konya Bölge Müdürlüğü, 2004-2012 yılları arasında Konya Teknokent kurucu Genel Müdürlüğü ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yaptım. 2014 yılından hu yana ise Konya Sanayi Odasının önderliğinde Konya Organi­ze Sanayi Bölgesi içinde kurulan InnoPark adlı Teknoloji Geliştir­me Bölgesinin Genel Müdürlüğü görevini yürütmekteyim. 1985 yılından bu yana bölge ve ülke sanayiine kalite, standardizasyon, inovasyon, teknoloji ve ürün geliştirme konularında danışman, yönetici, eğitici, mentör olarak hizmet etmeye çalıştım. 100’e yakın özel sektör, kamu sektörü projesinde proje yürütücüsü, danışman, araştırmacı olarak görev aldım. 1997-2007 yılları arasında Teknolojik Hizmetler Ltd. ünvanlı bir danışmanlık şirketi kurarak Konya ve Türkiye ölçeğinde 200’den çok sanayi firmasına kalite, çevre, iş sağlığı ve güvenliği, gıda güvenliği, teknoloji geliştirme konularında yönetim danışmanlığı yaptım. Konya bölgesindeki 100’e yakın büyük sanayi kuruluşunun kurumsallaşmasında görev aldım. Evli ve üç çocukluyum.

Soyisminiz Konya’nın Botsa köyünden mi gelmekte?

Evet, ailenin kökleri Botsa köyüne dayanır. Konya’nın eskiden Hatunsaray nahiyesine bağlı olan Botsa Köyü, şimdi Meram ilçesinin bir mahallesidir. Botsa köyünün adı 1970’li yıllarda Güneydere olarak değiştirilmiş, köyün isteği üzerine köyün eski ismi tekrar geri verilmiştir. Botsa Köyü ile komşuları olan Gilisıra (Kilistra-yeni adı Gökyurt) ve Detse (yeni adı Yeşildere) köyleri Konya’nın en eski köylerinden olup yaklaşık 2000 yıllık tarihe sahiptirler. Saint Paul’un çıkmış olduğu yolculukta bu yörede 6 yıl kaldığı biliniyor. Botsalı’lar Konya’nın tanınmış ve köklü ailelerinden biridir. Ailenin Konya’ya göç edip yerleşmesini sağlayan Hacı Mehmet Emin Botsalı 1864’te Konya’nın Meram ilçesine bağlı Botsa köyünde doğmuştur. Babamın dedesi olan müderris Hacı Emin, 1934’te soyadı kanunu çıktığında çocukları ve daha sonra gelecek olan nesli bu köye ait olduğunu hiçbir zaman aklından çıkarmasın diye Botsalı soyadını alıyor, köyle irtibatını hiç kesmiyor, adeta köyün Konya’daki temsilcisi oluyor. Köyden şehre ilk göç edenlerden olması ve itimat edilir kişiliği nedeniyle, köyden gelenlere her konuda yardımcı oluyor. Aileden ticaret, sanayi, eğitim, bilim, mülkiye, bürokrasi alanlarında Konya’ya ve ülkemize önemli hizmetleri olan çok sayıda insan yetişmiştir. Ailenin fertlerinden bazıları, ülkemiz dışında ABD, Rusya, Sibirya, İran, Afganistan, Irak, Libya, Yunanistan, Mısır gibi birçok ülkede diplomat, akademisyen, mühendis olarak görev yapmış veya yapmaktadır.

Dedemin babası olan Mehmet Emin Efendi genç yaşta deniz yoluyla hacca gidiyor. İlginç bir hac hikayesi var:

Bir dağ köyü olan Botsa’da arazinin az olması nedeniyle gençler çalışmak için İzmir’e giderlermiş. İzmir’e gidenler, eli para tutunca mutlaka bir mülk edinir ve oraya yerleşirlermiş. Mehmet Emin Botsalı, çalışmak için değil tahsil yapmak için köyden ayrılarak Manisa Kırkağaç’a gidiyor. Medresede ilim tahsil ediyor. Medreseden icazetini aldıktan sonra bir süre Kırkağaç’ta ticaretle iştigal ediyor. Ticaretten elde ettiği kazançla mal ve mülk ediniyor. 1893 yılında hacca gitmeye niyetleniyor. Hacca gitme kararını ani verdiği ve mevsim çok soğuk geçtiği için helalleşmek üzere Botsa’ya gidemeden deniz yoluyla İzmir’den gemiyle Mısır üzerinden Mekke’ye hareket ediyor. Babasına hitaben, neden Konya’ya uğramadan hacca gittiğini açıklayıp helallik isteyen bir mektup kaleme alıyor. Osmanlıca yazılmış bu mektup, o dönemde edep, haya ve nezaketin, anne ve babaya saygı ve hürmetin ne düzeyde olduğu konusunda önemli ayrıntılar içeren, günümüz gençlerinin mutlaka okuması gereken edebî bir metin niteliğindedir.

Ailenizde ticarete ilk adımı Mehmet Emin Bey mi attı?

Dedemiz Hacı Emin, ticaret hayatına medreseyi tamamladığı Kırkağaç’ta başlıyor. Hac dönüşü köyüne geri dönüyor. Ancak, köy hayatına alışamadığı için Konya’ya taşınmaya karar veriyor.  Konya’ya göç etmek niyetiyle çok sayıda arazi kiralıyor. O yıl mahsul çok bereketli oluyor. Hacı Emin Botsalı, kaldırdığı mahsulden eline geçen sermaye ile Konya’da bir ticarethane açıyor. Konya’daki bir çok binayı inşa eden Alman müteahhide Hükümet Meydanındaki eski Üniversite Kitabevinin bulunduğu binayı yaptırıyor. Hacı Emin Botsalı’nın Kırkağaç’ta başlayan ticari hayatı Konya’da devam ediyor.

Babanız İsmet Botsalı Bey hakkında neler söylemek istersiniz?

Hacı Emin dedemizin Hasan Hilmi ve Hüseyin Avni adında iki oğlu ve Şefika ve Şerife isimli iki kızı oluyor.  Dedem olan Hasan Hilmi Efendi öğretmen, Hüseyin Avni amcamız ise postanede memur iken her ikisini de istifa ettirerek ticarethanesine ortak alıyor. Dedem Hasan Hilmi ile babaannem Rahime Botsalı’nın yaşayan tek oğlu babam Mehmet İsmet Botsalı’dır. Babam 1922 doğumludur. Babam Mehmet İsmet Botsalı Konya’nın en eski sanayicilerinden biridir. Etrafındaki herkese yardımcı olan, çok sevilen, ağırbaşlı, güler yüzlü, kibar bir iş adamı idi. 1948’de Konya’daki ilk ithalatçı belgesi alan kişidir. 1948 yılında Konya’da bir iplik bükümhanesi kuruyor. Babam İsmet Botsalı, İtalya’dan ithal ettiği makinelerle kurduğu iplik bükümhanesinin üretim kapasitesini kendi imal ettiği makinelerle geliştirerek konusunda Türkiye çapında iş yapar duruma gelmiştir. Altınbaşak tescilli markası ile dikiş ipliği üretimi yapmış, iplik büküm işletmesi bünyesinde boya, kasarlama, gaze vb. tesisleri kurmuştur. Uzun süre, ince halı veya Ladik/Bünyan Halısı denilen halılarda kullanılan çift bükümlü ipliklerin üretimini ve Türkiye’nin her tarafına satışını yapmıştır. O tarihlerde Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. şeker çuvallarının ağzını dikmek için portatif çuval ağzı dikiş makinası ithal ediyor. Ancak, Türkiye’de bu makinalarda kullanılan ipliği üreten bir firma olmadığı için makinada kullanılan ipliği de çok yüksek fiyatlarla ithal ediyor. Türkiye’nin her tarafını araştırıyorlar bu ipliği yaparsa Konya’daki İsmet Botsalı yapar diyorlar. Nitekim İsmet Botsalı Fischbein markalı portatif çuval ağzı dikiş makinelerinde kullanılan ipliği ve çuval yan dikişini yapan makinalarda kullanılan ipliği üreterek Türkiye’deki tüm şeker fabrikalarına satmaya başlıyor. İsmet Botsalı, daha sonra Fischbein makinalarının Türkiye distribütörlüğünü alarak bu makinaların Türkiye’nin her tarafına yayılmasını sağlıyor. Türkiye’deki tüm un, yem, gübre vb. üreticileri bu makinaları kullanmaya başlıyor. İsmet Botsalı, 1970’de Konya’da pamuktan iplik üreten 1.000 iğlik bir kamgarn pamuk iplik fabrikası kuruyor. Kurduğu fabrika o dönemde Konya’daki bir elin parmağı sayısınca sanayi tesisinden biri idi.

Babam Mehmet İsmet Botsalı 10 Nisan 2016 tarihinde 94 yaşında hakka yürüdü. Rahmetli babam Mehmet İsmet Botsalı, Türkiye’nin en eski sanayi kuruluşlarından biri olan, dedesi Hacı Emin Botsalı tarafından kurulan Teksima Tekstil Makine Sanayii’nin 3. nesil yöneticisi idi. Babam uzun yıllar Konya Ticaret Odası’nda meclis ve yönetim kurulu üyeliği yapmış, Konya Sanayi Odası’nın kurucularından biri olmuştur. Rahmetli babam Mehmet İsmet Botsalı, Konya Sanayi Odası’nda da meclis ve yönetim kurulu üyeliklerinde bulunmuştur.

Babanız İsmet Bey’in paylaşmak istediğiniz bir hatırası var mı?

Hacı Mehmet Emin Botsalı’nın kurduğu ticari işletme, torunu Mehmet İsmet Botsalı’nın işin başına geçmesi ile yeniden büyümeye başlıyor. Mehmet İsmet Botsalı, çorap ve fanila örmede, halı ve kilim dokumada kullanılan iplikleri üretme sevdasına kapılıyor. Babam kendi kaleme aldığı hatıratında iplik bükümhanesi kurma macerasını şöyle anlatıyor:” Evlendim, askerliği ikmal ettim ve dükkânda işe başladım. Babam beni İstanbul’a mal almaya gönderdi. Bu, İstanbul’a ilk defa gidişimdi. Babamın devamlı alışveriş yaptığı çok dürüst ve güvenilir bir tüccar olan Kirkor Manukyan Efendinin dükkânına gittim. Kendimi tanıttım, ihtiyacımız olan iplikleri satın almaya geldiğimi söyledim. Kirkor Efendi, “Biz iplikleri kendi fabrikamızda büküyoruz görmek ister misin?” diye öğündü. “Evet, çok merak ediyorum fabrikanızı görebilir miyim?” dedim. Beraberce Kirkor Efendi’nin fabrikasına gittik. Fabrikadaki makineleri ve kullanılan teknolojiyi gözümde çok büyütmüşüm. Gördüğüm makineleri oldukça basit buldum. Ben bu işi yapabilirim dedim. Fabrikadaki makineleri epeyce tetkik ettim. Daha sonra bu makineleri ithal eden İstanbul’daki ithalatçı firmayı buldum. Gayrimüslim olan firma sahibinden iplik büküm makineleri ve bunların ithalat muamelatı hakkında izahat aldım ve keyfiyetle alakalı malumatı hemen telefonla pederime intikal ettirdim.  Pederimden bir büküm makinesi ithal etmek için izin istedim. “Sen kafayı takmışsın izin veriyorum ama aldatılmandan korkuyorum. Onun için İstanbul’da Kullukzâde Hacı Mahmut Efendi’ye gideceksin muameleyi onun nezaretinde yaptıracaksın.” dedi Mahmut amcaya uğradım, oğlu Faik’e “Hasan amcanın oğlu Avrupa’dan bir makine getirtecekmiş alakadar ol.” dedi. Beraber gittik, Faik de pazarlığa dâhil oldu. Faik, gayrimüslim olan ithalatçı firma sahibi için “Çok dürüst bir insan. Tam manasıyla güvenebilirsin” dedi. İthalatçı, akreditif açacağız hangi banka aracılığıyla yapalım diye sordu. İş Bankası veya Yapı Kredi bankası olabilir dedim. İthalatçı: “Olmaz. Olmaz.” dedi. “O bankalar muamele bilmezler yarın makinen gelir ardiyede kalır, paran boşa gider. Sonra bize kabahat bulursun. Akreditifi Banca Commerciale Italiana aracılığıyla açmamız lazım. Bunlar bu işi çok iyi bilirler” dedi. Bize söylenene mecburen uyduk. Muamelatı tamamladık. İstediğimiz iplik büküm makinesi üç ay sonra geldi. Evimizin bahçesine bir yer yaptırıp makineyi oraya kurduk. Büküm makinesini çalıştırıp para kazanmaya başladık. Makina babamın çok hoşuna gitti. Keşke daha evvel getirseydik dedi. İthalatçı, ikinci makineyi ithal edeceğimizde Banka Di Roma’yı tavsiye etti. Ben o dönemde bu işleri sadece gayrimüslimlerin ve yabancı bankaların yapmasına çok içerlemiştim. Ama o zamanlar Avrupa firmaları ile iş yapmak için yabancı dil bilmek gerekiyordu. Yabancı dili de sadece gayrimüslimlerin çocukları öğreniyorlardı. Ben çocuklarımın yabancı dil bilmesini çok arzu ederdim. Bu arzum gerçekleşti. Çocuklarım Fatih ve Emine’nin Konya Maarif Koleji’nde okuması kısmet oldu. Her ikisi de profesör oldu. Çocuklarımın çok iyi seviyede yabancı dil bilmeleri, yabancı dillerini kullanarak diğer memleketlerdeki muhatapları ile devamlı irtibat halinde olmaları beni çok mutlu ediyor. Memleketimizde her şey gelişti. Türk Bankaları dünyanın en iyi iş yapan bankaları oldu. Bunlar çok güzel gelişmeler. Şimdi, eskiden Avrupa’dan ithalatını yaptığımız iplik büküm makinelerinin bilgisayar kontrollü olan çok gelişmiş modellerini imal edip Avrupa’ya ve dünyanın birçok yerine ihraç eder duruma geldik.  Bu günleri gösterdiği için yüce Allah’ıma şükrediyorum.”

Şirketinizin, Türkiye’deki en eski 4. sanayi şirketi olduğu doğru mu?

Bir araştırmaya göre Hacı Emin Botsalı’nın kurduğu işletme; Ali Muhittin Hacı Bekir, Vefa Bozacısı ve Çöğenler Helvacılıktan sonra Türkiye’deki aile şirketleri arasında kuruluş tarihi itibarıyla en eski dördüncü sanayi müessesesi unvanına sahiptir. Hacı Emin Efendinin kurduğu müessesenin Konya Ticaret ve Sanayi Odası kayıtlarındaki kuruluş tarihi 1893’tür. Hacı Emin Efendinin kurduğu müessese nesilden nesile geçerek bugüne kadar hayatiyetini devam ettirmiştir.  Şirket bugün Hacı Emin’in torununun oğlu Emin Sertaç Botsalı tarafından yönetilmekte olup şirketin adı: Teksima Tekstil Makine Sanayii’dir. Teksima Tekstil Makine Sanayii halen Konya 1. Organize Sanayi bölgesinde yerleşik olup firma; bilgisayar kontrollü iplik büküm makineleri başta olmak üzere çeşitli tekstil makinelerinin üretimini, satış ve ihracatını yapıyor. Teksima, alanında ülkemizdeki en büyük firma konumunda. Ağabeyim Sertaç Botsalı’nın Endüstri Mühendisliğinde doktora eğitimi almış oğlu Ahmet Reha ile Elektrik Elektronik Mühendisi olan oğlu Süha işletmenin 5. nesil yöneticileri olmaya hazırlanıyor. Küçük ağabeyim Hilmi Botsalı babamla birlikte çalışmakta iken ayrılarak kendi şirketlerini kurdu. Halen oğlu makine mühendisi Safa Botsalı ile birlikte Cleangross ve Bolluca Tekstil ünvanlı işletmelerinde ata mesleği olan iplikçiliği devam ettiriyor.  Bu işletmeler, iplik bükümü, iplikten temizlik mopu imalatı, endüstriyel temizlik kimyasalları imalatı, temizlik malzemeleri ve ambalaj malzemeleri ticareti ile iştigal ediyor. Ürettiği ürünleri Türkiye’nin her tarafına satıyorlar, kısmen ihracat ve e-ticaret de yapıyorlar. En küçük kardeşimiz Emine Yeniterzi ise Türk Dili ve Edebiyatı profesörü.

Aile şirketinde çalışmanın zorlukları ve avantajlı yanları nelerdir, sizden beklentiler hangi düzeydeydi?

Bana göre ülkemizde aile şirketlerinin karşılaştığı en önemli sorun işletmede aile fertlerinin sayısının artması ile şirketin sürdürülebilirliğinin yara alması bu nedenle şirketin büyümesinin belli zaman sonra doyuma ulaşması. Nitekim dedemizin kurduğu işletme de bu nedenle ayrılmalar yaşandı. Son yıllarda birçok aile işletmesi bu konuda profesyonel kuruluşlardan danışmanlık alarak bu sorunun üstesinden geliyor. Aile şirketi olmanın avantajı ise temiz ve uzun bir geçmişe sahip olması, ailenin sahip olduğu değerlere sahip çıkarak işletmenin bu değerleri yeni nesillere aktarmasını mümkün kılması. Günümüzde eğitim sistemindeki aksaklıklar nedeniyle gençlere değerler eğitimi eskisi kadar etkili biçimde verilemiyor.  Toplumdaki değer erozyonu da genç nesillerin değerlerinde bozulmalara neden olabiliyor. Bu nedenle, özellikle Anadolu’daki aile işletmelerinin aile fertlerinin değerler eğitimini aldığı bir kurum niteliğini de taşıdığına inanıyorum.  

Aile şirketinde görev almak bir zorunluluk mu, iş hayatının içinde olmak size neler kattı?

Ben ve ağabeylerim ilkokul çağından itibaren üniversiteye gidinceye kadar tatillerde ve ders dışı zamanlarda hep babamın işletmesinde çalıştık. İplik fabrikamız varken hepimiz belirli zamanlarda gece vardiyasını kontrol etmek için fabrikada yatıp kalktık. Kahvehane, kıraathane vb. boş işlere zamana ayırma fırsatımız hiç olmadı. Çocukluğumuz ve gençliğimiz iş hayatında geçti.  Şahsen, iş hayatımdaki başarıda babamın işletmesinde aldığım görgü ve deneyim ile edindiğim networkün önemli rolü olduğuna inanıyorum. Aile işletmeleri, aile fertlerinin iş hayatına hazırlanması konusunda ailenin gençlerine önemli bir fırsat sağlıyor. Bu nedenle, bizim mevcut anlayışımıza göre aile fertlerinin aile şirketinde görev alması bir gereklilik gibi görülüyor. Ancak batı ülkelerinde bunun tam tersi aile şirketinde aileden olan kişilerin sayısının mümkün seviyede az tutulması tercih ediliyor. Ülkemizdeki mevcut anlayışın bu doğrultuda değişmekte olduğunu görüyoruz. Nitekim, ülkemizin büyük şirketlerinden birinin kurucusu yurt dışında katıldığı eğitimde aile şirketinde aile fertlerinin sayısının mümkün olan en düşük düzeyde tutulmasının anlatıldığından bahsederek: “Eğitim aldığımda grubumuzda aileden 15 kişi çalışıyordu. Eğitimden döner dönmez 5 yıl içerisinde şirketteki aile fertlerinin sayısını 5’e indirmeyi hedefledik. Bu hedefi gerçekleştirdik. Bu sayede şirketimiz çok sağlıklı bir yapıya kavuştu. Çok hızlı büyüdük.” diyor. 

Vermiş olduğunuz bilgiler için teşekkür ediyorum.

HACER CEYLAN

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner64

banner50