Özellikle yeşil alanlarda, parklarda ve mesire yerlerinde vakit geçiren vatandaşlar için kene popülasyonundaki artış ciddi bir risk oluşturuyor. Türkiye’de her yıl bu dönemlerde alarm zillerinin çalmasına neden olan ölümcül virüs, yine halk sağlığını tehdit etmeye başladı. Tıp dünyasından gelen son uyarılar, doğada vakit geçiren herkesin çok daha temkinli olması gerektiğini gösteriyor. Çünkü basit bir ihmal ya da kulaktan dolma bilgilerle yapılan yanlış müdahaleler, geri dönüşü olmayan ağır klinik tablolara zemin hazırlıyor.
GÖRÜNMEZ TEHLİKE ORGAN YETMEZLİĞİ VE ÖLÜME YOL AÇABİLİYOR
Açık havada geçirilen zamanın artmasıyla birlikte en çok endişe duyulan konuların başında, kene ısırığıyla bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi geliyor. Hastalığın seyri ve vücutta yarattığı tahribat hakkında bilgilendirmede bulunan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, enfeksiyonun şiddetli iç ve dış kanamalarla kendini gösterdiğini belirtti. Tablonun ilerleyen aşamalarda organ yetmezliğine kadar uzanabileceğine dikkat çeken Akcan, virüsün ölümcül sonuçlar doğurma potansiyelinin yüksek olduğunu vurguladı. Hastalığın özellikle yetişkin yaş grubunda çok daha agresif ve ağır seyretme eğiliminde olduğunu aktaran uzman isim, çocuk hastaların takibinde de son derece uyanık olunması gerektiğini, tedavi sürecinde yoğun kan transfüzyonlarına ve organ destek ünitelerine ihtiyaç duyulabildiğini ifade etti.
KENE ISIRIĞINDA ASLA YAPILMAMASI GEREKEN HAYATİ HATA
Doğa yürüyüşleri ya da piknik sonrasında vücutta bir kene varlığı tespit edildiğinde yapılan ilk ve en büyük hata, paraziti kişisel yöntemlerle koparmaya çalışmak oluyor. Doç. Dr. Özge Metin Akcan, bu durumda soğukkanlı olunması ve kesinlikle kene dökücü kimyasallar, alkol ya da cımbız gibi araçlarla müdahale edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Yanlış bir hareketin, kenenin baş kısmının veya bazı organlarının deri altında kalmasına yol açabileceğini, parazitin şişmiş olmasının ise halihazırda kan emme işlemini gerçekleştirdiğini gösterdiğini belirten Akcan, böyle bir senaryoda vakit kaybetmeden en yakın profesyonel sağlık merkezine başvurulması gerektiğini aktardı. Kenenin uzman hekimler tarafından doğru teknikle çıkarılması, virüsün vücuda zerk edilme riskini minimuma indiriyor.
DOKUZ GÜNLÜK KRİTİK TAKİP SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?
Sağlık kuruluşuna ulaşıldığında süreç hemen bitmiyor; aksine hassas bir izleme dönemi başlıyor. İlk başvuruda, ilerleyen günlerde karşılaştırma yapabilmek adına hastadan temel bir kan sayımı analizi alınıyor. Parazit vücuttan güvenle uzaklaştırıldıktan sonra hastalar evlerine gönderiliyor ancak tam dokuz gün boyunca kendilerini gözlemlemeleri isteniyor. Bu süreçte kene analiz merkezlerine parazit örneği göndermek yerine doğrudan kişinin klinik durumu mercek altına alınıyor. Evdeki izlem süresinde yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı, kaslarda kramp, halsizlik, kusma, yanaklarda belirgin kızarıklık veya ciltte nokta şeklinde benekli döküntüler fark edildiği an, hastanın zaman kaybetmeden yeniden tam teşekküllü bir hastaneye ulaştırılması gerekiyor. Belirtilerin erken fark edilmesi, halk sağlığı merkezleriyle koordineli yürütülen ileri tetkik ve tedavi aşamalarının başarısını doğrudan etkiliyor.