YARIM ASIRLIK MİRAS TYB ÇATISI ALTINDA BULUŞTU
Kültür ve sanatın kalbinin attığı adreslerden biri olan TYB Konya Şubesi, Türk musikisine adanmış bir ömrün sanatsal yansımalarını çok anlamlı bir anma programıyla günümüze taşıdı. TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen ve düzenleyiciliğini Fahri Özçakıl’ın üstlendiği bu özel etkinliğe, usta sanatçının yakın dostları ve talebeleri katıldı. Necati Çelik’in konuşmacı olarak katılarak merhum ustadın şahsiyetini ve bilinmeyen yönlerini anlattığı programda, Ali İnan ve Ertuğrul Tanata da etkileyici müzik icralarıyla sahne alarak salonu dolduran sanatseverlere unutulmaz bir gece yaşattı.
"EVRENSEL BİR DİLLE MUSİKİYİ YENİDEN İNŞA EDEN BİR KÜLTÜR ADAMIYDI"
Programın ana konuşmacısı olan Necati Çelik, Tanrıkorur’un geleneksel müziği geleceğe taşıma noktasındaki hassasiyetini ve eşsiz bestekarlık yönünü çarpıcı sözlerle aktardı. Tanrıkorur’un sadece bir ud virtüözü ya da bestekar olmadığını vurgulayan Çelik, onun aynı zamanda Türk musikisinin felsefesini, kimliğini ve derinliğini ulusal ve uluslararası sahada en gür sesle savunan bir kültür adamı olduğunu dile getirdi. Sanatçının musikide taviz vermediği asil duruşunun, geleneğin aslına sadık kalarak yeniyi inşa etme gayretinin en somut tezahürü olduğunu belirten Çelik, arkasında bırakılan çeyrek asırlık mirasın hâlâ genç kuşaklara rehberlik ettiğini söyledi. Tanrıkorur'un lirik ve sade okuyuşuyla son dönemin en önemli musikişinasları arasına girdiğini ifade eden Çelik, ustanın hocalık felsefesindeki şu derin cümleyi de aktardı:
"Cinuçen Tanrıkorur'un bana en güzel hatıra kalan laflarından biri şuydu: Evladım, hiç kimse hiç kimseye hiçbir şey öğretemez; öğrenci istediği kadarını öğrenir. Bana önüne nota döküp klasik anlamda bir hocalık yapmadı ama yolda yürümesini, konuşmasını, ud çalmasını biz ondan öğrendik."
150 ESERİN SAHİBİ USTADAN SADETTİN KAYNAK HAYRANLIĞI VE MÜTHİŞ TEVAZU
Necati Çelik, Cinuçen Tanrıkorur’un kendi eserlerine karşı gösterdiği eleştirel yaklaşımı ve büyük usta bestekarlara duyduğu sarsılmaz saygıyı bir hatırasıyla gözler önüne serdi. Bir gün birlikte bir buselik eser geçerken, Sadettin Kaynak'ın "Saçlarıma aklar düştü" şarkısını okudukları esnada Tanrıkorur'un kendisine döndüğünü anlatan Çelik, usta sanatçının büyük bir tevazuyla kurduğu şu sözleri paylaştı:
"150 küsur civarında eserim var ama bunlardan bir tanesi Sadettin Kaynak'ın şu eseri gibi olsa, diğer eserlerime dönüp bakmam."
Çelik, bu yaklaşımın sadece nezaketen söylenmiş bir söz olmadığını, büyük sanatçının kendi eserlerine her zaman ne kadar mesafeli ve samimi bir eleştirel gözle baktığının en büyük kanıtı olduğunu vurguladı.
SINAV KOMİSYONUNDAN ANKARA KONSERİNE UZANAN DUYGUSAL HOCA-TALEBE BAĞI
Programda söz alan Ali İnan ise Cinuçen Tanrıkorur ismini ilk kez 1978 yılında Konya'da açılan Mevlevi ayinleri beste yarışmasında birinci olan "Bayati Araban Mevlevi Ayini" ile duymaya başladığını aktardı. 1985 yılında Selçuk Üniversitesi Rektörlük binasında sınava girdiğinde komisyon başkanının Cinuçen hoca olduğunu belirten İnan, içeri girdiğinde hocasının kendisini "Hoş geldin yavrum" diyerek karşıladığı o ilk anı dün gibi hatırladığını söyledi. Yıllar boyunca süren bu derin hoca-talebe ilişkisinin bir süre sonra manevi bir bağa dönüştüğünü anlatan İnan, Ankara'da bir konser öncesi yaşadıkları duygusal anı şu sözlerle dile getirdi:
"Hocamla ilişkilerimiz uzun yıllar devam etti. Ankara'da bir konser öncesi yanına gittiğimde bana 'Evladım, seni öpmek benim haddim değil ama ben seni öpmeden duramıyorum' dedi. Birlikte hem öpüştük hem de ağlaştık. O günkü heyecanımı, hocanın eserini onun önünde icra etmenin ağırlığını ve o manevi atmosferi tarif etmem mümkün değil."
ÖLÜMSÜZ ESERLER KONYA SEMALARINDA YANKILANDI
Anma programının müzik bölümlerinde, Cinuçen Tanrıkorur’un Türk musikisi repertuarına kazandırdığı birbirinden seçkin ve nadide eserler büyük bir ustalıkla icra edildi. Sanatçının "Ferahfeza Mevlevi Ayini"nden bölümler ve "Tutarak Kalbimin Üstünde Cefakar Elini" adlı eseriyle başlayan müzik ziyafeti, Uşşak makamındaki "Yakut, Mine, Zümrüt Bana Birdir Kayalarla" isimli Nakış Yürük Semai ile devam etti. Dinleti; "Bir An Fani Varlığın Sıyrılarak Kabından" adlı eser, Hicaz makamındaki ilahiler, taksimler ve son olarak bestekara ait olan "Bî Mekânım bu cihanda" adlı eserin icra edilmesiyle ihtişamlı bir şekilde tamamlandı.

KUR'AN-I KERİM TİLAVETİ VE BERAT TAKDİMİYLE KAPANIŞ
Bu duygu dolu ve anlamlı gecenin kapanışı, Hafız Ali İnan’ın gerçekleştirdiği Kur’an-ı Kerim tilavetiyle yapıldı. Programın hemen ardından etkinliğe katkı sağlayan ve emeği geçen konuklara katılım beratları takdim edildi. Değerli konuklara beratları; TYB Konya Şubesi Başkanı Ahmet Köseoğlu, Prof. Dr. Bilal Kuşpınar, Prof. Dr. Ahmet Alkan, Dr. Hacı Ahmet Şimşek ve baro eski Başkanı Hasip Şenalp tarafından gururla sunuldu. Büyük ustanın yad edildiği anma programı, salondaki tüm katılımcıların bir araya gelerek çektirdiği hatıra fotoğrafıyla son buldu.




