banner5

Hafızlık ailede gelenek

Konya’nın önemli ailelerinden olan Büyükkaplan ailesinde hafızlık bir gelenek. Dedeleri Hafız Kaplanzade Mustafa Efendi ve hafız Mehmet Kurucu Efendi’nin teşvikleriyle hafız olan Mustafa Büyükkaplan, hafızlığın kendisinde tarifsiz bir mutluluk yaşattığını söyledi

07 Mayıs 2020 Perşembe 11:54
Hafızlık ailede gelenek

Konya’nın önemli ailelerinden Büyükkaplan’lar ailesi geçmişten aldıkları eğitim sayesinde bugün de hafızlık geleneğini bozmadan devam ettiriyor. Bu ailenin bir üyesi olan Mustafa Büyükkaplan, ailedeki hafızlardan biri. Büyükkaplan’ın baba tarafından dedesi rahmetli Kaplanzade Mustafa Efendi, anne tarafından dedesi ise Hacı Veyiszade Mustafa Efendi'nin mahdumu Mehmet Kurucu Efendi’dir. Her iki dedenin de iyi birer hafız olması, Mustafa Büyükkaplan ve ailesindeki birçok ismin de hafız olmasında büyük etki olmuştur. Daha küçük yaşlardayken dedeleri ile birlikte cami cemaati ile iç içe olan Mustafa Büyükkaplan, örnek aldığı dedeleri sayesinde hafız olmaya karar verir ve hafızlık eğitimini 3 yılda başarıyla tamamlar. Hafız olmasıyla birlikte büyük bir mutluluk yaşayan Büyükkaplan’ın kardeşi, oğlu ve kızı da hafız. Hafız bir ailenin geleneğini sürdürmenin mutluluğunu yaşayan Mustafa Büyükkaplan, hafızlık serüvenini şöyle anlatıyor;

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

-Öncellikle sizlere benimle böyle bir söyleşi yaptığınız için teşekkür ederim. Konya doğumluyum. Hafızlığımı ilkokul sonrası; Havzan Nuraniye Kuran Kursu İsmail Ketenci Hoca Efendi'de ikmal ettim. Allah gani gani rahmet eylesin. Sonrasında sırasıyla Konya İmam Hatip Lisesi, ardından Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde eğitimimi tamamlayıp iş hayatına atıldım ve aile mesleğimizi devam ettiriyorum. Tekstil işiyle iştigal etmekteyim. Evli ve 4 çocuk babasıyım.

Hafızlık yapmak kendi tercihiniz miydi yoksa aileden birinin öneresiyle mi başladınız?

-Tabii... Ailede böyle bir geleneğimiz var. Dedem rahmetli Kaplanzade Mustafa Efendi tüccardı ve aynı zamanda iyi bir hafızdı. Dedem iş hayatının yansıra hayatını hafız yetiştirmeye adamış bir kuran aşığıydı, aynı zamanda fahri olarak devam eden bir imamlık görevi vardı. Teravih namazlarını hatimle kıldırır, bizleri de hafızlığa teşvik ederdi. Anne dedem ise Aziziye caminin kadrolu imam hatibi ve Hacı Veyiszade Mustafa Efendi'nin mahdumu Mehmet Kurucu Efendidir. Mehmet dedem de, diğer dedem gibi, bizleri küçük yaştan itibaren camiye götürür ve hafızlığa teşvik ederdi. Cami ve cami cemaatiyle iç içe büyüdük. Bu durumun hafız olmamıza katkısı oldu. Gündelik hayatta dedelerime karşı esnafın, “hafız efendi” hürmetleri de bir taraftan bizi etkiliyordu ister istemez. Her gittikleri yerde kendilerine hürmet ediliyordu.

Aynı şekilde rahmetli pederim de kendisi hafız olmasa da hafız ve hafızlık konularına çok ehemmiyet verirdi. Yüksek İslam Enstitüsü’nün ilk mezunlarındandır. Aslî işi sanayicilik olsa da onu daha çok camide, mihrapta, minber veya vaaz kürsüsünde görmekteydik. Başta üniversite gençliği olmak üzere toplumun tüm kesimlerine hitap etmeye çalışır, onları manevi alanda eğitmeye ve yetiştirmeye büyük gayret sarf ederdi. Kendisi hafız değildi ama kuran temelli bir insandı. Kısaca ifade etmek gerekirse ailenin ortak kararı ve kendi isteğimle hafızlığa başladım. Ama her şeyden önce nasip, takdir tabii. Allah, kendi sözlerini ezbere bilmek gibi kıymetli bir nimeti bahşetti, ne kadar şükretsek az.

Ailenizde başka hafız var mı?

-Evet. Ailemizde epeyce bir hafız var. Söyledim az önce, iki dedem de hafızdı. Erkek kardeşim de benden sonra İsmail Ketenci Hoca Efendide hafızlığını tamamladı. Oğlum ortaokulu bitirdikten sonra, kızım ise ilkokulu bitirdikten sonra birer yıl ara vererek hafızlıklarını bitirdiler. Ayrıca kuzenlerim ve yeğenlerimden de hafız olanlar var. Elhamdülillah bu ulvi geleneği devam ettirmeye çalışıyoruz.

Hafızlığa ne zaman ve nerede başladınız? Başlama sürecinizden biraz bahseder misiniz?

-Hafızlığa ilkokulu bitirdikten sonra, Havzan Nuraniye Kur’an Kursu’nda İsmail Ketenci Hoca Efendi’de başladım. Benim serüvenim 1981 yılında başladı. İlkokulu bitirdikten birkaç hafta sonra rahmetli dedem bir gün sabah erken vakitlerde beni kursa götürüp kaydımı yaptırdı. Sınıfa ilk girdiğim an biraz heyecanla beraber şaşkınlık yaşamıştım. Sınıf mevcudu çok yüksekti. Herkes mırıldanarak okumaya çalışarak ezber yapıyor, sonuç olarak da büyük bir uğultu çıkıyordu. İsmail Hocamızın yanında iki tane yardımcı hocamız ve mezun abilerimizden hocamıza yardıma gelenler vardı. Bizlerle ilgilenip derslerimize yardımcı olurlardı. Hocamız disiplinli olduğu kadar o dönem hocalarına kıyasla öğrenci psikolojisini en iyi bilenlerdendi, sınıfımız kalabalık olmasına rağmen, bütün sınıfa hâkim olmakta zorluk çekmez, herkesi takip eder, sabah girer yemek molası dahi vermez sadece abdest tazelemek ve namaz için ara verirdi. Hocamız; gayreti, ihlası ve disipliniyle Konya’da en fazla hafız yetiştiren hocaların başında gelirdi. Bizim dönem 33 arkadaşımız hafızlığını tamamlamıştır.

Hafızlık yaparken ne tür zorluklar yaşadınız? Hangi öğreticilerden hafızlık eğitimi aldınız?

-Hafızlığın kolay bir iş olmadığını çok kısa sürede anladım. Hocamızın gayret ve disiplini, evde dedemin ezber konusunda yardımları ve ailemin fedakârlıkları süreci kolaylaştırdı. Hafızlık yaparken yalnızca kurs ev ve dersimizden oluşan bir hayatımız vardı. Oyun, arkadaşlık ve diğer sosyal faaliyetleri bir kenara bırakmamız gerekiyordu, bunun yanında kursa kendi imkânlarımız ile gider gelirdik, yemek, kantin imkânları sınırlıydı. Kursun temizlenmesi nöbet sistemi ile öğrenciler tarafından yapılırdı. O dönemde biraz zorlanmıştık ama insanın yetişmesinde katkıları olduğunu bugün daha iyi anlıyoruz.

Ancak bugün sistem çok daha farklı, bugün kuran kurslarımızın yanında hafızlık eğitimi veren Hafız İmam Hatip ortaokulları açıldı. Bu okullardan biraz bahsetmek istiyorum. İlkokuldan sonra bu okullar öğrenci alıyor, hafızlık ortaokul ile birlikte bitiyor. Konya ve daha birçok ilimizde bu okullar açıldı hem hafızlıkta hem akademide, elhamdülillah çok başarılılar; geçen yıl liseye giriş sınavında 500 tam puan alarak Türkiye birincisi olan öğrencimiz Konya Hafız İmam Hatip ortaokulundan mezun oldu. 

Sorunuzun ikinci kısmı ile ilgili; yüzünden okuma ve ezberi İsmail Ketenci hocamızda tahsil ettik, ayrıca yardımcısı Mehmet Akdağ hocamızın da emeği çoktur. Din dersi ve tecvit derslerini de Aziz Güler hocamızdan aldık.

Hafızlık eğitimini ne kadar sürede bitirdiniz?

-Bizim zamanımızda hafızlık eğitiminin 3 yıllık süresi vardı. İlk yıl yüzünden okuma ve tecvit dersleri, 2. ve 3. yıllarda ise ezber ve hafızlık bittikten sonra sağlama yapılırdı. Günümüzde ise bu süreç çok daha kısa hale geldi.

Hafızlık eğitimi sırasında edindiğiniz arkadaşlıklar, dostluklar var mı? Varsa bu dostluklar hala devam ediyor mu?

-Bugün devam eden dostluklarımızın çoğunun temeli kuran kursu yıllarında atılmıştır. Kursta beraber okuduğumuz birçok arkadaşımla beraber imam hatip lisesine gitme hevesimiz vardı. Kuran kursunda bunun hayalini kurar orada da beraber okumayı umut ederdik. ALLAH cc lütfetti ve biz o arkadaşlarla yedi yıl daha beraber eğitim gördük ve temeli hafızlıkta atılan bu dostluklar bugün halen devam etmekte.

İmam Hatip yıllarımızdan bahsedecek olursak; Konya İmam Hatip Lisesine girdiğimiz dönemde bu okullara aşırı bir ilgi ve teveccüh söz konusu idi. Bu nedenle sınavla alım yapılırdı. Biz hafızlık arkadaşlarımızla bu okula girdik. Hafızlık eğitimimiz nedeniyle üç yıl geç başladık. Bizim sınıfın avantajı 66 kişilik mevcudun yarısı hafızlardan oluşmasıydı; bu durum bizim için büyük bir avantaj oldu ve yaşımızın büyük olması ciddi bir sorun doğurmadı. Hafızlığın diğer bir avantajı, hafızlığın verdiği bereketle konuları daha iyi kavramamıza vesile olmasıydı. Bu arkadaşlıklarımız lise eğitimi sırasında devam ettiği gibi lisans döneminde de kesilmeden devam etti. Hafızlık arkadaşlarımızla kurduğumuz bir sohbet grubumuz mevcuttu, bu grupla beraber okul dışı çalışmalara devam ettik. Bu arkadaşlarımızın arasında camiamızın yakından tanıdığı NEÜ Rektör yardımcısı Prof. Dr. Muhiddin Okumuşlar ve yine NEÜ Güzel Sanatlar Fakültesinden Doç. Dr. Ali Fuat Baysal’ı söyleyebilirim, bizler her akşam birimizin evinde toplanıp ders çalışır, muhabbet ederdik. Bu beraberlikler dostluğumuzu daha da pekiştirirdi.

Hafızlık eğitiminizi tamamladıktan sonra, hafızlığın geleceğinizi ve eğitiminizi şekillendirme noktasında ne tür katkıları oldu?

-Kuran kursu, İHL derken Üniversitede de aynı arkadaşlarla beraber olmamız bizim için bulunmaz bir nimetti. Ayrıca lise ve üniversite yıllarında tanıdığımız yeni arkadaşlarla samimi, içten, dini duygular ağırlıklı birlikteliğimiz hep devam etti. Bu insanların dostluğu bizim için anlatılması zor, tarifsiz duygular bıraktı bizlerde. Bu dönemde kendi geleceğimizle birlikte toplumun geleceğini de düşünüyorduk. Zihnimizde daha çok belki de öğrencilerle ilgilenmek, onlara abilik yapmak ve rol model olmak vardı. Bu doğrultuda arkadaşlarımızla beraber camilerde vaaz verir, yasça küçük öğrencilere sohbet yapar ve cebimizden para harcayarak aktiviteler düzenler onlarla keyifli vakitler geçirirdik.

Benim durumum diğer arkadaşlara nazaran daha farklı idi. Çünkü ben daha lise yıllarında iş hayatına başlamıştım. Okul ile birlikte derslerden sonra fabrikaya devam ediyordum. Bu yıllar benim için çift taraflı kazancın olduğu yıllardı. Bir taraftan tahsilime devam ediyor diğer taraftan da aile mesleğimizi icra ediyordum.

Hafızlık eğitimi almanızın hayatta size kazandırdığı avantajlar veya olgular var mı? Varsa bunlar nelerdir?

-Hafızlık eğitimi almanın bizlere büyük kazanımları oldu. Bir kere hafızlık sayesinde Rabbimiz katında elde edilen manevi mertebe ki bu çok önemli. Diğer yandan hafızlığın ilk meyvesini imam hatibe girerken gördük. Normalde sınavla alınan bu okullara bizim hafız olduğumuz yıl sınavsız girdik. Hatta o yaz sınava hazırlık için Türkçe, Matematik kurslarına dahi gitmiştik. Hafızlığın en önemli katkılarından biri ezber sonucu zihnimizin daha açık hale gelmesi. Bu kazanım sonucu pozitif bilimleri daha iyi kavramamıza vesile oldu.

Hafızlık eğitiminin size verdiği duyguları bizimle paylaşır mısınız?

-Hafızlığı bitirdiğim ilk yıl Ramazan ayında Aziziye Caminde ikindi namazı öncesi mukabele okudum. Bizim için tarifsiz bir tecrübe idi. Cami cemaatinin teveccühü ve iltifatları bizde derin duygular meydana getirdi. O günler hala gözümün önünde. Önce de bahsettiğim gibi dedem hafızlık boyunca bizlere çok yardımcı olmuştu, desteğini hafızlık sonrasında da sürdürdü. Kendisi hatimle teravih namazı kıldırır, bizleri de mihraba geçmeye teşvik ederdi. Birçok arkadaşımız dedemin teşvikiyle hatimle namaz kıldırmıştır. İmam hatip 2.sınıftan itibaren ben de dedemle beraber altı yıl boyunca hatimle teravih namazı kıldırdım. Bu benim için ilk başlarda zor olmasına karşın tarifsiz bir deneyim oldu. Dedemi rahmetle yad ediyorum.

Hafızlık yapmak kadar hafızlığı sağlamak da oldukça önemli. Hafızlığı sağlamak adına ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Hafızlık sağlamasını hangi aralıklarla yapıyorsunuz?

-Hafızlığı korumak hafız olmak kadar önemlidir. Rahmetli dedem mihrap ve mukabele olmadan hafızlık korunmaz derdi. Ortaokul ve lise yılları okul çıkışı dedemin muntazam ders alması, teravih namazını hatimle kıldırmamız temelimizin sağlam olmasına vesile oldu. Sürekli tekrar gerekir, ramazanda hatimle teravih namazlarına devam ederim. Teravih namazında okunacak yerlere hazırlık yaparım.

Bu yıl teravih namazı, hatimler ve mukabeleler maalesef virüs sebebiyle olmadı. Rabbimiz bu musibetten bizleri en kısa sürede kurtarsın.

Yeni nesillere hafızlık eğitimiyle ilgili önerileriniz, tavsiyeleriniz neler olur?

-Öncecilikle yeni nesillere hafızlık yapmalarını ısrarla tavsiye ediyorum.

Hacı Veyis Efendinin, Allah rahmet eylesin, şu sözü hafızlığın önemini çok güzel anlatır: “Sinesinde Kur’an olmayan bir insan kabirde gibi karanlıktır. Kuran nurdur, ışıktır, feyizdir.” Üstat Ali Ulvi Kurucu da, Allah rahmet eylesin, hatıratında hocası Ali Efendi’den şöyle bahseder; “Ali Efendi merhum ehl-i dil, gönül ehli, faziletli bir insan olmakla beraber, çocuk ruhunu iyi bilen bir hoca idi.

Şöyle derdi; Çocuklar! Rasulullah Efendimiz, Kur’an-ı Kerim’i hafız olanlara o kadar büyük kıymet ve ehemmiyet veriyorlar ki,’eşraf-ü ümmet-i hameletü’l kuran’ benim ümmetimin en şereflileri, ayanı, muhteremleri, seçkin kimseleri kimlerdir? Bilir misiniz? İslam cemiyetinin en şerefli, en mümtaz, en saygıdeğer kimseleri sinelerinde Kuran-ı Kerim olan kimselerdir” diyor.

 Anne babalar olarak evlatlarımızı hafızlığa teşvik edelim. Hafızlığın kolay bir iş olmadığını biliyorum. Hafızlıkta, esasında öğrenci kadar hoca ve ailede büyük fedakârlıklar göstermelidir. Hafız İmam Hatip ortaokulları açılmıştır. Bu okullarda öğrenciler okulla birlikte hafızlıklarını da tamamlıyorlar. Klasik sisteme nazaran bu okullarda öğrenciler daha kolay ve hızlı bir şekilde hafızlıklarını bitiriyorlar. Ayrıca sene kayıpları da olmuyor ve bu okullar eğitim alanında da yüksek başarılar gösteriyorlar.

Hafızlığı bitiren öğrencilere ise hafızlığın onlara ne kazandırdığı bilincinin verilmesi, Kur’an Arapçası ve sure muhtevaları gibi anlama yönelik çalışmalar da yapılmalı ve dil öğrenimine ağırlık verilmelidir. Hafızlığı bitirenler farklı meslek ve branşlara yönlendirilebilir, illa hafızlar imam veya hoca olacak diye bir kaide yok. Benim dönemimde birçok arkadaşımız farklı branşlara gitti ve başarılı oldular. Örneğin dönem arkadaşlarımdan bugün valiler, akademisyenler, doktorlar ve bürokraside görev almış, önemli yerlerde çok başarılı hafız ve imam hatip mezunları vardır.

Hafızlığın yanında tefsir, Arapça gibi farklı eğitimler aldınız mı?

-Hafızlık yıllarımızda o dönem sadece ezber ile meşgul olduk. O dönemde kurslarda tefsir, Arapça diğer İslami ilimlerin eğitimi verilmiyordu. Bu dersleri daha sonra imam hatip lisesi ve ilahiyat fakültesinde tahsil ettik.

Aldığınız eğitim sonrası edindiğiniz bilgileri çevrenize aktarıyor musunuz?

-Bir Müslüman olarak bu bizim asli vazifemiz. Resmiyette olmasa da camilerdeki fahri görevlerimiz, halkla ve üniversite gençliğiyle beraber olma hususunda elimizden gelen gayreti sergilemeye çalışıyoruz. İlim Yayma Cemiyeti, TİMAV, SOBE, İlahiyat Vakfı, NEÜ Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarında görevlerimiz var. İlim Yayma Cemiyetinde eğitimden sorumlu başkan yardımcılığı görevini sürdürmekteyim. İmam hatip okulları ile rahmetli dedemin hatırasına yaptırılan Mustafa Büyükkaplan Hafız İmam Hatip Ortaokulu ve Lisesi ile yakın bir ilgim var. İki çocuğum imam hatip lisesinde okuyor. Okul aile birliklerinde görevim var.  Furkan Suresi 74. Ayet-i Kerimesi ile söyleşimizi bitirelim. Onlar; ‘’Rabbimiz bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bizi, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder yap.’’ derler. Dua ediyoruz. Ramazan-ı şerif hayırlar getirsin, Rabbimiz sağlık ve afiyetle bizleri bayrama eriştirsin.    

AKİF SOLAK

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner49

banner50