Bu yenilgi Montella’ya yazar…
Eyvallah...
Tahtaya yanlış isimler yazması, iki kulenin arasında kalmış gecekondu misali Kerem Aktürkoğlu’na 85 dakika tahammül etmesi…
Rakip havadan kuş uçurtmazken, ısrarla yüksek toplarla gol araması…
Sülalece içine kapanan rakibi açmak için değişik bir oyun planının olmaması…
Sadece uzaktan atılan şutlarla değil, 2’ye 1’lerle ya da araya bırakılacak toplarla golü araması…
Oyuncu değişikliklerinde yaptığı hamleler!
Anlayacağınız bütün bu olumsuzluklar, kulübeye, yani İtalyan Montella’ya yazar…
Tamam da, hırsızın hiç mi suçu yok?
Bir takımın oyuncularının tamamı kötü günündeyse eğer, bunu sadece Montella üzerinden okunması ne kadar adil?
Özellikle maçın ikinci 45’i rakip takımın ceza alanı içerisinde oynanmasına ve istatistiklere bakıldığı zaman da açık ara önde olmana rağmen, maç kaybetmek gerçekten üzücü…
Yenilginin tek sebebi sadece Montella’mı?
Üçüncü bölgede kağnı arabasından farkın olmasa, gol vuruşu yapacağın pozisyonlarda elin ayağına dolaşırsa, final paslarında ve final vuruşlarında yetersizsen, 2-0’ı tamamen Montella’ya fatura etmek ne kadar doğru?
Doğrudur; bu tip maçlarda, yani kapanan takımları açabilmenin yolu erken bir gol bulmaktan geçer, ki rakip savunmayı biraz daha boşaltsın…
Aynen bizim yaptığımız gibi…
Savunmada kötü yakalandık ve ikinci golü yedik…
Kimse kusura bakmasın, ama büyük takım olabilmenin yolu buralardan geçiyor…
Yani…
Yanisi şu; maçı nasıl oynadığın değil, nasıl bitirdiğin önemli…
Avustralya takımı gibi…
Kötü oynamış, iki defa gelmiş, şu olmuş, bu olmuş, ama maç kazanmışlar…
Önemli olan da kazanmak.
xxx
TURNUVA DEVAM EDİYOR
A Millilerimiz kötü başladı…
Eyvallah…
Ama bir gerçeği de unutmamak lazım…
Turnuva devam ediyor…
Dolayısıyla baltaları çıkarmak, hem yönetenlere, hem teknik adamlara hem de oyunculara saldırmak için erken değil mi?
24 yıl aradan sonra “Dünya Kupası”na katılmanın verdiği o coşkulu günleri ne çabuk unuttuk?
Yerlere göklere sığdıramadığımız Montella’yı ve oyuncularını bir maç kaybettiler diye yerin dibine sokmak nasıl bir futbol aklıdır?
Yazıya başlamadan önce resmi ve gayri resmi futbol allamelerine kulak verdim, göz gezdirdim...
Millet olarak günlük yaşadığımız kanısına vardım...
Dün övgüler düzdüğümüz insanları, bugün kum torbasına çeviriyoruz!
Bir tutarsızlık var burada…
Ben sonuç odaklı birisi değilim…
Futbol, heyecanıyla, adrenaliyle, atmosferiyle, tabi ki de golleriyle güzel…
Dolayısıyla, turnuvanın sonucu ne olursa olsun, Türk Milletini 24 yıl aradan sonra “Dünya Kupası” macerası yaşatan, emeği geçen herkese teşekkür etmek boynumun borcudur…
Avustralya maçına üzüldük mü?
Üzülmek ne kelime, kahrolduk, ama turnuva devam ediyor…
Önümüzdeki Amerika ve Paraguay maçları var…
İki maçı kazanamayacağımızı kim iddia edebilir?
Onun içindir ki, baltaları çıkarmanın zamanı değil…
Elbette yazılacak çizilecek, eleştirilecek çok yönleri var Montella’nın, ama sırası değil…
Tekrar altını çizerek söylüyorum; turnuva devam ediyor…
İnşallah kazanacakları iki maçla bizleri mahcup ederler!