Yemek ve Yedirmek

Abone Ol

  İnsan, beden ve ruhtan meydana gelmiş bir varlıktır. Bedensel gelişmesini devam ettirebilmek için, yemeye içmeye, güzel bir havayı teneffüs etmeye ihtiyacı vardır.

Ruhsal yönü de öyledir. Manevî bir beslenme, inanç ve sevgi beslenmesi de en az bedensel beslenme kadar önemlidir.

İnanan insan, bir denge insanıdır. Her iki beslenmeyi de dengede tutması şarttır. Midenin beslenmesi kadar, beynin ve kalbin beslenmesi de önemlidir.

Her şeyden önce inanan insan yemek için değil, yaşamak için yer. Yerken de içerken de yediğine ve içtiğine dikkat eder. 

İnanan bir insanın yerken ağzından girene, konuşurken de ağzından çıkana dikkat etmesi şarttır.

İnanan insan, neyi nasıl ve niçin yemesi gerektiğini önce kutsal kitabından, sonra da bir önder, bir rehber olarak kabul ettiği, izinden gittiği peygamberinden öğrenir. 

Kutsal kitabımıza baktığımızda pek çok ayette yiyeceklerimizin ve içeceklerimizin öncelikle helâl ve temiz olması, israf edilmemesi, yoksullara ve miskinlere yemek yedirilmesi, yemeğin paylaşılması, yemek yedirenlere engel olunmaması emredilir. Tavsiye edilir.

Evet, herkes rızkıyla doğar. Bize rızık olarak verilen yiyecek ve içeceklerin helal yollardan elde edilmesi, haksız yollardan kazanılıp harama dönüştürülmemesi, helal olan yiyecek ve içeceklerin temiz olması, insan sağlığı için de oldukça önemlidir.

Bugün için insana verilen ortalama 90-100 yıllık ömür, 120 olarak ifade edenler de var, kötü beslenme, dengesiz beslenme, haram ve helâla dikkat etmeden beslenme, israfa kaçacak şekilde beslenme nedeniyle 50- 60 yıla inmekte, bazen daha da erken yaşlarda insanlar hayatını kaybetmektedirler.

Bazen de aynı nedenlerden insanlar tedavisi zor hastalıklara yakalanmakta, ölünceye kadar, hem kendilerine, hem ailelerine, hem de devlete yük olmaktadırlar. 

“Helâl haram ver Allah'ım, Şakir kulun yer Allah'ım” mantığıyla hareket edenler, yerken ve içerken ölçüyü kaçırıp tıka basa midesini dolduranlar, Allah'ın kendilerine vermiş olduğu ömür ve hayat kredisini erkenden tüketip gitmektedirler.

Oysa insanlar kendi mezarlarını kendi dişleriyle kazıyorlar ve can, boğazdan gelse de tekrar boğazdan gidiyor.

“Kısmetindir, yer yer gezdiren seni,

Göklere çıksan da akıbet, yer, yer seni

Onun için onun adı oldu yer,

O insanı kendi besler, kendi yer”  dediği gibi kısmetimizmiş diyerek ha bire yiyor, ne önümüzü ne arkamızı düşünmüyoruz.

Resulullah döneminde insanların “çok acıkmadan sofraya oturmadıklarını, tıka basa karınlarını doyurmadan sofradan kalktıklarını” da iyi biliyoruz. Ama işimize gelmiyor, gözümüz doymuyor, aç gözlülük zirve yapıyor.

Yediğimizi içtiğimizi paylaşmıyor, yoksula, miskine ve muhtaçlara yemek yedirmiyoruz.

Oysa inananların en önemli vasıflarından biri de başkalarına, özellikle inanan kardeşlerine yedirip içirmektir.

 İnsan suresi, 8.ayette “Ona (o mala)olan arzularına ( ve kendi ihtiyaçlarına) rağmen yoksula, yetime ve esire yemek yedirirler(di)” diye anlatılan insanlar, inananlardan başkası değildir. Kendileri muhtaç iken, inanan kardeşlerini yoksul, yetim ve esirleri kendilerine tercih etmek, ancak inanan insanlara özgü bir davranıştır.

Bu davranış, toplumda “Komşusu aç iken tok yatmamaya” kadar uzanır. Bu davranış, sonuç itibariyle sağlıktır, birlik ve beraberliktir. Güçlü bir kardeşlik toplumu demektir.

Bu toplumda bulduğunda yemek, bulamayınca sabretmek değil, bulduğunda paylaşıp dağıtmak, bulamayınca şükretmek esastır.

Yediklerimiz, içtiklerimiz temiz, helâl ve şifâ olsun. İsraf olmasın efendim.

                                    HEM NALINA HEM MIHINA

İSTENMEYEN MESAJLAR

İstenmeyen mesajlara sınır geldi ve istemediğimiz banka ve alışveriş merkezlerinden gelen mesajlardan kurtulduk derken, bu seferde kumar ve bahis şirketlerinden mesaj bombardımanı başladı.

BET-KID, BETODIN ve Haber gibi başlıklarla gelen bu mesajlarla birileri halkın parasına göz dikmiş durumda gibi gözüküyor. Bu mesajlar, kim bilir kaç kişiye gönderiliyor?

İşin asıl ilginç tarafı bu adamlar, bizim telefon numaralarımızı nasıl ele geçiriyor?

Sizin anlayacağınız, şikayetçiyim bu adamlardan, ve mesaj silmekten yoruldum artık.

 

                                              GÜNÜN SÖZÜ

SABAH KAHVALTIDAN ÖNCE, BALKONA ÇIKTIĞINIZ ANDA, AYIRACAĞINIZ BEŞ DAKİKAYLA GÜNE BAŞLAMANIZI ÖNERİYORUZ.

HER GÜN O BEŞ DAKİKAYI HAYATINIZDAKİ OLUMLU DEĞERLERİ DÜŞÜNÜP, ŞÜKRETMEYE HARCARSANIZ, KALBİNİZİ HUZUR VE HEYECAN KUŞATIR.

                                                                                          Muhammed Bozdağ