Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar: “Üniversitelerimiz, engelli öğrencileri, eğitim hayatının ve kampüs yaşamının eşit ve aktif paydaşları olarak görmeli; kapsayıcı politikaları sürdürülebilir biçimde hayata geçirmelidir”
Türk Yükseköğretim sisteminin, gelecekte küresel ve bölgesel rekabette gücünü artırmaya yönelik stratejik hedefleri arasında yer alan “Erişilebilir ve Kapsayıcı” eğitim modeli, öğrencilerin eğitim süreçlerine eşit ve etkin katılımını destekleyerek ortaya koydukları başarı hikayeleriyle dikkat çekiyor.
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, “Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası” dolayısıyla yaptığı açıklamada, üniversitelerin başta sosyal sorumluluk alanı olmak üzere ülkenin ve toplumun her türlü meselesine tam bir duyarlılıkla yaklaşmalarının önemli olduğunu söyledi.
“Üniversitelerimiz, engelli öğrencileri, eğitim hayatının ve kampüs yaşamının eşit ve aktif paydaşları olarak görmeli; kapsayıcı politikaları sürdürülebilir biçimde hayata geçirmelidir.” diyen Özvar, “Bu doğrultuda atılacak her adım, yalnızca engelli öğrencilerimizin değil öğrencisinden personeline tüm üniversite mensuplarının yaşam kalitesini artıracaktır.” ifadelerini kullandı.
“Engelsiz Üniversite Bayrakları” ve “Program Nişanı” uygulamalarının yükseköğretimde kapsayıcılığın en somut göstergelerinden biri olduğunu dile getiren Özvar, “Bu uygulama ile üniversitelerimizin engelli öğrencilerin eğitim ve kampüs yaşamını kolaylaştırmaya yönelik çalışmaları, açık kriterler çerçevesinde değerlendirilmektedir.” dedi.
İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Siyaset Bilimi ile Uluslararası İlişkiler İngilizce programından mezun olan ve Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalında Araştırma Görevlisi olarak görev yapan, doğuştan görme engelli Huzeyfe Aydın (27), başarısıyla örnek oluyor.
Eğitim sürecinde edindiği tecrübelere değinen Aydın, kaynakların görme engelli öğrenciler için uygun formatlara getirilmesinin önemli olduğunu ifade etti.
Üniversitenin sağladığı bazı kısmi zamanlı asistan destekleriyle veya erişilebilirliği sağlayıcı yazılımlarla, bazen yapay zeka teknolojilerinin yardımıyla, bazen de doğru bir idari iletişimle sorunları aşabildiklerini dile getiren Aydın, “Bu sorunlar aşıldıktan sonra zaten geriye kalan bizim için çalışmak ve o sonuca diğer tüm araştırmacılar gibi ulaşmak oluyor.” dedi.
Derslerde dijital imkanlardan etkin şekilde yararlanarak erişilebilirliği artırdıklarını belirten Aydın, sunumların eş zamanlı olarak dijital ortamda paylaşıldığını ve öğrencilerin içerikleri farklı formatlarda takip edebildiğini ifade etti.
Aydın, öğrencilerle iletişimin güçlü olduğunu vurgulayarak, öğrencilerin kendisine rahatlıkla ulaşabildiğini söyledi. Aydın, şöyle konuştu:
“Engelli bir araştırma görevlisi olmanın belirgin bir dezavantajı yok. Elbette farklı durumlarla karşılaşılan zamanlar olabiliyor ancak genel olarak öğrencilerin bana kolaylıkla ulaşabildiklerini gözlemliyorum. Nitekim bir öğrencimizin talebi üzerine, danışmanlığımda bir TÜBİTAK 2209 araştırma projesi hazırlanmış ve halen yürütülmektedir. Öğrencimizin bu projeyi özellikle benim danışmanlığımda gerçekleştirmek istemesi, engelli bir araştırma görevlisiyle çalışma konusunda öğrencilerin herhangi bir tereddüt yaşamadığını açıkça ortaya koymaktadır.”
-Üniversitelerde erişilebilirlik bilinci yaygınlaşıyor
Üniversitelerin geleceğin hukukçularını, mühendislerini, öğretmenlerini ve sosyal hizmet uzmanlarını yetiştirdiğine dikkat çeken Aydın, üniversite eğitiminde erişilebilirlik bilincinin kazandırılmasının, öğrencilerin ilerleyen meslek hayatlarında engelli bireylere nasıl hizmet sunacaklarını öğrenmeleri açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Bu alanda ulusal düzeyde çeşitli politikaların bulunduğunu hatırlatan Aydın, Sakarya Üniversitesi olarak erişilebilirliğe yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Aydın, şu bilgileri verdi:
“Bu kapsamda, Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen bir çalışmadan söz edebilirim: Sakarya Üniversitesinde ‘Braille alfabesiyle Kur’an-ı Kerim öğretimi’ adıyla bir ders başlattık. Türkiye’de ilk olma niteliği taşıyan bu ders kapsamında, ilahiyat fakültesi öğrencilerimiz Braille alfabesiyle Türkçe ve Arapça okuma yazma öğreniyor. Bunun yanı sıra görme engelli bireylere nasıl eğitim verebileceklerine ilişkin gerekli bilgi ve becerileri de kazanıyorlar. Böylece mezuniyet sonrası, görme engelli bireylere hizmet sunabilecek donanıma sahip oluyorlar. Bu tür çalışmaların farklı alanlarda yaygınlaşmasıyla birlikte, toplumun hem farkındalık düzeyi hem de teknik yeterliliği artacaktır. Söz konusu ders kapsamında hazırladığımız eğitim programını başarıyla tamamlayan ve gerekli şartları sağlayan öğrencilerimize sertifika verme imkanı da bulduk.”
Engelsiz üniversite ödülleri teşvik ediyor
Üniversitelerin faaliyetlerini engelli bireylerin ihtiyaçlarına uygun şekilde yürütmesinin birçok açıdan önemli kazanımlar sağladığını belirten Aydın, bu noktada Yükseköğretim Kurulu tarafından verilen “Engelsiz Üniversite Ödülleri”nin önemli rol üstlendiğini dile getirdi.
Ödüllerin engelli bireylere yönelik çalışmaları daha görünür kıldığını ve örnek teşkil ettiğini vurgulayan Aydın, “Eksiklerin tespit edilerek giderilmesi elbette önemli ancak bunun yanında iyi uygulamaların ödüllerle teşvik edilmesi üniversiteler açısından ciddi bir motivasyon sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Sakarya Üniversitesi Engelsiz İşlem ve Destek Koordinatörlüğü bünyesinde, farklı uzmanlık alanlarından oluşan bir ekiple çok sayıda faaliyet yürüttüklerini aktaran Aydın, bu çalışmalarla yalnızca engelli öğrencilere değil aynı zamanda bu alanda çalışma yapmak isteyen akademik ve idari personele de katkı sunduklarını belirtti.
“10 parmak klavyeyi hocamız sayesinde öğrendim”
İlahiyat Fakültesi son sınıf öğrencisi ve aynı zamanda Huzeyfe Aydın’ın da öğrencisi olan Sümeyye Tokmak, Huzeyfe Aydın ile 3 yıldan fazla beraber çalıştıklarını söyledi.
Tokmak, “Hocamla çalışmaya başlamadan önce bilgisayar kullanmayı biliyordum ama elim şimdi daha da hızlandı. Bu, tamamen hocam sayesinde oldu. 10 parmak klavye kullanmayı hocamız sayesinde öğrendim.” diye konuştu.
“Yönergemizi özel gereksinimli bireylere yönelik yeniden ele aldık”
Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özer Kösoğlu, yürüttükleri “engelsiz üniversite” çalışmalarının, sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik anlayışıyla kurumsal bir zemine oturtulduğunu söyledi.
Engelli erişiminin yalnızca fiziki düzenlemelerle sınırlı görülmediğini ifade eden Kösoğlu, Engelsiz İşitme Destek Koordinatörlüğü’nün bu yaklaşım doğrultusunda yeniden yapılandırıldığını anlattı.
Görme engelli bir akademisyen olarak görev yapan Araştırma Görevlisi Huzeyfe’nin katkılarıyla, politikaların hızla uygulamaya dönüştürüldüğünü vurgulayan Kösoğlu, Yükseköğretim Kurulu tarafından yürütülen "Engelsiz Üniversite" vizyonu kapsamında, Sakarya Üniversitesinin engelsiz bayraklar ve program nişanları bakımından Türkiye’de en üst sıralarda yer aldığını bildirdi. Kösoğlu, aralık ayında açıklanan sonuçlara göre, üniversitenin 40 program nişanı ile Türkiye genelinde lider konuma ulaştığını kaydetti.
Elde edilen bu kazanımların bir sonuç değil devam eden bir sürecin göstergesi olduğunu dile getiren Kösoğlu, "Yemekhaneler, kütüphaneler, sosyal ve kültürel alanlar dahil olmak üzere tüm kampüs yaşamı erişilebilirlik ilkesi çerçevesinde ele alındı; fakülteler ve idari birimlerde görevlendirilen temsilciler aracılığıyla ders materyalleri, sınav uygulamaları ve akademik uyarlamalar konusunda öğrencilere doğrudan destek sağlanıyor. Fiziksel erişilebilirlik konusunda da mutlaka yeni binalarımızda veya mevcut mekanlarımızı hepsini gözden geçiriyoruz.” ifadelerini kullandı.




