GENEL

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında vizesiz dönem başladı! Bazı istisnalar hariç tutuldu

Ankara ile Riyad arasındaki diplomatik ve bürokratik ilişkileri yepyeni bir seviyeye taşıyacak kritik bir adım atıldı. İki ülke arasında bir süredir üzerinde çalışılan ve geçtiğimiz mayıs ayında Ankara'da resmiyet kazanan vize muafiyeti anlaşması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı kararla Resmi Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girdi.

Abone Ol

Türk ve Suudi Arabistan vatandaşlarının hareketlilik süreçlerini kolaylaştırmayı hedefleyen bu stratejik hamle, her iki ülkenin diplomatik ve özel statülü pasaport sahiplerini yakından ilgilendiriyor. Yasal dayanaklarını Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden alan bu düzenleme, iki başkent arasındaki köklü ve özel ilişkileri mütekabiliyet, yani karşılıklılık ilkesi çerçevesinde çok daha dinamik bir yapıya kavuşturuyor.

BELİRLİ PASAPORT SAHİPLERİNE DOKSAN GÜNLÜK SERBEST GENEL MUAFİYET

Yeni dönemle birlikte hayata geçen düzenlemenin merkezinde, seyahat özgürlüğünü artıran süre sınırları yer alıyor. Anlaşma hükümleri doğrultusunda, geçerli diplomatik veya hususi pasaport taşıyan Türk ve Suudi Arabistan vatandaşları, karşılıklı olarak vize yükümlülüğünden muaf tutulacak. Bu muafiyet, kişilerin her yüz seksen günlük zaman dilimi içerisinde toplamda doksan günü aşmayan seyahatleri için geçerli olacak. Ülkelerin topraklarına giriş, transit geçiş ve geçici konaklama gibi süreçleri kapsayan bu kolaylıktan yararlanabilmek için en kritik şart ise pasaportların geçerlilik süresiyle ilgili. Seyahat edecek kişilerin sınır kapılarına geldikleri esnada, pasaportlarının en az altı ay daha geçerliliğe sahip olması zorunlu kılınıyor.

ÇALIŞMA İZİNLERİ VE İNANÇ TURİZMİ MUAFİYET KAPSAMI DIŞINDA KALIYOR

Atılan imzalar her ne kadar sınır geçişlerinde büyük bir esneklik sağlasa da yasal sınırlandırmalar ve ulusal mevzuatların kırmızı çizgileri titizlikle korunuyor. Kısa süreli turistik veya resmi ziyaretler dışındaki uzun soluklu planlar için muafiyet geçerli olmayacak. İki ülkede de çalışma, eğitim, bilimsel araştırma veya aile birleşimi gibi özel amaçlarla bulunacak kişilerin, ev sahibi ülkenin ulusal yasalarına göre önceden meşruhatlı vize alması gerekiyor. Ayrıca, vizesiz giriş hakkını kullanan kişilerin gittikleri ülkede herhangi bir ticari iş veya resmi kazanç sağlayan faaliyette bulunması kesinlikle yasak.

En dikkat çekici istisnalardan biri ise inanç turizmine yönelik oldu. Suudi Arabistan’a Hac veya Umre vazifelerini yerine getirmek amacıyla seyahat edecek Türk vatandaşları, bu genel muafiyet rejiminden yararlanamayacaklar. Kutsal toprakları ziyaret edecek kişilerin, bu ibadetler için Suudi makamlarınca özel olarak tahsis edilen vizeleri alma zorunluluğu aynen devam edecek.

SINIR GÜVENLİĞİ, BELGE PAYLAŞIMI VE MÜCBİR SEBEPLER GÜVENCE ALTINDA

Uluslararası standartlara uygun olarak hazırlanan metin, acil durumlar ve bürokratik güvenliğe dair de net kurallar içeriyor. İki ülkenin yetkili makamları, kullanılan resmi pasaportların güncel örneklerini belirli bir takvim dahilinde karşılıklı olarak paylaşacak. Seyahat esnasında pasaportunu kaybeden ya da belgesi hasar gören vatandaşlar, kendi ülkelerinin konsolosluklarından alacakları geçici belgelerle çıkış yapabilecek.

Hastalık veya doğal afet gibi mücbir sebepler yüzünden yasal doksan günlük süreyi aşmak zorunda kalan kişilere ise ek süre talebinde bulunma hakkı tanınıyor. Ulusal güvenlik, kamu düzeni ya da küresel sağlık krizleri gibi olağanüstü durumlarda ise tarafların anlaşmayı tek taraflı ve yazılı bildirimle derhal askıya alma yetkisi bulunuyor.

BEŞ YILLIK TAAHHÜT VE OLASI UYUŞMAZLIKLARDA İNGİLİZCE METİN ESAS

Ankara'da Türkçe, Arapça ve İngilizce olmak üzere üç farklı dilde, eşit hukuki geçerlilikte imzalanan bu ortak metin, beş yıl boyunca yürürlükte kalacak. Eğer ülkelerden biri sürenin bitiminden en az altı ay önce ortaklığı sonlandırmak istediğini diplomatik kanallarla bildirmezse, anlaşma beşer yıllık dönemler halinde kendiliğinden uzayacak. İlerleyen süreçte metnin yorumlanması ya da uygulanması aşamasında iki ülke arasında herhangi bir görüş ayrılığı yaşanması durumunda ise uluslararası teamüllere uygun olarak İngilizce metnin referans alınacağı karara bağlandı. Olası tüm uyuşmazlıklar üçüncü bir yargı merciine taşınmadan, doğrudan tarafların diplomatik müzakereleriyle dostane şekilde çözülecek.