Konyalının sık kullandığı meşhur bir sözü var; yalınayak.
Hiçbir işe yaramayan, kabiliyetsiz, beceriksiz, bir yere gelememiş ama dalkavuklukla, yalakalıkla önemli görevlere gelmiş insanlara genel olarak yalınayak denir.
Doğru bir ifadedir. Çünkü dalkavuk insanı boş kaşıkla beslediği gibi yalınayaklılar da çevrelerini, yakınlarını, ağa babalarını, dayılarını kullanarak bazen de ayıya dayı diyerek besler.
Hiçbir işe yaramadıkları halde önemli mevkilere gelerek caka satarlar.
Kendisiyle biraz konuşsan, oturduğu makama, bulunduğu konuma nasıl gelmiş? Diye insan sorar kendine!..
Konya'da bu yalınayaklardan oldukça fazla.
Git bir kamu kurumuna, git bir özel şirkete aramana gerek yok saftirik hareketleri ile ciddi durma tavırlarıyla hemen kendilerini belli ederler.
Başlarını toprağa gömseler kıçlarından yalınayaklı oldukları ortaya çıkar...
Siyasette de bunlardan çok.
Partilerde hasbelkader il başkanı olmuş, yönetici olmuş, belediye başkanı olmuş, meclis üyesi olmuş, milletvekili olmuş o kadar gereksiz kişi var ki tam acınası cinslerden.
Bulundukları konum itibariyle vizyon sahibi olmadıkları gibi olanı da yıkmaya adaydırlar.
Kendilerinden önce kurulan güçlü teşkilat yapısının ne olduğunun farkına varmadan, önemini kavramadan;
"Artık ben geldim, teşkilatı kendi bildiğim gibi kurarım. Benim için şu olmuş bu olmuş önemli değil. Önemli olan bulunduğum konumu korumak" anlayışı içinde ileriye götürdükleri düşündükleri partinin geriye gittiğinin farkında bile değillerdir.
Taki seçime kadar!
Dışladıkları teşkilatlardan, kişilerden, destek bulamadıkları gibi kendi kurdukları teşkilat yapısıyla da çok da başarı kaydedemezler.
Çünkü dışladıkları yapı partinin omurgasını oluşturur.
Böyle bir yapıdan yoksun teşkilatın başarısı ancak ve ancak mevcut oy oranını korumak olur ancak genelde de oy oranında düşüş görünmüştür.
Nitekim ortaya çıkan sonuçları ellerine aldıklarında, "Kendim ettim kendim buldum" türküsünü söylerler ama iş işten çoktan geçer.
Seçimden sonra ortaya çıkan faturanın hesabını öderler ama olan yine partiye olur...
En önemli hatayı da milletvekili noktasında yaparız.
Konya'yı temsil etsin, Konya'nın daha çok yatırım alması, gelişmesi, kalkınması için uğraşsın diye Meclis'e gönderdiklerimizin sonradan bir hiç olduğunu anlarız.
Çünkü Meclis'e gittiklerinde Konya'yı düşünmekten çok ceplerini ve liderlerini düşünürler.
Yalakalıkla milletvekili olan yalınayaklıların 4 yılda milletvekiliyim cakası satmaktan başka bir işleri olmaz.
Nitekim günümüzde de böyledir. Bugün eğer Konya milletvekilleri halk tarafından tanınmıyorsa, 14 milletvekilinden sadece 3-5'nin ismi geçiyorsa demek ki geriye kalanında bir icraat yok.
Eğer icraat olsaydı, tanınırlardı. Konya'dan uzaktalar ki Konyalılar tanımıyor.
Üstelik tanınmayanların çoğu da iktidar milletvekilleri!...
Konya'da sorun çok ama çözüm yok!
Sorunlar birikmeye devam ediyor.
Böyle giderse de ilerlediğimizi düşünürken yerimizde durmaya devam edeceğiz.
Taki yalınayaklılar baş tacı edilmeye, ummadığımız kurumlarda gördüğümüz sürece.
Konya'nın kurtuluşu şu paşam, bu paşam diyenlerle değil, vizyonu geniş, karakteri yüksek, görevi dışında kimseye boyun eğmeyecek, düşüncesini çeşitli kafalardan değil ilim ve fenden alan gerçek Konya sevdalı yöneticiler, bürokratlar ile mümkündür....
Tabii ki böyle bir tablo hayal.
Ama gerçeğe dönüşmeyecek diye de bir kural yok.