Acıları, mutlulukları, huzuru ve huzursuzlukları, korku ve umutları, ölümü ve doğumları hep birlikte yaşıyoruz. Bazen hüzünleniyor, bazen ağlıyor, bazen de sevinecek olaylarla karşılaşıyoruz. Kısacası hayat devam ediyor. Günler su gibi akıyor, gündemdeki olayların arkasına takılıyor ama asla yetişemiyoruz.
Daha dün denecek kadar kısa bir sürede başlayan Mayıs ayının da sonuna gelmişiz. Bir göz açıp yummuş gibi geçen koca bir ay.
Mayıs ayıyla birlikte başlayan üç aylar, Regaip Kandili ve Şivlilik, Saadet Partisi Olağan Kongresi, anneler günü, Gençlik ve Spor Bayramı, Soma'daki Maden faciası, Bozcaada Merkezli 6.5 şiddetindeki deprem, Miraç Kandili, okullarımızdaki yıl sonu kermesleri ve Mevlâna Kültür Merkezi'ndeki Konya İmam Hatip Liselerinin düzenlemiş olduğu muhteşem gece.
Daha buraya yazamadığım pek çok etkinlik, konferans, sempozyum, panel, sergi ve açılışlar.
Acısıyla ve tatlısıyla her biri yaşamaya ayrı bir anlam veriyor. Hayatımızın bir anlamı olduğun başıboş bırakılmadığımızı, yapmamız ve yerine getirmemiz gereken sorumluluklarımız olduğunu bizlere hatırlatıyor.
İyi olmanın yetmediğini aktif iyi olmamız gerektiğini, çevremize, içinde yaşadığımız topluma faydalı hizmetler yapmamız gerektiğini bizlere öğretiyor.
Depremler, ölümle sonuçlanan facialar, bize bu dünya hayatının fânî olduğunu, dünyevîleşip kendimizi dünya hayatının hay huyuna, aldatıcı çekiciliğine fazla kaptırmamayı hatırlatıyor.
İMAM HATİPLİLER GECESİ
Mevlâna Kültür Merkezi'nde düzenlenen İmam Hatipliler Gecesi gösterdi ki, yıllar öncesinde bir umut olarak açılan, İmam Hatip Okulları ve Liseleri en bereketli ve hareketli günlerini yaşıyor. Umut olmaya devam ediyor.
İmam hatip Liseleri'nde okuyan kız erkek binlerce vatan evlâdı istenildiğinde neler yapabileceğini rahatlıkla gösterebiliyor.
Diğer okullarda okuyan çocuklar da elbette bizim çocuklarımız, onlar da bizim geleceğimiz ve umudumuzdur. Ama yıllardır horlanan, dışlanan, küçümsenen ve parya muamelesi gösterilen, cenaze yıkayıcısı olarak alay edilen bu nesil, bu altın nesil, bağrından nice hizmet erleri Başbakan, Bakan ve Milletvekilleri, Vali ve Belediye Başkanları çıkarmaya devam ediyor. Gönlü vatan için hizmet aşkıyla dolu her alanda hizmete koşan memleket sevdalıları yetiştirmeyi sürdürüyor.
İmam Hatipliler Gecesini düzenlenmesinde emeği geçen başta Konya İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy'a, TİMAV başkanı Ecevit Öksüz'e, Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal işler Daire Başkanı Hüseyin Alagöz'e, katılımlarından dolayı Konya AK Parti Milletvekili Prof. Dr. İlhan Yerlikaya'ya Konya Valisi Muammer Erol'a teşekkür ediyorum..
Özellikle gecenin hazırlanmasında emeği geçen İmam Hatip Liseleri'nin Yöneticilerine öğretmen ve öğrencilerine, öğrenci velilerine, katılımcılara, teşekkür, selâm ve sevgilerimi iletiyorum.
GERİ DÖNÜŞÜME YA DA ÇÖPE ATILAN DERGİ VE KİTAPLAR
Geçen hafta, su parası yatırmak için önce KOSKİ'ye, sonradan da bir arkadaşımı görmek için Büyükşehir Belediyesi'ne gitmiştim.
Belediye binasından ayrılırken yürüyerek aşağıya inmeyi tercih ettim. İkinci katta kâğıt için bırakılmış kutuların içine atılan dergiler dikkatimi çekti. Elimi uzatıp birkaç tanesini alınca hem şaşırdım, hem de üzüldüm.
Bunlardan bir kaçı Meslek Odalarına ait dergilerdi. Biri TBMM Bülteni idi. Ama bana göre en dikkat çekici olanı ise 32 yıldır Konya'mızda yayın yapan RİBAT dergisinin NİSAN 2014 sayısı idi. Ambalajı bile açılmadan, içine bile merak edilip bakılmadan, okunmadan çöpe yani geri dönüşüme atılmıştı.
İnanın, çok üzüldüm. Birkaç yıl önce yakın komşumun hanımı da pek çok kıymetli eseri de bu kafa yapısı sebebiyle çöpe atmak üzere kapının önüne bırakmıştı da, onları alıp okuyabilecek insanlara vermiştim.
Artık kitaplar dergiler nedense okunmuyor çöpe veya geri dönüşüme atılır hale geliyordu. Sanki okumayan bir toplum, kitaba dergi ve gazetelere önem vermeyen bir toplum haline dönüştük.
Sebebi bedava olduğundan mıdır, ucuz olduğundan mıdır yoksa bizim okuma alışkanlığımızın olmadığından mıdır bilmiyorum, ama acı bir gerçek.
Madem okumayacaksınız, bu dergi ve kitapları okumak isteyip de bulamayan, mahkûmlara, öğrencilere verseniz, gönderseniz daha iyi olmaz mı?
HEM NALINA HEM MIHINA
ALİ ŞEN'İN TEPKİSİ
Fenerbahçe'nin eski başkanlarından Ali Şen, trafik kazasında 17 yaşında vefat eden torunu Alp Ali Şen'in cenaze namazı sonrasında, imam hatibin yaptığı duadan, duada kullandığı devletin eski büyüklerinin ismini anmasından, duayı uzatmasından rahatsız olmuş.
Hocayı Bırak bu masalları diyerek susturmuş.
Bence Ali Şen, bir yönüyle haklı! Adamın yüreği acı dolu. Ortam kalabalık. Herkes, bitkin ve perişan!
Duayı o kadar uzatmanın ne anlamı var. Maalesef bazı din görevlisi kardeşlerimiz durumdan vazife çıkararak zengine ayrı, fakire ayrı muamele yapıyorlar. Zengine ayrı salâ, fakire ayrı salâ, zengine ayrı dua, fakire ayrı dua okuyorlar. Dünyevî bir beklenti içindeymiş hissini veriyorlar.
Ali Şen gibi adamlardan da azar işitmenin utancını yaşıyor ve yaşatıyorlar.
GÜNÜN SÖZÜ
ÇIKAR KONUŞUNCA, VİCDAN SUSAR.
Cemil Meriç