Selçuklu Salı Sohbetleri serisi kapsamında organize edilen bu anlamlı buluşma, Konevi Derneği’nin salonunda yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Programın açılış kürsüsüne çıkan Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Cumhuriyet tarihinin entelektüel birikimini inşa eden münevverlerin önemine vurgu yaptı. Toplumsal gelişimde rol model seçiminin kritik bir eşik olduğunu ifade eden Dr. Güçlü, kendi kuşağının Nurettin Topçu ve Erol Güngör gibi abide şahsiyetleri kılavuz edindiğini, Erol Güngör ile bizzat tanışma şerefine eriştiklerini aktardı. Selçuklu Sohbetleri’nin ilk konferansını da Mehmet Doğan’ın verdiğini hatırlatan Güçlü, Ahmet İyioldu’nun Ötüken Neşriyat çatısı altındaki vizyoner çalışmalarını uzun yıllardır gıyaben hayranlıkla izlediklerini, onun tecrübelerinden istifade etmenin çok büyük bir kazanım olduğunu belirtti.

1 (12)-23

1960 Askeri Müdahalesi ve Yassıada: Konya’da Bir Valinin Aşağı İndirilişine Tanıklık Ettim

Açılış konuşmalarının tamamlanmasının ardından söz alan ve halen Konya Aydınlar Ocağı bünyesinde İstişare Kurulu Üyesi olarak hizmetlerini sürdüren Ahmet İyioldu, hayat hikayesini ve tarihe geçen anılarını dinleyicilerle paylaştı. Takvimler 17 Eylül 1945 tarihini gösterdiğinde, o dönem Pürçüklü olarak bilinen günümüzün Aziziye mahallesindeki kışlık evlerinde dünyaya gözlerini açtığını belirten İyioldu, çocukluk ve gençlik yıllarının Büyük Kumköprü’deki bağ evlerinde ve kent merkezinde geçtiğini anlattı. Aile kökenlerinin "Hastamehmetler" olarak nam saldığını dile getiren usta isim, merhum Hasan Hüseyin Varol’un halasının oğlu olduğunu, ondan hem bir ağabey hem de din kültürü eğitimi aldığı bir muallim olarak feyzaldığını aktardı.

Eğitim hayatını Hakimiyeti Milliye İlkokulu, Karma Ortaokulu ve ardından Konya Lisesi’nde tamamladığını ifade eden İyioldu, lise sıralarındayken patlak veren 28 Mayıs 1960 askeri darbesinin gençlik ruhunda bıraktığı derin izleri şu sözlerle aktardı:

"Darbe haberiyle okul tatil edildiğinde eve dönerken, sol tandanslı bir arkadaşımın üniversite gençlerinin kıyma makinelerinde doğranıp asfaltların altına gömüldüğünü iddia etmesi, 15 yaşındaki bir çocuk olarak zihnimde şok etkisi yaratmıştı. Sonradan anladık ki bu asılsız fısıltı gazetesi, darbenin psikolojik altyapısını kurmak için tek bir merkezden servis edilmiş. Şehir meydanından geçerken dönemin Konya Valisi Cemil Keleşoğlu’nun yaka paça aşağı indirildiğini, az ileride ise Saray Çarşısı önünde toplanan güruhun Demokrat Parti Milletvekili Muhittin Güzelkılıç’a hakaretler yağdırarak askerler eşliğinde götürdüğünü gözlerimle gördüm."

Yükseköğrenim için İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne adım attığında, radyodan hüzünle takip ettikleri Yassıada yargılamalarının aslında hukukun nasıl acımasızca katledildiği bir tiyatro sahnesi olduğunu anladığını belirten İyioldu, Mahkeme Başkanı Salim Başol’un tarihe kara bir leke olarak geçen "Sizi buraya getiren güç böyle istiyor" sözünü bizzat işittiklerini söyledi. Başbakan Adnan Menderes ve yol arkadaşlarının idam edilmesinin Anadolu insanında telafisi imkansız yaralar açtığını vurgulayan İyioldu, o dönem hem Kumköprü muhtarı hem de ocak başkanı olan babasının bu acı haber üzerine kederinden dişlerini döktüğünü ifade etti.

LGS öncesi meydana inen öğrencilerden milli takıma dev destek
LGS öncesi meydana inen öğrencilerden milli takıma dev destek
İçeriği Görüntüle

İstanbul’da Talebe Hareketleri: Ötüken Neşriyat’ın Kuruluşu ve MTTB’nin Dönüşümü

Üniversite yıllarını kapsayan 1962-1966 döneminde İstanbul’da milliyetçi ve muhafazakar gençliğin örgütlenmesinde aktif rol üstlendiğini kaydeden Ahmet İyioldu, avukatlık stajını ise Adalet Partisi Genel Başkanı Sadettin Bilgiç’in ağabeyi Said Bilgiç’in rahlesinde tamamladığını söyledi. O yıllarda akademi dünyasının darbe zihniyetine adeta fetva verdiğini belirten usta hukukçu; Sıtkı Sami Onar, Hüseyin Nail Kubalı ve Tarık Zafer Tunaya gibi dönemin etkili hocalarının bu rüzgara öncülük ettiğini ifade etti. Bu şımarık iklimin üniversitelerde sol militan bir kitle doğurduğunu söyleyen İyioldu, henüz Deniz Gezmiş figürü sahneye çıkmadan evvel, Konya Ereğlili aşırı solcu Öcal Okay’ın bin kişilik amfilere pervasızca girerek dersi böldüğünü ve hocaların bu baskılar karşısında sessiz kalmak zorunda bırakıldığını aktardı. Kadir Mısıroğlu ve Mehmet Niyazi Özdemir gibi isimlerle bu fikri mücadele ortamında tanıştıklarını söyleyen İyioldu, ceplerinde Yeni İstanbul gazetesi ve ellerinde kitaplarla üniversite koridorlarında varlık gösterdiklerini dile getirdi.

Gençliğin milli bir çizgide buluşması adına arkadaşlarıyla birlikte büyük bir risk alarak yayıncılık dünyasına adım attıklarını belirten İyioldu, 1964 yılında Ötüken Yayınevi’nin kurucu çekirdeğinde yer aldığını söyledi. Mehmet Niyazi Özdemir, Nevzat Köseoğlu, Ahmet Nuri Yüksel, Hasan Fehim Üçışık ve Özer Ravanoğlu ile omuz omuza vererek başlattıkları bu yürüyüşten bugün sadece kendisi ve Özer Ravanoğlu’nun hayatta kaldığını hüzünle not düştü. 1965 yılında Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) yönetimini Rasim Cinisli’yi başkan seçtirerek yerli ve milli bir çizgiye kavuşturduklarını, hemen ardından Türkiye Milli Talebe Federasyonu’nda da benzer bir başarı elde ettiklerini hatırlattı. Ötüken’i kırkıncı faaliyet yılında ortak bir vasiyetname ile ikinci nesle devrederken tek şartlarının Türk kültürüne, tarihine ve milletine sadakatle hizmet edilmesi olduğunu söyleyen İyioldu, yayınevinin Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki 32 yıllık tarihi merkezinden yeni neslin isteğiyle Koşuyolu’na taşınma hikayesini de paylaştı.

5 (7)-7

Babıali Anıları ve Manşet Krizi: Hürriyet Gazetesi’nde Sınav Yolsuzluğunu Nasıl Ortaya Çıkardık?

Hukuk fakültesini yüksek bir dereceyle bitirmesine rağmen, dönemin ideolojik bariyerleri nedeniyle akademiden nasıl uzaklaştırıldığını da anlatan Ahmet İyioldu, Prof. Dr. Reşat Kaynar’ın asistanlık sınavında yazılı aşamayı başarıyla geçmesine rağmen, mülakat sonrasında jürinin "Bu çocuğu çok beğendik ama Konyalıymış, Konyalılar gerici olur" diyerek kendisini elediğini aktardı. Bu gelişmenin ardından yönünü tamamen Babıali’ye çeviren İyioldu; Said Bilgiç’in başkanlığındaki Milliyetçiler Derneği ve dönemin adeta gayriresmi akademisi sayılan Marmara Kıraathanesi’ndeki fikri sohbetlerden beslendiğini belirtti. Burada Ziya Nur Aksun, Belma Aksun, Erol Güngör, Emin Işık, Mehmet Genç ve Muzaffer Özak gibi devlerin rahlesinde piştiğini ifade etti.

Niyazi Özdemir’in davetiyle Babı Ali’de Sabah gazetesinde gazeteciliğe profesyonel olarak adım atan İyioldu, Ergun Göze, Ömer Öztürkmen ve Hamit Yazgan gibi isimlerle çalıştıktan sonra askere gittiğini, dönüşte ise İlhami Soysal, Turhan Selçuk ve Çetin Altan’ın da kadrosunda yer aldığı Akşam gazetesinde görev aldığını söyledi. Kısa süre sonra Türk basınının amiral gemisi olarak nitelendirilen Hürriyet gazetesinden cazip bir teklif aldığını ve Nezih Demirkent’in yönetimindeki yazı işlerinde göreve başladığını belirten İyioldu, basında ses getiren büyük bir gazetecilik başarısını şu sözlerle anlattı:

"1973 yılında yeni uygulanmaya başlanan merkezi üniversite giriş sınavı öncesinde deneyimli muhabirimiz Necmi Onur yanıma gelerek, sınav sorularının çalındığına dair kesin delillere ulaştığını söyledi. Haberin doğruluğuna kanaat getirince Genel Yayın Yönetmenimiz Nezih Demirkent’i gece evinden çağırttık. Ben bu sansasyonel olayın mutlaka manşetten verilmesi gerektiğini savundum ancak Nezih Bey temkinli davranarak haberin birinci sayfadan üç sütun olarak küçük verilmesini uygun gördü. Ertesi gün bu iddiayı bizden başka hiçbir gazete yazamadı. Ancak çok kısa bir süre sonra devlet yetkilileri sınavı iptal etmek zorunda kaldı. Nezih Bey odama gelerek 'Ahmet, seni dinleyip manşet yapmalıymışız' itirafında bulundu."

"Hayatlar Namlunun Ucundaydı": Uğur Mumcu’nun Hedef Göstermesi ve Anda Dağıtım Deposu Yangını

Yayıncılık faaliyetlerinin dağıtım ayağındaki eksikliği görerek Hürriyet’teki parlak kariyerini noktalayan İyioldu, milliyetçi neşriyatın Anadolu’ya ulaştırılması adına Anda Dağıtım şirketini kurdu. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayın ihalesine girmek için gereken yüksek miktarlı teminat mektubunu çözmek adına Aydın Doğan ile masaya oturduklarını, ancak Doğan’ın cirodan yüzde 15 pay talep etmesi üzerine bu anlaşmadan vazgeçtiklerini anlattı. Krizi, Adanalı bir dava arkadaşının tarlalarını gözünü kırpmadan ipotek etmesiyle aştıklarını ve Diyanet kitaplarını cami önlerindeki sergilerden modern kitapevlerinin vitrinlerine taşıdıklarını ifade etti.

Türkiye'nin ideolojik kamplaşmalarla sarsıldığı ve kardeş kavgasının körüklendiği terör döneminde çok büyük tehditler aldıklarını belirten Ahmet İyioldu, gazeteci Uğur Mumcu’nun köşe yazılarında Anda Dağıtım’ı ve şahsını defalarca hedef gösterdiğini anımsattı. Ölümle burun buruna yaşadıkları o günleri hüzünle anlatan usta yazar, "Hayatların namlunun ucunda olduğu karanlık bir dönemdi. Yüce Mevla bizleri korudu ancak Kadırga’daki evine gece baskını düzenlenen masum depo sorumlumuz Ömer Uğraş arkadaşımızı maalesef şehit verdiler" dedi. Görevi devretmesinden üç yıl sonra Anda’nın deposunda çıkan gizemli yangında 50 kamyon dolusu kitabın itfaiye sularıyla hamur haline gelerek SEKA’ya geri dönüşüme gönderildiğini, yirmi yıllık dev çınarın bu sabote edici yangından sonra borçlarını ödemek için mülklerini satarak ticari hayatına son verdiğini sözlerine ekledi.

Siyaset arenasında da aktif rol üstlenen İyioldu, 1974-1979 yılları arasında Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel İdare Kurulu Üyesi olarak Alparslan Türkeş ile yakın mesai harcadığını söyledi. 1974 yılındaki Ecevit-Erbakan koalisyonunun çıkardığı genel affın, 12 Mart muhtırasıyla içeri giren radikal örgüt militanlarını sokağa saldığını ve bunun da Nihat Erim suikastına varan anarşi ortamını tetikleyerek 12 Eylül 1980 ihtilaline zemin hazırladığını belirtti. MHP yönetimi olarak anarşinin önlenmesi ve devlet otoritesinin kurulması yönünde yaptıkları her milli açıklamanın, sıkıyönetim tarafından askeri darbeye davet olarak yorumlanıp dava konusu edildiğini de sözlerine ekledi.

Yaşamının sonraki evrelerinde Türkiye gazetesinde de idari görevler üstlenen Ahmet İyioldu, kendisini Konyalı hemşehrileriyle buluşturan Aydınlar Ocağı yönetimine şükranlarını sundu. Programın hitayında, Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Hikmet Kaplan, Konya Şubesi Başkan Yardımcısı Mustafa Sinan Ümit ve eğitimci üye İbrahim Altay, bu özel gecenin anısına Ahmet İyioldu’na saygı belgesi ve çeşitli kıymetli eserler takdim etti.

Kaynak: HABER MERKEZİ