Türklerin Kullandıkları Alfabeler

Abone Ol

Dil, insanların birbiriyle anlaşmasını sağlayan, geçmiş kültürlerin gelecek kuşaklara aktarılmasında köprü vazifesini gören mühim bir araçtır.

Tarih yazının icadıyla başlar ve yazının icadından önceki zamana tarih öncesi devirler denir. Tarih öncesi devirlerde yazı olmadığı için insanlar yaşantılarını, geçim kaynaklarını, adetlerini, süs eşyalarını taşlara kazımışlar, mağaralara çizmişlerdir.

Şüphesiz ilk insan hazret-i Adam Dünya'ya gönderildiğinde Allah tarafından gerekli bilgilerle donatılmıştı. Melekler hiçbir şeyi bilmezken Ona Cenab-ı Allah eşyanın isimlerini, özelliklerini öğretmiştir. Hz Adem dünyaya geldiği zaman ziraatı, hayvanları evcilleştirmeyi ve konuşmayı biliyordu.

Yazının icadı insanlık tarihinde bir devrim etkisi yaratmıştır. İnsanlar önce şekiller çizmişler, sonra şekilleri sembolize ederek harfleri icat etmişlerdir. Tarihi metinlere ilk defa Sümer tabletlerinde karşılaşıyoruz. Sümerler Orta Asya kökenli bir kavimdir. M.Ö.4000 yıllarında Mezopotamya bölgesine gelerek oradaki kavimlerle birlikte Sümer medeniyetini meydana getirmişlerdir. M.Ö 3200 yılında yazıyı icat ederek tarihi devirleri başlatmış oldular. Harflerinin şekli çiviye benzediği için yazılarına da çivi yazısı denilmiştir. Sümer metinlerinde görülen ve Sümer medeniyeti oluşturan kavimlerden bu gün biri hariç hiç birisi yaşamıyor. Sadece, onlarla bir federasyon oluşturan Türk hakanlığı 5200 yılından beri varlığını devam ettirmektedir.

Sümerlerden sonra Fenikeliler de bir alfabe geliştirmişler, Latin ve Arap alfabelerinin temelini oluşturmuşlardır.

Yazının icadından sonra her kavim kendine göre bir şekil belirlemiş, bu şekilleri karakterize etmiş ve kendi Alfabelerini oluşturmuştur. Türkler de kendi alfabelerini oluşturmuşlar ve yazılı metinler vermişlerdir.

Konya Türk Ocağının bu hafta konferansın konusu Türklerin kullandıkları alfabelerdi. 21. 12. 2013 Cumartesi günü saat 14.00'de “Tarih Boyunca Türklerin Kullandıkları Alfabeler” adlı bir konferans veren Yrd. Doç. Osman Uyanık bize şunları söyledi: “Dil bilimcilerin, Göktürk Alfabesinin Türklerin kullandıkları ilk alfabe olarak kabul ediyorlar. Bu kabul, Türk diline çok sınırlayıcı bir durumdur. Göktürklerden önce de Türk milleti, Türk imparatorlukları vardı. Esik kurganlarında çıkan Altın Elbiseli Adam, süs eşyaları, at eyerleri, v.s arasında yarısı kırılmış bir kepçe üzerinde bir ibare de yazılı idi. Bu ibare Göktürk Alfabesine benzeyen bir alfabeyle yazılmıştı. Yani o dönemde Altaylardan Avrupa'nın doğusuna kadar geniş bir alanda imparatorluk kuran Sakaların kullandığı alfabe de Göktürk alfabesine benziyordu.

Çin kaynaklarında Mete Hanın, Çin İmparatoruna gönderdiği bir mektup ve anlaşma metninden bahsedilmektedir. Yine bu yazıda Göktürk alfabesine benzeyen harfler kullanılmıştır. Periskos, Attila'nın Hun Alfabesiyle kavimlere mektuplar gönderdiğini kaydetmektedir.”

Göktürk alfabesinin, Türk alfabesi olup olmadığını sorgulayanlara karşı Yrd.  Doç. Dr. Osman Uyanık; “Alfabedeki kullanılan harflerin tamamen Türklerin yaşayış tarzlarından, kullandıkları eşyalardan ve ifade şekillerinden oluştuğunu” belirti. 

Osman Uyanık, Türklerin Göktürk alfabesinden sonra, Uygur, Arap ve Latin alfabesini kullandıklarını, Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarında, Fatih döneminde ve Kanunî döneminde Uygur alfabesiyle eserler verildiği kaydetti.  Kanunî döneminde bazı metinlerin Uygur Alfabesiyle yazıldığını, özellikle Kanunî'nin Özbek Hanlarına gönderdiği mektuplarda Uygur alfabesini kullanıldığını, daha sonraki dönemlerde bu alfabeyle yazılmış metinlerin görülmediğini söyledi.

Cumhuriyet dönemindeki alfabe değişikliğine de değinen Yrd. Doç. Dr Osman Uyanık, bu değişikliğin bir mecburiyetten kaynaklandığını, 1923 Bakü'de toplanan Türk Dil Kurultayına katılan Fuat Köprülü'ye, “Bütün Türk Dünyasının Arap alfabesiyle okuyup yazdığını, alfabe değişikliğini kabul etmemesi hususunda emir vermişti. Lakin Rusya bir atak yapıp egemenliği altındaki Türk Devletleri için Latin alfabesi kullanılmasını mecbur tutunca Türkiye Cumhuriyeti de Türk Dünyası ile irtibatını koparmamak için 1928'de Latin alfabesine geçti. Bu durum karşısında Rusya ikinci hamlesini yaptı. Bütün Türk topluluklarının dilini Kril alfabesine çevirdi. Bunu yaparken alfabenin bazı harflerini değiştirerek her bir topluluğa bir alfabe yaptı. Ermenilere ayrı bir alfabe yaptı. Gürcülere ayrı bir alfabe yaptı. Türk devletlerine de ayrı ayrı alfabe yaptı.  Böylece Türk topluluklarının birbiriyle anlaşmasını engelledi” dedi.