Yağmurla gelen hayal

Abone Ol

Dışarı çıktığımda yağmur henüz çiselemeye başlamıştı. Tramvay durağına ulaşana kadar şiddetini biraz daha artırdı. Neyse ki tramvay hemen geldi ve kendimce beğendiğim bir koltuğa oturmuştum bile. Camdan dışarıyı seyretmeye başladım.

Karışık duygular içindeydim, hareket ettiğimiz anda, yol bir film şeridini andırırcasına ilerlemeye başladı. Tıpkı farkında olmadan geçen ömrüm gibi!

Evet, gerçekten de hayatımın bu kadar hızlı ilerleyişinin farkında olamamıştım. Çocukluğum bindiğim durakta kalmıştı ve çok uzaktı artık. Şaşırdığım tek nokta; gökyüzü ve yağmur damlalarının hala aynı olmasıydı. Buluttan gelen bu su taneciklerinin camla buluşması bile aynıydı. Değişen yalnızca bendim sanki!

Tramvay ilerledikçe her durakta inen yolcular benden bir şeylerin kopup gittiğini kanıtlarcasına bilinmezliğe gidiyorlardı. Hem öyle bir gidiş ki umarsız ve geriye bakmadan koşar adımlarla. Tramvaya binenler ise iyi-kötü tüm tecrübelerimin kazandırdıklarıydı bana!

Oysa ben hiçbirini tanımıyordum, hiçbirinin farkında değildim, yaşadıklarımın bana kattıklarını fark edemediğim gibi! Kim bilir yıllar sonra neleri kazanmış ve neleri ötelemiş olacaktım!

İlerledikçe sürekli içimden hayıflanıyordum. Acaba hayattan ne istemiştim, nelerle karşılaştım. Çok şey istemediğimi hatta hayal bile kurmadığımı düşününce kendimi yadırgadım. Hep başkalarının hayallerine ve bunu gerçekleştirmelerine tanık olmuştum. Elimden geldiğince onları yüreklendirmiş, yardım etmeye çalışmıştım.

Başka hayallere yol göstermek hep huzur vermişti bana. Şimdiyse dışarıdaki yağmur damlalarının küçük çukurlardaki biriken kısımları gibi tek başımaydım. Sığ bir kimliğe büründüm ve bana engin denizlere ulaşmak için yol açmaya çalışırken, kimse yardım etmiyordu.

Yüreğim acıdı, hem öyle acıdı ki! Elimde olmadan iki damla yaş aktı gözlerimden. Sanki gözyaşlarım yağmur damlaları yalnız kalmasın, biz de ona eşlik edelim diyerek süzülmüştü yanaklarımdan. Yüzümde buruk bir gülümseme hissettim. Onlar bile düşünceliler diye söylendim. Hep dalga geçtim düşünceli yanımla. Ve tuhaftır; bana, vicdan rahatlığı dışında hiçbir şey kazandırmamıştı bu özelliğim!

Sanırım hayat da, hayallere haddim olmayarak rehberlik etmek de yormuş beni. Güçsüz hissediyorum ve cesaretsizim. Ne yapmalıyım, nasıl bir çıkar yol bulabilirim fikrim yok. Dünyayı hiçbir zaman kendime ait sayamadım. Hadsizlik korkuttu beni. Oysa her şeye herkes kadar hakkım vardı, hayal kurmaya bile!

Hayal kurmak bana öyle yabancı geliyor ki! Okuyup yazabildiğim fakat tadını bilmediğim bir çift kelime. Bilmediklerim korkutuyor beni. Sırf bu yüzden belki hayal kurmaktan kaçındım hep!

Hayal üzerine çok şey duydum. Çocukluğumdan beri  zihnime nakşedilmiş olumlu ve olumsuz birçok iz mevcut. Suya düşen hayaller, yarına kalan umutlar, güvenilir dağlara yağan karlar, askıda kalan istekler kısacası böyle çığ gibi büyüyen birçok umutsuzluk tüten tümce!

Elimde olsa insanları hayallerini gerçekleştirmeleri konusunda eğitmek isterdim. Ne yazık ki suya düşmüş hayallere yüzmeyi öğretecek güç yoktu bende.Yanımdan geçen yolcuları düşündüm. Hepsinin sıradan hayalleri vardır eminim diye acımasız bir düşünce geçti içimden. İyi bir meslek, evlilik, emeklilik hatta kırk haramilerin hazine dolu mağarasında olmak isteyen bile vardır! diye söylendim!

Hayal denen şey böyle olmamalıydı fikrimce. Benim hayalim sınırsızlık ve özgünlük kokmalıydı. Sadece benim aklıma gelen özel bir şey olmalıydı. Dilimden dökülüveren, kalemimle yazılıveren olmamalıydı. Kalbimden kan yerine belki de hayalim akmalı ve hiçbir akıl almamalıydı bu hayali. Belki böyle bir hayali kurduğum zaman bütün büyü bozulacak diye şimdilik benim bilmediğim uzaklarda bir yerdeler!.

Her şeye rağmen biliyorum ki insanlar hayallerini içlerinde taşırlar. Tıpkı bir ressamın yapacağı resmi içinde taşıdığı, tasarladığı gibi!.

Yaşadığımız evrende ise tablolarla birlikte asılmış birçok hayal vardır!.

Tam bu düşüncelerdeyken cama vuran iri bir yağmur damlasıyla irkildim. Tramvay sona yaklaştıkça yorulduğumu hissetmeye başladım. Sevmediği bir sahneyi oynamak zorunda kalan bir oyuncu gibi hissettim kendimi. Bu sahnenin sona ermesi için müthiş bir istek duydum. Tramvaydan inerken, acaba şimdi kimin hayal dünyasında sıra? Diye düşünüyordum! perde kapanmıştı işte!