Umutla geldiler, hüsranla ayrıldılar

Abone Ol

 

Akil İnsanlar Heyeti, 3 günlük bir gezinin ardından Konya'yı terk etti.

Gezi diyorum çünkü çözüm sürecine katkı için gelmişlerdi ama beklediklerini bulamayınca sadece gezmiş oldular Konya'yı.

Geldikleri ilk gün Konya'nın sözde kanaat önderleri ile bir araya geldiler.

Toplantıya katılanların da önemli bir bölümü hükümete yakın isimler, PKK'nın eylemlerini demokratik hak arayışı olarak kabul eden bazı sivil toplum örgütleri, akademisyenler, gazeteciler ve din adamları katıldı.

Toplantının başında akil insanlar gerçek niyetlerini ortaya koydu. Toplantının bulunduğu alanda bir tane Türk Bayrağı'nın olmaması, akil heyetinin ne maksatla geldiklerini göstermişti.

Zaten Türk Bayrağı isminden rahatsız bulunan akil insanlar varken salonda bayrak olmamasını da doğal karşılamak gerekiyor!

Diğer yandan kendini İşçi Partili olarak tanıtan birinin, “burada Türk bayrağı yoktur” diyerek heyet Başkanı Ahmet Taşgetiren'e Türk Bayrağı vermesinin de provokasyon olarak algılanması salonun hangi amaca hizmet ettiğini de göstermiştir.

Fakat salondaki çok sesli akilciler içinde, milli değerleri savununlarda oldu. Çoğunluğun içinde seslerini kısmayarak, çözüm sürecinin ülkenin bölünme süreci olduğunu dile getirdiler.

Bu sığ konuşmalardan dahi rahatsız olan akil heyet ve onların salondaki savunucuları oturdukları yerden, “otur provokasyoncu” diyerek bağırmaya başladı. Her yerde olduğu gibi dalkavukluk burada da devam etti. Tartışmalardan ürken yanlı televizyonlar da yayını kesti, reklama girdi.

Bu şekilde toplantı sonlandı...

Ertesi gün de akiller şehit ailleri derneğini ziyaret etti. Çözüm için destek istediler, ancak Milli Mücadele'de Anadolu'ya gelen Nasihat Heyeti gibi ağızlarının payını aldılar.

“Çözüme karşıyız” mesajını alınca beyinden vurulmuşa döndüler.

Dernek yönetiminden umduklarını bulamayan akilciler, bu sefer yüreği yanık şehit aillerine gitti. “Terör bitsin” diyen şehit annelerinin sözlerini çarpıtarak, şehit yakınları çözümden yana gibi bir tavır takındılar.

Tabii şehit yakınlarına 2015'te Katil Öcalan'ın İmralı'dan çıkıp çıkmayacağını, Anayasa'dan Türk Devleti, Türk Bayrağı, Türk Milleti kelimelerinin kaldırılıp kaldırılmayacağını, üniter devlet yapısının bozulup, federasyona gidilip gidilmeyeceğini anlatmadılar.

Anlatsalar o şehit annesi bunları dinleme lüksünü bile göstermezdi...

Şehit ailelerinden sonra Kürt vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı Kulu ve Cihanbeyli ilçelerine gittiler. Ama buradaki vatandaşlarımız da terörün bitmesi için demokratik girişimlerin başlaması gerektiğini ancak ülkenin de bölünmemesi gerektiğini vurguladılar. Akil heyet az da olsa moral kazandı ancak tam destek alamadıkları da açıktı.

Cihanbeyli ve Kulu'nun ardından da Karaman'a geçerek, akilcilik oyununu sürdürdüler...

Ancak Konya'nın 31 tane ilçesi var. Üstelik 31 ilçe içinde ise sadece Kürt vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı iki ilçeye gidiyorlar. Neden Hadim'e, Bozkır'a,Taşkent'e, Ereğli'ye, Ermenek'e, Seydişehir'e, Beyşehir'e gitmediler.

Zaman yok deniyorsa, bunları bir takım uydurma laflar olarak değerlendiririz.

Cihanbeyli'nin ardından Hadim veya başka bir ilçeye gidilebilirdi.

Ama Konya'dan öyle bir olumsuz tablo gördüler ki hazırlayacakları rapora iyi bir şeyler yazmak için ilçe ayrımına bile gitmek zorunda kaldılar.

Çünkü rapor olumsuz içerikli olursa, Başbakan'ın yüzünün şeklinin nasıl olacağını çok iyi bildikleri için akiller, akıllarını kullanıp ilçe stratejisi yaptılar.

Bu durum bile 7 bögeye gönderilen akillerin, gerçek amaç ve niyetlerinin apaçık ortaya koymaktadır...

Birkaç gün Konya'da kalan akilcilere, yoldaş olarak hükümetin yakın savunucuları sivil toplum örgütleri de katıldı. Sık sık hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmediler.

Artık AK Parti iktidarından sonra çocuklarına çözüm süreci adı altında nasıl yanlış yollara girdiklerini o fotoğraflarla gösterirler, tabii gösterebilirlerse...